BAŞLIKSIZ BİR YAZI?

Yazıya odaklanmadan önce şöyle bir geriye yaslanalım.
Beynimizdeki 'kemirgen' vakaları da unutalım.
Önümüzdeki içeceği de sabah çayı diye düşünelim.
Ve her şeyden arınmış bir vaziyette odaklanıp, yudumlayalım.
Sabah çayının keyfine bi de 'oh be' diyelim.
Şu hafta sonu keyfime hiçbir şey 'engel' olamaz, kanaati geliştirelim.
Olmaması yönünde de 'kararlı' olalım.
Hele 'teşebbüslere' hiç ama hiç imkan ve müsaade etmeyelim.
'Yasak' bir alan geliştirip, dört bir tarafa 'kordon' çekelim.

***

En önemlisi de; haftanın üzerimize kabus gibi 'çöken' fırtınayı 'öteyelim!
Malum, 'Cunta' girişimine yönelik 'belge'. Halen; 'konuşuluyor'!
Sahte mi, gerçek mi, imza Albay'ın mı, değil mi?
Aslında 'her şey' ulu orta yerde.
Ancak; 'sorumsuzluklar' hasıl olması münasebetiyle; 'mevzu' arapsaçı.
Ha buarada, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı 'kim olacağı" muamması.
Her ne kadar 'mevcut' başkan 'görevimin başındayım' diyorsa da.
Milletvekilleri 'kafaya' takmış. 'Mutlaka' değişecek?

***

Şuan aynen ortaya çıkan 'Cunta Belgesi' misali, bu durum da karışık.
Çünkü Milletvekilleri 'isimler' noktasında üçe ayrılmış vaziyette.
1'e karşı üç, üçe karşı 2.
Bakan Mehmet Mehdi Eker 'başka' bir isme 'odaklı'.
İhsan Arslan'ın fikri başka. Arzu ve Kurt'un 'istemi' ayrı.
Yani 'ortak' bir isim üzerinde uzlaşı sağlanmış değil.
Galiba 'işi' çözecek olan Başbakan Erdoğan'dır.
Bakarsınız, Batman'daki 'uzlaşmazlığı' çözücü formülü Diyarbakır'a da uygular.
Der ki, 'Tek liste, şu isim' seçime girecek. Partinin kongresi de böylece yapılmış olacak.

***

Neyse diyelim. Bırakalım peşini. Haftaya devam diyerek; 'günümüze' ekşilik getirmesine izin vermeyelim.
Şimdilik!
Zaten 'Mevsimin' olağandışı geliştirdiği 'fırtına'da dinmiş.
48 saat içerisinde 'eş zamanda' yağan yağmur.
Dolu ve toz bulutları dün itibariyle bölgeyi terk etmeye başladı.
Ancak meteoroloji yine de; 'uyarıyor'!
Sağanak yağış var diye?
Diyarbakır, Batman ve Siirt bölgesine 'hakim' olacak.
Ama sevindiren 'yağışlı' havanın getirdiği 'esinti'!
Haziran ayının 'ateş' misali kavurucu sıcaklığı 'düşecek'!
Kuzey ve doğu yönlerinde esecek olan Rüzgar 'nefes' aldıracak.

***

Mini Hava Durumu 'faslını' aktardık. Neler olup-bittiğini ve olabilecekleri.
Ha buarada, 'Pikniğe' çıkmayı düşünenler olabilir.
Onlar için de; şu uyarım var. Gitmeden önce 'iyi bi' düşünün.
Çünkü yola çıkmadan; 'sağanak yağış' olabilir. Havanın 'ne getireceği' biraz meçhul.
Neyse mutlaka bu uyarıyı düşünen olur.
Hani derler ya; 'havadan-sudan' bir konuşma.
Bugün de öyle 'konuşuyoruz'!
Konuşmayı da yazı sonuna kadar 'sürdüreceğiz'!
Bu gibi 'sohbetler', beyne ilaç gibiymiş.
Dinlendirdiği gibi; 'atıl' mevzuları da; hard diskten siliyor.
Yani önemli bir seans içerisindeyiz şuan.

***

Heba etmeyelim! Az da olsa 'ferahlamış' görünüyoruz.
Bende bu duygu bir hayli gelişti.
Sizde de "güven duygusu' yeniden canlanmış gibi.
Çatık kaşlı 'durumu' limon ekşisini hatırlayarak, silelim.
Güler yüzlü, hoş bir seda içerisinde, yüzler gülsün.
Hem siz 'gülün', hem de yakınınızdaki. Hem de karşınızda olan gülsün.
O sıcak çayın getirdiği rahatlamayı 'en ince' ayrıntısına kadar hissedin.
Ki 'o muhteşem' tadı, katkı maddesi geliştirmeden 'algılayın'!
'İç dünyamız' bize bunları 'çok görüyorsa da'.
Biz tam aksine, 'inadına, inat' diyelim.

***

YA DOST KİM?

Peki ya 'dostluk'! Size göre 'dostluk' nedir?
Biraz da; buna eğilim gösterelim. 'Dostluk' neye kadirdir?
Dostluk, gereğince tanımlanamazlardandır.
Ancak, yaşamakla anlaşılır.
Bu yüzden 'usta kalemler' ifade eder dostluk, şiir gibi, aşk gibi anlatılmaz yaşanır.
Dahası bir ucu şiire düşer dostluğun bir ucu aşka.
Şiiri ve aşkı bilmeyen bilemez dostluğu, dost olmayınca da şiiri ve aşkı.
Ucuz arkadaşlıkları dost olmak sananlar, kandan öte can kardeşliği olarak gelen dostlukları anlayamaz.
Okkalı bir yürek taşımayan, o yüreği her dem dağıtıp, toplamayan, tadamaz onu.
Çünkü şiirin ve aşkın barınmadığı yerde dostluk barınmaz.

***

Ne dini, ne dili, ne cinsi ne de kavmiyeti vardır dostluğun.
Bir köprü gibi kurulur coğrafyalar arasına.
Arzın bir ucunda yanan ateşte, yanar kavrulur öteki ucunda.
Ayağa adım olur, dile söz olur, yaraya merhem, omuza dokunuş olur.
İki eli kanda da olsa.
Dost, saklayandır, sırtlanandır, paylaşandır.

***

Dostluk iki dünyayı tutan bir yemin, sonuna kadar sadakat, sonuna kadar kefillik ve şahitliktir.
Dostluk gören ve gösteren bir aynadır.
Her dostluk dilini kendi kurar, imtihanı ve icazeti kendindendir.
Dostluk aynı yerde durmak değildir belki.
Daha çok, aynı yöne bakmak, aynı yöne yönelmek ve yürümektir.
Bazen yollar dost kılar insanı, bazen dostluklar yola koyar.
Dostluk bir yoldur. Gerçek dost yarı yolda koymaz,

***

Sizce öyle değil mi?
İsterseniz bi düşünelim.
Zaten sohbetimiz 'havadan-sudan' olduğu için; 'beynimizi' dinlendirdik.
Bu konuşmaların ardından, 'beyin' hard diskimizde önemli bir format gelişti.
Pürüzler 'silindi" virüsler bertaraf edildi.
Pazartesi günü 'daha dinç' ve önemli bir gündemin koşusuyla buluşmak üzere.
Şimdilik hoşça kalın.