BU YASALAR UYGULANAMAZ!

Malumunuzdur. Ülke ve millet olarak 'garip' olduğumuz!

Bir o kadar da 'ilginç' ve inanılmazız.

Ve bu kronolojik durumumuz ne hazindir ki 'tescilli'!

Özellikle de; 'son yıllarda' yaşadıklarımız. Veya 'bize' yaşatılanlar.

Çünkü 'her an herşey' olabiliyor.

Hiç olmadık, hayal bile 'edilemeyecek' mevzuları 'icra' ediyoruz.

Ve 'icrasına' okey veriyoruz. Ya da veriliyor.

Bazen de; 'akıllara' durgunluk veren, 'olmaması' gerekeni yapıyoruz.

Yaşamın 'her alanında', Devletin 'tüm kurumlarında', Siyasetin 'her aşamasında' söz konusu.

Anlayacağınız 'inanılmaz' ülkenin inanılmaz ahalisi olarak 'trajikomik' bir zaman tüketiyoruz.

İyiye mi gidiyoruz, yoksa kötüye mi derseniz.

Her ne kadar 'karamsarlıklar' içeren 'organizasyonlar' hasıl ise de.

Yarınlar 'açısından' umut ve aydınlık var.

Özellikle de; 'biz Kürtler' açısından.

***

Hiç kuşkusuz ki; tartışılmaz bir gerçektir 'Kürt' mevzusu!

Ülkenin de, bölgenin de, milletin de 'en büyük' aciliyet isteyen 'sorunudur'!

Kanla, şiddetle, gözyaşı ve bedenlerin 'feda' edilmesiyle, yıkımlarla 'yoğrulmuş'!

Yıllarca hatta bir asrı bulabilecek bir zaman dilimi içerisinde hep;

'İnkarcılık, ötekileştirme, kabullenmeme' gibi çıkmaz sokaklara 'sıkıştırılmıştır'.

Cumhuriyet'in 'kuruluşundan' bugüne dek; 'hep' toplumun ve ülkenin 'sosyal' yarası olmuştur.

Birçok zaman dilimi içerisinde; 'kabuk' bağlamıştır.

Kimi zaman da, 'kaşınarak' yara aktif hale getirilmiştir.

Ciddi ve samimiyet 'noktasında' iyileştirmeye, yarayı tedaviye 'yönelim' olmamıştır.

Siyasal iktidarlar 'mevzuuyu' hep siyasi çıkar hesabına 'malzeme' etmiştir.

Ama artık öyle değil!

Bugün 'mevzuuyla' alakalı 'tarihi' gelişmeler yaşanıyor.

En önemlisi de bir asrı bulan "inkarcılık' politikası artık 'işlev' görmüyor.

Kabullenme var? Hem de ciddi bir şekilde!

***

 

Bakınız günlerdir 'mevzu' üzerinde olumlu bir hava esiyor.

'Soruna' artık çözüm getirilsin? Haklar verilsin, kimlik 'tanınsın'!

Birçok kesim 'konuşuyor' ve tartışıyor.

Cumhur'un 'tepesindeki' zattan tutunda, Muhalefetteki 'en rijit' isme kadar.

Asker dahi; 'Kürtlerle' alakalı yıllar öncesinin 'hayallerini' gerçekleştiren bir üslupta.

'Siyasi' çözüm şart.

İşte bu 'tarihi fırsat' niteliğindeki gelişmeler 'Yasaları' 'bile' işlevsiz bırakıyor.

Çünkü 'demokrasiye, insan haklarına, eşitliğe, özgürlüğe' engel teşkil ediyor.

Nitekim bu tarihi tespiti 'Yargı' yaptı!

Hem de; 'detaylı' gerekçeleri ard arda sıralayarak; 'bu yasaların' uygulama olanağı yok diye.

Gazetelerin sütunlarına yansıdı Yargıdan da 'Kürtçe Açılım' geldi.

Bu açılımın 'satır araları', soruna çözüm arayışında olanların da 'elini' güçlendirecek düzeyde.

***

Bu tarihi açılımın 'kahramanı' Kars'ın Digor ilçesi Cumhuriyet Savcısı Ömer Tütüncü.

DTP'nin Dağpınar Belediye Başkanı Ayhan Erkmen, Kars İl Başkanı Veli Mükyen ve Genel Merkez Yöneticisi Kemal Coşkun.

29 Mart Mahalli Seçimleri öncesi 'parti seçim bürosu' açılışında 'Kürtçe' konuştular.

Bunu kayda alan İlçe Emniyet Müdürlüğü, DTP'liler hakkında 'suç işledikleri' iddiasıyla savcılığa başvurdu.

Seçim yasasının 58 inci ve Siyasi Partiler Yasasının 81 inci maddesine göre yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekiyordu.

Savcılıkta 9 Şubat'ta soruşturma başlattı.

Çözüm tutanakları ve CD'ler üzerinde yaptığı incelemenin sonunda 'tarihi' kararını verdi.

Bugüne kadar 'hiçbir' savcının cesaret edemediği bir görüşü de ortaya koyarak; dedi ki;

"Soruşturmaya gerek yok'!

Hatırlatmalarda bulundu.

TRT Şeş'i, Başbakan Erdoğan'ın 'açılıştaki' Kürtçe Konuşması.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Şırnak'ta 'Kürtçeden' başka dil bilmeyen yaşlı kadınla 'sohbet' etmesi.

Tüm bunların ışığında 'Kürtçe konuşma yasağı' maddesinin geçerliliğinin kalmadığına hükümetti.

***

Savcı Tütüncü şu gerçeği kaleme aldı:

"Her ne kadar her iki kanun içeriğinde Türkçeden başka dil ve yazı kullanılması yasaklanmış ise de;

1 Ocak 2009 tarihinden itibaren TRT Kurumu’nun 6. kanalında, TRT ŞEŞ adı altında Kürtçe diliyle yayın hayatına başlandığı gibi;

Medya organlarında da görüldüğü üzere devletin üst düzey noktasında bulunan yönetici ve bürokratların dahi Kürt ırkına mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile görüşmeleri sırasında Kürtçe hitap ettikleri gerçeği karşısında artık bu iki kanunda ’Türkçeden başka dil kullanılması yasaktır’ hükmünü taşıyan maddelerin hükümsüz kaldığı ve uygulama olanağının bulunmadığının kabulü gerekmekle, şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi."

***

Tütüncü'nün bu tarihi 'nitelik' taşıyan kararı birçok davaya 'emsal' teşkil edecek?

Bugün salt Meclis'te bulunan DTP'li Milletvekilleri hakkında 'gönderilen' 227 dokunulmazlık fezlekesinden 100'ü bu 'kapsamda'!

Seçim çalışmalarında 'Kürtçe' konuştuklarından dolayı 'suçlanıyorlar'!

Belediye Başkanları 'dahi' bu gerekçelerle yargılanıyor.

Hatırlarsak Sırrı Sakık bile 'Kürtçe Su getir' dediği için; 'dokunulmazlığının' kaldırılması isteniyor.

Kürtçe 'önündeki' engellemelere bir ölçü de 'İnce ayar' getiren 'kararı' siyasiler de yorumladı.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan:

"Bazı hususlar vardır ki önce pratik hayatta uygulanır, daha sonra yasalarla da düzenlenir. Bu tip sancılı süreçler kamuoyunun alışa alışa benimseyeceği şeylerdir"

DTP'nin hukukçu Milletvekili Hasip Kaplan:

"Bu karar bundan sonraki davalar için de emsal olabilir. Siyasi Partiler Yasası'nı düzenleyen 81. madde kadük duruma gelmiştir. Aslında bu maddenin de değiştirilmesi lazım".

Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici; 

Cesur savcılarımız da var. Savcımız, basit yargılamalarla, demokratik siyaset kanallarını tıkamaya dönük kararlarla birlik ve beraberliğin sağlanamayacağını görmüş.

***

Sonuç itibariyle; 'Digor Savcısı' tarihi bir adım atmıştır.

Ve şu gerçeğe dikkat çekmiştir; Türkiye'nin 'mevcut' birçok yasası uygulanamaz 'oldu'!

Çağın 'değişmesi', küreselleşen 'dünya' nizami.

Ve de 'toplumsal' gelişim.

İşte bu 'yapıların' argümanları artık; 'tarihi kalıntılara' haiz Yasaları 'işlevsiz' kılıyor.

Çünkü 'kendinden' onlarca adım geride.

Tabi bir de düşünmüyor değilim.

Merak da ediyorum.

Digor savcısı bu ince ayardan dolayı 'birilerinin' hışmına uğrayacak mı?

Yoksa Yargının da, diğer önemli kurumlar gibi oluşan 'olumlu' havaya katkısına vesile mi olacak.

Bilemiyorum.  Bekleyip göreceğiz!

Nice ülke gerçeklerinin 'farkına' varılabilmesi umuduyla.

Güzel ve mutlu bir hafta sonu geçirmenizi dileğiyle.

Pazartesi günü görüşmek üzere. Hoşça kalın.