19 MAYIS VE GENÇLİK!
Bugün 19 Mayıs! Tarihimizin 'önemli' günlerinden biri.
Yani Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı.
Milli Mücadele 'destanının' yazıldığı tarihi bir gün; 19 Mayıs!
Dört bir tarafı İtilaf devletleri tarafından sarılmış.
Osmanlı İmparatorluğu 'kâğıt' üzerinde paylaşılmıştı.
Bin yıllık 'geçmişe' sahip, onlarca medeniyeti bağrında yeşerten.
Koca bir İmparatorluk 'yok' edilmişti. İşgal üzerine işgaller.
İçten ve dıştan 'kemiren' siyasiler.
Padişahın 'çevresini' saran 'dış piyonlar'!
Görevlerini tamamlamış, Osmanlı'yı 'ölüm' döşeğine almıştı.
Yeniden 'diriliş' ve Milli Mücadele Harekatının 'başlatılması' için kıvılcım gerekliydi.
Yoksa 'hasta' adam olacak. Ve bir daha 'yeryüzünde' anılmayacak, yaşamayacaktı.
Bunun için de; 'hasta' adam ayağa kalkmalıdır. Kalkması için de; 'uyarılması' ve ateşin gürleşmesi için küçük 'kıvılcım' lazımdı.
İşte onu da, Mustafa Kemal Atatürk 'çaktı'!
Anadolu'ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler gönderildi.
Bunlar da önemli yetkilerle donatıldı. ''Nasihat heyetleri'', ''tahkik heyetleri'', ''teftiş heyetleri''
Ve böylece ülke sathında 'Milli Mücadele'nin kıvılcımı ateşe döndü.
İhtilaf Devletlerinin 'işgali' altındaki topraklar bir-bir geri kalınmaya başlandı.
'Küllenmiş' bir yönetimden 'dipdiri' bir düşünce yarattı.
Ki; Tarihte hiçbir lider yoktur ki çocuklarına, gençlerine bayram armağan etsin.
O lider bir tek Türkiye'ye aittir.
***
Tarihi 'mücadelenin' özetini bu satırlarla aktarırken, günümüz gençliğine gelmek istiyorum.
Yani; 'Atatürk'ün', Türkiye'yi emanet ettiği 'gençler'!..
Bugün için 'haklarında' söylenenler çok da 'iç açıcı' değil.
Göğsümüzü 'gererek' işte gençliğimiz..
Ya da; 'geleceğin' umutları diyebileceğimiz bir manzara ne yazık ki yok.
Hep; Umut gençlikte deniyor. Ancak gençlik için 'yapılana' gelince bir arpa boyu yol yok.
İşte size çok önemli tarihi bir araştırma. Her ne kadar; 'Ülkenin' genel profilini çizmiyorsa da.
Önemli bir veri ortaya koyuyor. 'Gençlik' nasıl bir ruh yapısı içerisinde diye.
Ve gelecekle alakalı 'umutları' nelerdir?
Araştırma Anadolu Ajansından geldi.
Ankara Genç İşadamları Derneği'nin 'Gençlik araştırması'.
Geleneksel hale getirilen bir araştırıma.
Sanırım geçtiğimiz yıl ve bir önceki yıl da yapılmış.
Her 19 Mayıs günü 'araştırma' kamuoyuyla paylaşılır.
Üç anketin 'ana' sonucuna baktığımızda; 'Gençlerin kafası' bir hayli karışık.
***
Şiddetin 'travması'!.
İlk dayak 'aileden' geliyor. Sonrası 'çevreden'
Peki, kendine kimi örnek alıyor.
'Aile'! Yani ebeveynler..
Tabi ardından ekliyor; 'toplumu' derin bir şekilde 'dejenere' eden mafya-vari diziler.
Erkeklerin yüzde 18,1’i rol modelini önce ebeveynlerinden alıyor.
Sonra da; yüzde 9,2'si Polat Alemdar karakterini benimsiyor kendine..
Genç kızlara gelince.
Önce ebeveynler diyor. Sonra; 'şöhret'in azgın kulvarında öne çıkan isimler 'örnek' alıyor.
Spor yapmadıkları gibi gazete de okumuyorlar. Okuyan var ise de, spor sayfaları ve magazin.
Yani ülkenin genel 'sorunlarıyla' pek meşgul değiller.
Olup-biten bize ne?
***
Sigara, içki mi? Tüketmeyen yok gibi.
Yüzde 32,5’i hem alkol alıyor, hem de sigara kullanıyor.
Ondan değil midir ki; yıllar tüketildikçe 'alkol' tüketimi artıyor.
Bugün sigara kullanma yaşı 06'da..
Uyuşturucu kullanım yaşına baktığımızda; sigarayla pek fark yok.
Fiziksel şiddet. Manevi tahribata verdikleri cevap ise korkunç.
Yüzde 83,5'i, fiziksel şiddete maruz kaldığını söylüyor.
Mutlaka 'birinden' dayak yemiştir.
Bir de yüzde 59,2'si şiddeti 'aile içinden' aldığını söylüyor.
Durumu 'saklı' tutanlar da bir hayli yüksek.
'Şiddete maruz kalmada' yüzde 32,1'i bu soruya yorum getirmiyor.
Susuyor..
Gençlerin 'yaşam' zamanı dilimindeki en büyük korkuları ise 'iş ve işsizlik'
Yüzde 19,2'si iş bulamamaktan ya da işsiz kalmaktan korktuğunu ifade ediyor.
***
Ülkenin 'siyasi' gündeminden çok uzaklar.
Takip etmediklerini dillendirirken, 'siyasi yelpazedeki' yerlerine gelince;
'Farkındalık' geliştiriyorlar.
Muhafazakarlık 'ilk' sırayı alırken.
Yani 'Merkezdeyiz' diyorlar.
Sosyal Demokrat, Liberal, Milliyetçi-Muhafazakar.
Yüzde 75,3'ü, ''yurtdışında yaşamak ister miydiniz?'' sorusuna ''evet'' yanıtını veriyor.
Yurt dışında yaşamak isteyenlerin yüzde 52,8'i, bunun nedenini ''Daha iyi maddi imkanlara kavuşmak'' olarak gösteriyor.
Gençlerin yüzde 59,4'ü, her şeye rağmen dünyaya tekrar gelseler Türkiye'de doğmak istediklerini ifade ediyor.
Ankete katılan gençlerin yüzde 60,4'ü, Türkiye'de artık askeri darbe olmayacağına inanıyor.
Gençlerin yüzde 17,4'ü kötü yönetimleri, yüzde 11,8'i de yolsuzlukları sorun olarak gösteriyor.
***
Bu Ankara 'merkezli' bir araştırma.
Düşünüyorum. Güneydoğu'da böylesi bir anket düzenlenirse.
Bölge gençlerine, 'gelecek' noktasındaki görüşleri sorulursa.
Güven, istikrar, barış ve kardeşlik 'denilirse'!
İş, aş, yoksulluk, geri kalmışlık, eğitim, siyaset.
Mevcut durumun 'tüm kapsamı' görüşlerine sunulursa.
İnanıyorum ki, 'çıkacak' sonuç. Elde edilecek veriler; 'çok aksi' bir istikamette olacak.
Daha karamsar, daha 'umutsuz' ve daha güvensiz bir yaşamdan söz edecekler.
Türkiye'nin 'Başkentinde', böylesi bir 'umutsuzluk' hasıl ise.
Güneydoğusunda, Diyarbakır’ında ''karamsarlığın' dik alası hasıl olur.
Demek ki; 'vay halimize'!
***
Yazık!
Tabi bu yazık 'kelimesinin' muhatabı bugünkü gençlik değil.
Dünün gençliği de değil..
Bugünkü 'gençliğe' vah dedirtenlerdir.
Umutsuzluğu, karamsarlığı ve endişeyi 'dayatanlardır'..
Onlar da 'malumdur'!.. Kimler derseniz?
Örgütlenmeyi yasak, siyaseti tuzak, ötekileştirmeyi mübah gören zihniyetlerdir.
Ve bunların oluşturduğu 'hakimiyetidir'!
Ondan değil midir ki, yıllardır yaşadığımız 'travmalar'!.
'Ülkemi' ben kurtaracağım 'örgütlenmemle'..
'Bu ülke batarsa ben de batarım' deyip beyin yormaya çalışanlar.
'Bu gemide de ben de varım' diyenleri 'birbirine' kırdıran zihniyetler var olduğu müddetçe.
Cezaevleri 'düşüncelerini' ifade edenlerle dolu olduğu sürece.
Kimsesizler 'mezarlığı' büyüme gösterdiği müddetçe.
Faili meçhul cinayetler. Katliamlar, işkenceler, baskılar, hayali suçlamalar.
Fişlenmeler. Ve ötekileştirmeye dayalı politikalar 'güdüldüğü' sürece.
İnsanlar 'sınıflandırmaya' zorlandıkça.
İş, aş 'peşinde' koşanların her geçen gün milyonlarla ifade edildiği müddetçe..
'Türkiye' dinamik ve mutlu bir gençliğe sahip olamaz.
Hele 'yarınlara' güvenle hiç bakamaz.
Bunlardan dolayı değil midir ki; 'toplum' gibi gençliğin 'kafasının' karışık olması.
Atatürk'ün 'Gençliğe' armağan ettiği 19 Mayıs'ta; 'Parlak nutukların' sarf edildiği gün olmaktan öteye gitmez.
Biz yine de; 19 Mayıs Kutlu olsun diyelim.