BİR ÇOCUĞUN HAYATINA DOKUNMAK!
Hem Söz’de hem de Sabah Gazetesi’nde hafta sonu yer alan “Ebuzer’e umut ol” başlıklı haberi okurken bir an durdum. Daha önce de çok sayıda hayat hikâyesi, çok sayıda mücadele ve çok sayıda çaresizlikle karşılaşmış bir gazeteci olarak bu haberin bende bıraktığı etki farklı oldu. Çünkü karşımda sadece bir hastalık haberi değil, çocukluğunu yaşamak isteyen küçük bir çocuğun ve onun için mücadele eden bir ailenin hikâyesi vardı.
***
Gazetecilik mesleğinde insanı etkileyen çok haber çıkar karşınıza. Kimi zaman bir annenin gözyaşı, kimi zaman bir babanın sessiz bekleyişi, kimi zaman da bir çocuğun yarım kalan hayalleri kalır aklınızda. Yıllar içinde benzer pek çok hikâyeye tanıklık ettim. Tedavi bekleyen çocuklar, evladı için bütün imkânlarını seferber eden aileler, bir umut ışığı arayan insanlar… Her birinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir mücadelesi vardı.

***
Ne var ki, Ebuzer Umut’un hikâyesi, bu kez farklı bir yere dokundu. Belki de bunun nedeni, onun istediği şeyin çok sade olmasıydı. Bir çocuğun en doğal hakkı… Koşabilmek. Oynayabilmek. Arkadaşlarıyla vakit geçirebilmek. Kısacası çocuk olabilmek…
Diyarbakır’da dünyaya gelen küçük Ebuzer’in hayatı, henüz bir yaşındayken değişti. Geçirdiği yüksek ateş sonrası yapılan tetkiklerde DMD hastalığı teşhis edildi. Bir anda bir ailenin günlük hayatı değişti. Çocuklarının geleceği için araştıran, tedavi yolları arayan ve zamana karşı mücadele eden bir aile gerçeği ortaya çıktı.
***
Nezir Umut’un sözleri aslında birçok anne babanın ortak duygusunu anlatıyor. “Tek isteğimiz evladımızın sağlığına kavuşması.” Bu cümlenin içinde büyük bir fedakârlık, büyük bir sevgi ve büyük bir bekleyiş var. Bir anne babanın evladı için istediği en temel şey; onun sağlıklı, mutlu ve özgür bir hayat sürmesidir.
DMD hastalığında erken dönemde atılan adımlar büyük önem taşıyor. Bu nedenle Ebuzer’in ailesi yalnızca hastalıkla değil, zamanla da mücadele ediyor. Ancak bazı mücadeleler sadece bir ailenin omuzlarında taşınmamalıdır. Çünkü çocuklar, hepimizin ortak geleceğidir.
***
Bir toplumun gücü; zor durumda kalan insanına ne kadar sahip çıktığıyla ölçülür. Diyarbakır, geçmişten bugüne dayanışma kültürü güçlü bir şehir oldu. Acıyı paylaşmayı, ihtiyaç sahibinin yanında olmayı bilen bir şehir…
Bugün de küçük Ebuzer için aynı duyarlılığa ihtiyaç var. Burada mesele sadece bir yardım kampanyasına destek vermek değildir. Mesele, bir ailenin verdiği mücadeleyi yalnız bırakmamak ve bir çocuğun geleceğine katkı sunabilmektir.
***
Bazen küçük bir destek, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Bazen bir paylaşım, bir kişinin daha bu mücadeleden haberdar olmasını sağlayabilir.
Ebuzer’in hikâyesi bize bir kez daha hatırlatıyor! Hayat herkes için aynı kolaylıkta ilerlemiyor. Kimi çocuklar parkta koşarken, kimi çocuklar koşabilmenin hayalini kuruyor.
***
İşte tam da burada toplum olmanın anlamı ortaya çıkıyor. Birbirimizin yükünü hafifletebildiğimiz ölçüde insanız. Bugün Ebuzer’in yanında olmak; sadece bir çocuğa değil, onun ailesine ve geleceğe dair kurduğu hayallere de destek olmaktır.
Çünkü çocukların hayalleri ertelenmemeli. Çünkü bir çocuğun en büyük isteği sadece çocukluğunu yaşayabilmek olmalıdır.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Bir çocuğun hayaline sahip çıkmak, aslında insanlığın en güzel tarafına sahip çıkmaktır.

Yorumlar