AZICIK TUTARLILIK OLSA!…

 

Ne hazin ki, muhalif mahallede durum değişmiyor.. Ki artık, "siyasi aktiviteleri" halk deyimiyle; kabak tadı verdi!… Değişmiyor, "tutarlılık" adına, zerre-i miskal aktiflik yok.. Hesapsız bir gidişat!… Pata-küte..

***

Ne diyorlardı?.. Erken "Seçim" zorunlu.. Baskın "seçim olacak" diyen de oldu.. Tutmadı.. Bilahare, 2021'in Haziran ayı denildi.. O da, olmadı, sonbahara yelken açıldı, tutmadı.. Şimdi de, 2022 sonbaharına çektiler!… 2023'ün "ilk ayları" diyen de yok değil…

***

Hasılı!.. Seçime bir buçuk yıl var iken, "biçilen donların" haddi hesabı yok!.. Aday, adaycıklar, yönetimsel, yönetimcikler bazında da; "edilmeyen, söylenilmeyen, üretilmeyen, dillendirilmeyen "formül" kalmadı… Ama burda da, tutarlılık yok!…

***

İmamoğlu'dan Yavaş'a, Kesici'den Gül'e, Kılıçdaroğlu'ndan bilmem daha kime!?.. Şu olursa böyle olur, bu olursa şu olur… Olur da olur, ama ortaya hiçbir şey yok.. Ki, Meral Hanım da, İstanbul'un NeFatih'inden(!), "şişirdiği" baloncukla, "kendine makam" biçti..

***

Neymiş!… Kendisi "reisliği" değil, "Başbakan olmayı" layık görmüş.. "Ben başbakan olmak istiyorum!?" İyi de, "vaziyet" yaz aşkını ihtiva etmiyor ki, "şıp diye" sevilsin, olsun, bitsin!..

***

Bu aşkın "vücut" bulması için, 40 fırından ekmek yemek lazım.. Dereyi görmeden paçayı sıvama misali!.. Birincisi "seçim kazanılacak?".. İkincisi "sistem değişikliğine" gidilecek.. Ki bir seçim daha olması lazım!…

***

Dur hele yine olmadı.. Bu kez; "adaylık" birinci parti çıkma koşulu.. Ve meclis sandalyesi aritmetiği… Hepsi, firesiz sonuçlanırsa.. Bay Kemal "rıza" gösterirse, HDP "evet" derse, Saadet "boyun" eğerse.. Ki, Ahali de "Meral Bacı" gelsin kodundan hiç ayrılmazsa; o olur…

***

Ki bu da, bizim Diyarbakırlıların deyimiyle!.. Piri memre buhar te.. Yani ölme nenem, bahar gelecek.. Sokak ifadesiyle; "ölme eşeğim ölme!.." Anlayacağınız Meral Bacı "mucizelerin" kadını olması hesabıyla, "eldeki sihirli" değneğiyle, işi seriye almış!.. Haydi kolay gelsin…

***

Yine mi, İlhan Kesici!… Bildim bileli, son 30 yılın sürekli dillendirilen ismi; "ama" ne gariptir ki, değişen bir şey yok!.. "Umutlandırılıyor", gündemleştiriliyor, kendisi de "havaya" giriyor, sonrası "hayal kırıklığı?"..

***

Pek aşina değilim Kesici'ye!.. Lakin, kim olsa yaşadığı bu travmatik siyaset karşısında, "ruhi" bir arızayla, yüz yüze gelmesi kaçınılmazdır.. Galiba, ekranlara yansıyan hal-i durum da, bunu göstermiyor ki; "ikilem uyandıran" beyanlarıyla!…

***

Neyse ki, Allah'tan bizim hemşerimiz Hikmet Çetin Abi'nin "adı" ikide bir zikredilmiyor… Bir duruşu, bir abiliği, bir uluslararası 'konumu' vaki iken!.. "Ağızlara" sakız misali, çiğnetilmemesi, hayırlı bir durum..! Yani tutarlılık var.. Kendisi ırak kalsın bu işlerden?..

***

BEY KEMAL'İN KAFASINI KARIŞTIRAN ÜÇ SORU!?..

Muhalefetin "aday arayışında" giderek Bay Kemal'in ismi "ağırlık" kazanıyor.. Ki Akşener'in "Başbakanlık istiyorum" çıkışıyla, gidişat Kılıçdaroğlu için "düzlük" oluşturdu.. Pek de, engel yok, rakip pek yok gibi!..

***

Ama, bu rotada "kafaları" karıştıran üç engel mahiyetli soru var.. Ki dün, Selvi bunları "sesli" dile getirdi?.. Kılıçdaroğlu "adaylıktan" vazgeçebilir mi diyerek, sordu?… 

***

Can alıcı soru şu!… Malum, Kemal Bey CHP'nin başına "oturup" bir daha kalkmama hali, "onun ne kadar "sağlamcı" olduğunu göstermiyor değil.. Tıpkı, Gül gibi.. Kimler kapısını aşındırmadı ki, ama gördü ki kazanamayacak, "oyalayıp" durdu!..

***

Şimdi!.. Girdiği her seçimi" kaybedip, "sonucu" eline-yüzüne" bulaştırmış olan Bay Kemal… Yerel "seçimlerdeki" başarı grafiğini, kaybetmek ister mi!?.. Öyle ya, "aday olup" seçimi kaybetmek var.. Kaybedildiğinde  de, "Siyasi ihtirasları yüzünden seçimi kaybeden siyasi lider damgasını yemekte" var?..

***

İşte, bu damgayı Bay kemal yemek ister mi?… Ya da; sineye çekebilir mi?. Bu kritik soru; fena şekilde "kafa karıştırıyor, zihnini  yoruyor?".. Tabi, Meral Hanım'ın da, HDP'nin "aday" konusunda "seçilebilecek kişi" tanımında bulunması da; ayrı bir vesayet!…

***

"Kazanabilme" şansı olan isimler var iken, "seçilemeyecek" bir kişinin, bile bile adaylığı, lades olmaz mı?!…

***

KİMLERE KANDIK!….

Bizimkisi hazin bir tablo!.. O eski Türkiye ve tabi ki, İnsanı.. Ülke ve yönetimler rahmani" değildi, ama halk rahmani idi.. İşte; ona dair bir kare resim!.. Şu tipe, şu surata, şu kılığa, şu adama bir bakın, ki adam demem!.. Mahlukata bir bakın!…

***

Oktar Babuna… Nasıl da kandık, nasıl da, "yem" olup, paramızı, pulumuzu, canımızı, kaptırdık!.. İki binlere, dayandığımız zaman idi.. 1999'da… Gazetelerde çarşaf çarşaf haberler, yorumlar, makaleler, görsel haberler… "Bu adam lösemi hastası, ilik nakline ihtiyaç var?"..

***

Eğer ki, "tedavi edilmezse" eğer ki "uygun ilik" bulunmazsa!.. Eğer ki "ilik nakli" yapılamazsa; bir kaç hafta içerisinde ölecek.. Herşey "ölüm-kalım…" Yurdun dört bir yanında, "şahlanan" rahmani ve insani duyguyla; millet "ilik kuyruğuna" girdi…

***

Öyle ya, hasta bir doktor!… Hipokrat yemini etmiş bir hekim.. Ölmesin, yaşasın" diye, büyük fedakârlıklar sergilendi.. Sahiplenildi, imkanlar oluşturuldu.. Yurt dışı bağlantılar oldu.. Kampanyalar yapıldı.. Peki sonra, "toplanan milyonlarca lira" para, ve ilik!.. "Sırra kadem bastı.?"

***

Ve kayıp dönemi oldu!… Yıllar sonra bu kez "kedicikleriyle" arz-ı endam eden, jöleli, lüks ve ihtişamlı hayata sahip, bol bol "mankenler", cicilim, bicilim bir adam olan Adnan Oktar'ın yanında bitiverdi!.. Mürit olmuş..

***

Bir görünüp, bir görünmez olan adam, bu kez yukarıdaki resimle bugün boy gösteriyor.. Faça yerinde olsa da, karakter bambaşka… Bin bir surat.. Ama resim cezaevinden!… Hapiste.. 16 Eylül'de, Tekirdağ cezaevinin avlusunda çekilen bir resim…

***

Babuna resmine not iliştirmiş.. “Bu bıyıklarımı tahliye olana kadar kesmeyeceğim, uzatabildiğim kadar uzatacağım...”

***

Suç nevileri.. Ne ararsan var.. Enva-i ahlak dışı, dolandırıcılık, üçkağıt, taciz… Olmayan tek şey; "ahlak ve insani karakter?".. Peki, yeni "karakteriyle" kendini "Koca Yusuf'a" benzetme haline, ne denilebilir?…

***

Doğrusu söylenecek söz çok!.. Bu ülke insanı rahmani ve insani maneviyatı yüksek ahlaki değerlerle, "kendini" hep var etmiştir.. Ama ne hazin ki, "saflık" noktasında, ne kadar da şeytan ruhlulara, Adnan Oktar gibi "üç kağıtçılara" yem olmuşuz… Sahi ya; kediciklerin sahibi ne yapıyor?..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Dünya bir penceredir, her gelen baktı geçti.