BAYKAL'IN YOL HARİTASI
Haksız bir yaklaşım içerisinde olacağımı sanmıyorum.
Ama dozu biraz artırmış olabilirim.
Bu noktada belki birileri bu duruma 'başka' ifadeler üretebilir.
Belki de tam aksine; 'zıt' fikirler üretebilir.
Ya da; 'kendi' siyasal ve sosyal düşüncesinden 'farklı' bir pencere açabilir.
Her ne ise! Kim ne derse desin 'onun' fikri.
Saygı duymaktan öteye gidemeyiz.
Ama ben 'sosyal demokrat' olmakta 'toz' kondurmayan Deniz Baykal'ı 'anlamış' değilim.
Bir türlü 'akıl-sır' erdiremiyorum.
Ve de 'anlam' çıkaramıyorum?
Siyasal duruşu ve söylemleri 'öylesine' kuşku geliştiren bir belirsizlik 'yaratıyor ki?' tekrar-tekrar 'düşünmek' zorunda kalıyorsunuz.
'Nasıl olur?' diye!
***
Bundan dolayı da bir kulvara 'koymuş' değilim.
Necidir, nedir, nedendir, kimlerdendir?
Diyebilecek bir 'yapı' mevcut aktiviteleriyle 'örtüşmüyor'.
Özellikle de, 2007 yılından bugüne sergilediği 'siyasal' trafikten dolayı.
Ergenekon yapılanmasında sonra da bu durum tam bir 'Arap-saçı' misali karmaşık hal aldı.
Öyle ki, 'olup-bitene' karşı sergilediği 'duruşu' net bir ifade üretmiyor.
Üretmediği için de, 'var mı, yok mu' cevabı verilemiyor.
İkisinin arasında 'gidip-geldiği' için de; 'siyasi misyon' yükleyemiyorsun.
Ve böyle olunca da, doğal olarak 'siyasal düşünce' boşluğu hasıl oluyor.
Anlayacağınız istikrar sağlayan bir rotaya henüz kavuşabilmiş değil.
Tabiri caizse, 'Ne sosyal demokrat' diyebiliyorsunuz.
Ne de 'anti-sosyal demokrat' diyebiliyorsunuz?
***
Geliştirdiği 'siyasal formüle' şu tabiri kullanacağım.
Ama uymuyor?
Hani derler ya, 'Siyasette her yol mübahtır' diye.
Baykal'ın bu alandaki 'konsepti de', mübah bir görüntü vermiyor.
Çünkü; 'olabilecek' yol haritasında biraz da üstlenilen misyona yönelik duruş ve düşünce de önemlidir.
Yani 'kaş yapayım derken göz çıkarmamak' gerekir.
İşte son 48 saat içerisinde, Türkiye'de 'yaşanan' vahim niteliğindeki trafiğe karşı sergilediği tutum.
İnanılmaz 'dedirtiyor?'!
Ve sürekli, Türkiye'yi 'askeri vesayet' altında kalması yönünde 'fırtına' geliştiriyor.
Sosyal Hukuk 'devleti' nizamını 'göz ardı ederek', Türkiye'nin çağdaşlaşma ve AB'nin 'kulvarına' dahil olma anlamında 'Kopenhag Kriterleri'ne geçme anlamında, aktifliğine 'takoz' oluyor.
***
12 Eylül darbecilerinin 'yargılanmasına' yol haritası olabilecek 'yasaya' takındığı tutum.
Bu ne yaman 'çelişki' dedirtiyor.
Yasaya 'karşı' geleceksin, ama darbecilerin yargılanmasına yönelik teklife 'memnun' olduğunu söyleyeceksin.
Sonra da, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e söyleneceksin.
Hem de, 'mutabakat' sağlayıp, 'onaylama' anlamında el kaldırdığın 'yasayı' veto etmesini isteyeceksin.
Aksi taktirde 'tarafsın' diyeceksin.
Çok yaman ve derin bir çelişki.
İyi de, 'yasa' olmadan, yargılama olur mu?
Olamayacağına göre, 'memnuniyet' ifadesinin altında devamlı bir memnuniyetsizlik vardır demektir.
Bir de, şu Ankara 'kriterlerini' savunması var ya?
Türkiye'yi sürekli 'askeri vesayet' altında tutma düşüncesi.
Hep şu hayalin peşinde!
CHP-Asker eşittir 'Siyasal İktidar' formülü.
Mazide kalan 'hayaller'!
***
Dün MGK’nın bildirisini 'yorumlarken', bu anlamda ağzındaki baklayı da çıkardı.
'Bildiri beni tatmin etmedi' diye?
Düşünebiliyor musunuz?
Siz 'sosyal demokrat' olacaksınız?
Siz 'laiklikten' dem vuracaksınız.
Hukuk, Adalet ve İnsan Haklarının 'ilkeleri' bizim teminatımızdır diyeceksiniz.
Özgürlükleri 'savunan', eşitliğin 'varlığını' benimseyen, 'modern-çağdaş' demokrasi düşüncesinden 'ödün' vermeyen diye, böbürleneceksiniz.
Öbür yandan da, 'Askeri' vesayetin neden 'masaya yumruğunu' vurmuyor?
Neden MGK Bildirisi 'sert' değil de, yumuşak bir üslup içerdiğinden yakınacaksınız?
İsterseniz Baykal 'noktasında' bir test yapalım.
Sizce diyerek başlıyayım, sonra da 'bence' diyeyim.
Tabi ki, 'analizi' size kalmış.
Hangisi size uygun gelirse?
***
Sizce Baykal 'Bir Sosyal Demokrat mı?
Peki, sizce Baykal 'Bir anti-sosyal demokrat mı?'
Laiklik konusunda sizce Baykal 'Laik mi?' Yoksa Baykal 'anti-laik mi?'
Ha bir de, 'Sosyal Hukuk Devleti' nizamını Baykal benimsiyor mu?
Ya da bu durumu 'içine' sindiremiyor mu?
Yasama, Yürütme ve Yargı'nın 'vesayet' altında kalmadan, 'özgür' ve bağımsız 'iradeyle' işlev görmesinden yana mıdır Baykal.
Yoksa tam aksine 'dipçik' anlayışıyla hepsinin 'vesayet' altında olması gerektiğine inanan mıdır?
Sizlerin nasıl bir 'evet veya hayır' şıkkını benimsediğinizi bilmiyorum.
Ama benim 'şıklar' noktasında evet veya hayır tercihi koymamdan söz ederseniz.
Ben hepsine 'hayır' diyorum.
Çünkü 'vesayeti' kendisine siyasi yol haritası benimseyen Sosyal Demokrat(!) anlayışı hiç bir zaman 'bence evet' görmez.
***
Aslında Türkiye 'Baykal'a ve 'Ana Muhalefet' partisi lideri olmasına rağmen, 'demokrasi' anlamında önemli mesafeler kaydediyor.
Modern bir demokrasi 'anlayışı' yaygın bir şekilde, 'Yasama-Yargı ve Yürütme' anlamında benimsetilmeye başlanmıştır.
Üstadın ifade ettiği gibi;
"Umarım, bundan böyle ‘Ankaralılaşmanın’ rehavetine kapılarak dünyalaşmanın itici gücü olan ‘Kopenhag Kriterleri’ hiçbir şekilde savsaklanmaz. Yoksa halk iradesini bıçaklamaya devam edecekler."
Şükürler olsun ki, geçmişte Baykal'ın bu zihniyetini savunan 'kurum ve kişiler' bugün 'değişim içerisindeler'.
Ve onun 'vesayet' kriterlerini artık önemsemiyor.
Hatta 'kulak' bile vermiyorlar.