BU NASIL BİR HASETTİR?..
Anlamak ne mümkün!?…
Demokratik teamülde "muhalefetin" ana felsefesi, temel ilkeleri "iktidara" alternatif olabilmektir..
Yapılanı, edileni, uygulananı, uygulanmayanı, "eleştirmekle?" görevlidir…
Ama "eleştirinin" bir sonraki, şıkı da "eleştirdiğine" alternatif ve önerisi olmalıdır...
Öyle değil, böyle "sorun" çözülür diyebilmelidir!..
Ki, iktidar da bu "demokratik teamül" seyrinde, "eleştirileri ve önerileri" kendi stratejisine göre "istifade edecek" kulvara, meyil verebilsin!
Bu seyrin "karne notunu" verecek de, seçmendir!…
İktidar ve muhalefetin "tercihsel" yönünü, ortaya koyulan teze dair tercihin belirleyebilsin...
***
Tabi bu demokratik "mekanizması" yer küresinin her yerinde geçerlidir..
Ve olması gerekendir..
Aksi durum; "perüperişanlıktır, hasettir, kin ve nefretin" her daim, körüklenmesidir!..
Ne yazık ki, ülke ve millet olarak, bugün işte böylesi "yıkıcı bir hasettin" girdabında, birbirimizi boğazlıyoruz!..
Ne bir empati var, ne bir tahammüllülük var, ne de bir ortak aklın fikriyatının çatısında bulunma buluşabilme iradesi var?…
Ve ne de yerli ve milli kültürü, "diriltebilme" gayreti söz konusu!!…
Varsa yoksa; bir kin, nefret, husumet, düşmanlık, haset, kutuplaştırma, ırkçı, şoven ve faşizan bir ruhun, dört bir tarafa yayılma, politikası benimsetiliyor!..
Son iki yıl içerisinde, ülke ve millet olarak "yaşadığımız felaketlere" bir bakarsak!..
Ve bu yaşananlar üzerine, toplum ve siyaset, nasıl bir "hizipleşme ve kutuplaşma" içerisinde olduğu kaçınılmaz bir gerçek olarak, yüzümüze şamar gibi inmektedir…
***
Bir deprem..
Bir sel..
Bir çığ faciası!…
Yaşandığında; daha insanlar enkaz altında, "imdat" çığlıkları yeri göğü inletirken.?
Yaralılar, yardım beklerken..
Ölenler "havar havar" ağıtlarıyla, toprağa gömülmeye götürülürken..
Yaşanan ne?.
Başlıyoruz "o kinin, nefretin ve hasettin" zihin cehaletiyle; kapışmaya!…
Akan kandan, dökülen gözyaşından nasıl "siyasi rant devşirebilirim" hesabı!…
İktidar muhalefeti, muhalefet iktidarı; "yerme" operasyon içerisine giriyor!…
***
Yangında öyle?..
Salgında öyle..
Terör vahşetinde öyle!..
Ekonomik, ahlaki ve sosyal, "çöküşlerde" durum değişmiyor…
Hep aynı "girdap, hep aynı çığlıklar?"..
Hele bir de; her türlü "istismara" açık bazı vakalarda ortaya konulan "kirli ve sinsi" algı tuzakları var ya; yenilir yutulur bir hal değil..
Gelinen aşama, itibariyle "topyekûn" elde ve ağızda yangını körükleyen rüzgar ve ateşi alevlendiren benzin!…
***
Ama insani ve vicdani, rahmani hakikatte!..
Demokratik tahammüllerde; hal-i durum böyle olmaması lazım…
Böylesi bir zamanda, "dayanışma, birlik ve dirlik" olması gerekmez mi?
Ne siyasi ve ne de sosyal bir beklenti, hesap, rant sağlama gayretine düşülmemesi lazım değil mi?..
Denir ya; bari felaketlerde bu hesapları bir kenara bıraksanız olmaz mı?…
Elin yabancısı!..
Gavur diye tanımladığımız ülkeler bile, yaşanan felaketlerde "yardım elini" uzatırken!…
Bizde iktidara hasetlik, akıyor..
İktidara "hangi cepheden" bir kroşe indirebilirim, gayreti içerisinde..
Yani gaflet ve delaletin dibini, yaşar hale geldik..
Tabi, bu alevlerde, bu yıkıcı ölümlerde iktidarın da sorumluluğu yok değil, var..
***
İşte o sorumluluğu, o ihmali, o hatalar zincirini!..
Üstadın ifadesiyle, ey muhalefet, ey iktidar karşıtları!..
Ula azıcık sabretseniz..
Yangınlar bir sönsün, depremin enkazları bir kaldırılsın, sel felaketinin yaraları bi sarılsın, akan kanların bir kırkı çıksın da; "sonra ne meramın, ne önerin, ne eleştirin, ne hasetliğin, husumetin ve düşmanlığın varsa" işte o zaman, zehrini kusar ve akıtırsın!..
Ama nerdeee?..
***
Hasılı!.. Yaşanan ve yaşatılan felaketlerin içerisinde bir de "ihanetlerin felaketlerinin" yaşanıyor olması; daha bir yıkıcı ve yakıcıdır!…
Kör ve sinsi bir zihnin cehaletiyle; ülke ve millete ne olursa olsun, yeter ki "İktidar" devrilsin mantığını güdenlerin rotası; "mandacılıktır?"…
Eee; demiyorlar mı; BM nerde, NATO nerde?…
***
HAKİKATİ İÇERMİYOR?..
Konya'daki "vahşeti, katliamı, dehşeti" kimse göz ardı edemez!..
Ve "adli" sıradan bir vaka olarak da, göremez!..
Her ne kadar yılların "husumeti" söz konusuysa da!…
Haset ve kin, yılların "asimile" etmesiyle; bugünkü "ırkçı, şoven, faşizan, ırkçı" bir sonucu doğurduğunu söylemek gerekir!…
Tabi gelinen aşamaya ilişkin; "tek suçlu" iktidardır demek!..
Bu yönde bir yaklaşımla, "ateşi" körüklemek, kışkırtıcı provokatif dil ve eylem geliştirmek, "vicdani ve insani" olmadığı gibi; demokrasiye de halel getirtir!…
Çünkü, hakikati içermiyor…
***
Ne var ki, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bu minvalde bir yaklaşım gösterdi…
Ürkütücü bir suçlama ve "kışkırtıcı" bir dil, kullandı…
Peki Sancar ne dedi?.. Dediği şu…
"-HDP üzerinden Kürt halkına karşı sistematik bir katliam politikası izleniyor.
İktidar tedbir almak yerine saldırı zeminini güçlendirecek politikalar izlemeye devam etti…"
***
Bu ifade, hadisenin yaşanmasından hemen sonra, kullanıldı!..
Peki, hakikati içeriyor mu?..
Ben gerçeğin bir beyanı olmadığına, inanıyorum!…
Ki, Kürtlerin de, Türklerin de, bu ülkede yaşayanların yüzde 80-90'ı biliyor bunun böyle olmadığını!…
***
İnkarın, asimilasyonun, ret politikalarının, 20 yıl öncesine kadar en vahşi şekilde, yaşatılan hal-i durum vaki iken!..
Ki, AK Parti iktidarıyla bu tabuların bertaraf edildiği aşikarken!…
Bunlar görmezden gelinecek..
"Tek Parti döneminin" savunucusuyla yol yürüyen bir fikrin, "celladına aşık" misali, "ırkçılığı, ırkçı saldırıları" yapana değil, yapmayana mal ettirmek, neyle izah edilebilir ki?..
"Hakikatlere zihnini kapatmaktan" öte söz var mı?!…
***
KOŞUYOLU PARKI!…
Bağlar'ın, Yenişehir'in "oksijen" yönünde, nefes borusu!.
Ama, bugünlerde "bu nefes" borusunu "sıkma" gayreti içerisinde olanlar var..
Daha işin başı..
Yeşil alan "betonlaştırılıyor?"…
Her ne yapılıyorsa..
İster Ali Emri Kültür Evi..
İster, başka bir isme atıflı bir yapı!…
Kaş yapayım derken, göz çıkarılmasın!...
Yeşile hasret, iki ilçenin sınırını çizen bir yeşil alanın; "betonlaştırılması" sağlıklı bir iş, işlem ve icraat teşkil etmemektedir!..
İhalesi yapılmış, müteahhidi işe başlamış olsa da; "zararın neresinden dönülürse" kardır, misali!…
Yeşile kıymayın, iki ilçenin nefes borusuna kılçık sokmayın!…
Ki, bu arazi "yeşil alan" şartıyla, Milli Emlak'tan yerel yönetime verildiği vaki iken!…
Yanlıştan dönülsün!…
Sur ilçesinde, tarihi yapılar Ali Emri için daha anlamlı ve değer kılar!…
Neyse, vaziyet "istişarenin" gerekliliğini istiyor…
***
MetroPOLL'a göre Türkiye'nin seyri
MetroPOLL Araştırma'nın Haziran ayında gerçekleştirdiği araştırmaya göre halkın yaklaşık yüzde 60’ı ülkenin gidişatını ‘kötü’ buluyor.
***
MetroPOLL Araştırma’nın kurucusu Özer Sancar, Haziran 2021’de ‘Türkiye’nin Gidişatı’ başlığıyla gerçekleştirdikleri araştırmanın sonuçlarını açıkladı.
Buna göre Haziran ayında yapılan araştırmaya göre halkın sadece yüzde 27’si Türkiye’nin iyiye gittiği yönünde görüş bildirirken, yüzde 59,4’ü ise kötüyü gittiğini düşünüyor.
***
“Genel olarak düşündüğümüzde Türkiye iyiye doğru mu gidiyor, yoksa kötüye doğru mu gidiyor?” sorusuna, araştırmaya katılanların verdiği yanıtlar şöyle:
“İyiye gidiyor” diyenler: Yüzde 27,4
“Kötüye gidiyor”: Yüzde 59,4
“Ne iyiye ne kötüye gidiyor” diye düşünenler: 10,7
“Fikrim yok/Cevabım” diyenler: 2,5.”
***
Araştırmanın sonuçlarının, 25 Haziran 2018 milletvekili seçiminde oy verilen partilere göre dağılımı yapıldığında, araştırmadaki en dikkat çeken verilerden biri ise hükümetin iktidar ortağı MHP’ye ilişkin oldu.
Buna göre; AK Partililerin yüzde 57,6’sı Türkiye’nin iyiye gittiğini düşünürken, MHP’de bu oran yüzde 30,9 olarak kayda geçti. Araştırmaya göre MHP’ye oy verenlerin yüzde 50,6’sı ‘Türkiye kötüye gidiyor’ yanıtını verdi.
MHP’ye oy verenlerin 7,4’ü ise ülkenin gidişatına dair ‘Fikrim yok’ cevabını verdi.
***
‘Türkiye’nin Gidişatı’ araştırmasının sonuçlarının 24 Haziran seçimlerinde oy verilen partilere göre dağılımı yapıldığında ortaya çıkan tablo şöyle:
“İyiye gidiyor” diye düşünenler:
AK Parti: 57,6,
CHP: 6,8,
İYİ Parti: 2,6,
HDP: 2,4
MHP: 30,9
Saadet Partisi: 15,8
***
“Kötüye gidiyor” diye düşünenler:
AK Parti: 28,0
CHP: 88,4
İYİ Parti: 94,0
HDP: 81,8
MHP: 50,6
SP: 57,9
***
“Ne iyiye ne kötüye gidiyor” diye düşünenler:
AK Parti: 12,7
CHP: 3,6
İYİ Parti: 3,3
HDP: 14,3
MHP: 11,1
SP: 26,3
***
“Fikrim yok / Cevabım yok” diyenler:
AK Parti : 1,8
CHP: 1,2
HDP: 1,8
MHP: 7,4
***
GÜNÜN SÖZÜ
Salih adam dilenirse ancak kendi nefsinden dilenir ve ondan hırsı terk etmesini ister çünkü her saat “ver” diyen bir nefis, sahibini zillet içinde köy köy dolaştırır…