ALTILI UZLAŞIRSA, AMA ÇARK ACAYİP!…
Oy birliği mi?.. Oy çokluğu mu?.. Ya da, uzlaşı mı?.. Her ne ise, Kemal bey “adaylığıyla” alakalı, konuşmuş.. Demiş ki; “Altılı masa uzlaşırsa, ben hazırım..” İyi de, “masa” orda, etrafında oturanlar orda.. Ki, “tur ziyaretleri de” tamamlandı, ne eksik ki “uzlaşı” noktasında, sonuç alınmamasına ilişkin?!…
***
Ha bu arada, “uzlaşı” veya da “mutabakat” yönündeki “adaylık” tercihindeki “kasıt” nedir?!.. Demek istediğiniz, 6 siyasi partinin “tümü” firesiz şekilde, “Evet Kemal Beyi istiyoruz mu?..” Yoksa, matematiksel yönde “rakamsal” çoğunluk mu, kastınız?.. 5’e 1, 4’e 2, ya da 4’e üç olursa.. Evet ya, iş berabere tercih konulsa!..
***
Bu rakamsal sonuçlar konuşulmuyor!.. Peki, yeterli mi “yuvarlak” lafların, 2023’e odaklı, Cumhurbaşkanlığı seçimini, kazanmaya!.. Ya da, altılı istedi, “her şey oldu bitti” mümkün mü?!.. Partilerin tabanı, yönetim kadrosu ve tabi ki seçmenleri, “tek aday” noktasındaki altılı masanın tercihine “biat” eder mi?!…
***
Her altılı zirve sonrasında, “şu eşitlik ve mutabakat” lafları var ya, o da ayrı bir handikap!.. Eşitlik deniliyor, ama masanın “koordinasyonu” tek kişi de, yanında bir tek kişi var o da, “ben başbakan olmak istiyorum” kodundan çıkmıyor.. Olası hamlelerde ise, “sarı kartı” gösteren, “bensiz bir hiçsin” diyor…
***
Neyse!.. Altılı Masa’nın “uzlaşı, mutabakat ve oy birliği” gayreti devam etsin.. Kafaları meşgul eden, HDP bu işin neresinde olacak?.. Masa’da “ne mümkün” oturuşu?.. Düne kadar HDP’ye “gülücükler” atan, “meşru parti” diyen hukuktan, nizamdan, meclis temsiliyetinden dem vuran Akşener.. Ki AK Parti ve MHP’ye “HDP’yi şeytanlaştırıyorsunuz” diye yüklenirken bugün diyor ki, “HDP’nin olduğu masada biz olmayız!?..”
***
Nasıl bir tezat hal!?.. Sahi, “Hukuken meşru” olmakla, “siyaseten meşru” olmak arasında, ne fark var?… HDP’nin altılı masada oturmasına dair, “hukuken” bir engel var mı; yok!.. Peki, siyaseten birlikte yürünmesine, yan yana olunmasına, bir karede görünmekten “engel teşkil” eden, siyasi tavır neyin izahatını getirir?!…
***
Kaldı ki, Karamollaoğlu “meşru bir parti” diyor HDP için.. Davutoğlu “biz her partiyle görüşürüz” modunda.. Ali Babacan dünden ittifaka razı.. Kılıçdaroğlu’nu deseniz, parti yönetimi hatta tabandaki seçmen bile CHP’deki değişimi, “CHP HDP’leşti” yorumunda bulunuyor.. Bir tek Akşener “dün dündü, bugün bugündür” siyasetiyle, şimdilik “aynı masada olmayız” diyor…
***
Hasılı, altılı masa ve etrafındaki çark çok ama çok derin bir “acayiplik” içerisinde, dönüyor!.. İbre her an için, değişikliğe hazır.. İşte bu çarkta doğrusu ne Kılıçdaroğlu ve ne de Yavaş’a uygun, tamamen İmamoğlu’na uygun.. Ama o da, “tatil keyfiyetiyle” lazım olduğunda ortada bulunmamanın zafiyetiyle, “treni kaçırdı?”.. Görünen o ki, altılı masa ve sokağına sokulmayan HDP eksenli “siyasi mülahazalar” bizi meşgul etmeye devam edecek?…
***
ÇÖZERSE ERDOĞAN ÇÖZER…
Metropol’ün “kararsız seçmen” konusundaki, “tercihsel dönüşünü” kısm-i yönde analiz ederek, dün sizinle paylaşmıştım… “Sebep, sonuç” ilişkisini içeren, yüzdelikleri de aktararak… Ki, geçtiğimiz aylara kadar yüzde 20’lerin üzerinde olan, kararsızların yarı yarıya düşmesi ve bunların da AK Parti’ye ekseriyetinin “dönüşte” olduğuna dair veri, şu tezi ikmale getiriyor…
***
Ki burada, AK Parti’nin üst aklı, yönetim kadrosu ve teşkilatları “çözümün adresi, AK Partidir” algısını güçlendirmeleri lazım geldiğini söylüyor!.. Çünkü, bir çok araştırma şirketinin de, verilerinde bu bariz şekilde seçmen tarafından telaffuz ediliyor.. “Yaparsa Erdoğan yapar.. Sorunu çözerse, Reis çözer” fikri ağırlıkta.. Yani, yaşanan sıkıntıların giderilmesi yönünde, Erdoğan’ın çözüm odaklı her hamlesi, “kararsız ve küskün seçmenin” AK Parti’ye döndüğü gerçeğini ortaya koyuyor…
***
Ki, son hamlelerin dönüşte katkısı çok.? Mesela, icralık olan elektrik, su, telefon ve doğalgaz borçlarının ödenmesi, sağlık sisteminde yaşanan randevu sıkıntısının sona erdirilmesi, doktor maaşlarındaki artış, asgari ücrette ara zam, memur ve emeklilere enflasyonun üzerinde maaş artışı sağlanması ve tarımda taban fiyat yükselişi, nefes aldıran adımlar… Devamı şart…
***
TARİHE DÜŞÜLEN BİR NOT!…
Ülkenin siyasi tarihi, kısm-i yönde herkesin malumudur.. Parti liderleri ve partiler açısından, “tarihin” siyasi yöndeki seyrine bakıp, sürekliliğini yakalamak önemlidir… Buna da mahir olmak lazım.. Çünkü, o gün yaşananlar her ne ise, bilinmelidir ki bugünlere uzanan bir damara sahiptir…
***
Bu da, “ders-i ibret” noktasında bugün yaşanan ve yaşatılanları daha iyi kavrama, imkanını sağlıyor.. Denir ya, “yaşananların farkına varabilmek..” Demem o ki, tarih hiçbir şekilde “kuru bir malumat yığını” değildir.. Bilakis, sizi her yönüyle geleceğe götüren bir ayna ve aydınlık ışığıdır.. Yani, tarihten ders almak lazım…
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sadece fazla ileri gitme riskini göze alanlar ne kadar ileri gidebileceğini öğrenir.