DİYARBAKIRSPOR BİR AMİNE KADAR OLAMADI

Sanırım yazının başlığı sizleri irkiltti!
Bu ifade neye alamet diye?
İçinizden geçiriyorsunuz da; 'Nerden çıktı bu Amine Hoca?'
Diyarbakırspor'u biliyoruz da; bu kim?
Ve ikisini bir 'cümleye' alan bileşke nedir?
Doğrusu; ciddi manada birbirleriyle alakaları mevcut.
Çünkü ikisinin de şu anki 'icra' sektörü futbol ve spor.
Ama ikisini ciddi manada bir birinden ayırt eden etken var.

* * *

O da şudur;
"Azim, Kararlılık ve Samimiyet".
Ne var ki bu üç önemli vasıf birinde 'ciddi manada' eksik.
Kim diye sormayın?
Zaten çoğunuz; mevcut tablonun bir tarafını bildiğiniz için.
İlk cevabınız Diyarbakırspor'dur.

* * *

Evet!
Hazin olan; Diyarbakırspor'da bu üç önemli 'vasfın' yokluğu.
Onun için de; milyonlara 'kahredici' icraat dayatıyor.
İsterseniz Diyarbakırspor'u sohbetin sonuna bırakalım.
Genç ve güzel Amine Aydın 'Antrenörü' bi tanıyalım.
Azmin, Kararlılığın ve Samimiyetin 'nasıl' bir hikmetiyle; seviye aldığını.

* * *

Amine Hazro doğumlu, ama Silvan nüfusuna kayıtlı.
Fakir ve yoksul ailenin bir kız çocuğu.
Hani bölgemize özgü 'Kız çocukları okumasın' minvalinde bir ailenin kızı.
Ama o daha ilkokuldayken 'okumanın' aşkıyla doluydu.
Karşısına çıkan her engeli de; sokak tabiriyle 'nanik' yaparak aşıyordu.
Öyle ki, ailesi Lise'yi okumasını istemiyordu. Ama o kabul etmedi.
Çırak olarak çalıştığı kuafördeki ustasını velisi olarak gösterip, kaydını yaptı.
Liseyi de bitirip ÖSS sınavına girdi.

* * *

Okuma'nın azmiyle 'Üniversiteyi' bitirip Beden Eğitimi Öğretmeni oldu.
Tabi 'spor'a, özellikle de futbola merakı küçük yaşta vardı.
Başı açık, eşofmanlı, çamur-toprak demeden de top beşindeydi.
Eee! Artık öğretmen olmuştu. Para da kazanıyor ailesine de bakıyordu.
Beş yıldır Silvan'da öğretmen.
Yatılı Bölge Okulu'nda görev yapıyor.

* * *

Okul'un servis şoförü 'Hocam Danone Takımı kurun' der.
Aklının köşesine not edip düşünür, araştırır.
Karar kılıp 'Takım kurayım' diyerek, futbola yetenekli çocukları seçmeye başlar.
Her ne kadar; 'Kadından Antrenör' hele 'Futbol antrenörü' olur mu tepkilerine rağmen.
Azimle üstüne gider.
Bir iki üç derken; 'futbola yeteneği' olan çocuk ordusu oluştu.
Ve çağın teknolojisinden destek almaya başlar.
İnternetten 'forvet nasıl olunur, kaleci, santrafor'.
Bu soruların 'cevabına' vakıf olup, gelen sorulara cevap verebilsin diye.
Futbolun tüm kuralları artık onun beyin hazinesindeydi.
Gerisi 'motivasyon' ve futbolcularına yönelik 'samimiyeti'.

* * *

Ve Danone liginde maç yapmaya başlar.
Öyle ki her maç kazandıklarında rakip oyuncular tarafından 'futbolcularına' dayak atılırdı.
Derken; elemelere sıra geldi.
Artık Diyarbakır'a gelmeleri ve buradaki elemelere katılmaları gerekirdi.
Bunun için de 'velilerden izin alınmalı' yoksa çocuklar gelemez.
Kapı kapı dolaş izin almaya çalış.
Öyle ki; İmam olan ağabeyinden bile yardım ister.
'Aileleri ikna etmesi için'.
Ve Diyarbakır'dan na-mağlup birinci olur.
Bu başarı kendisine karşı 'tüm süngüleri' düşürür.
Sıra grup elemelerinde. Maçlar Alanya'da yapılacak.

* * *

Amine öğretmen, hayatlarında ilk kez deniz gören öğrencilerle gitti.
Bakınız; 'Deniz'i ilk kez gören' çocuklarla ilgili anıyı şöyle anlatıyor:
"Alanya’ya girdiğimizde deniz sağ tarafımızdaydı.
Denizi görür görmez, çocukların hepsi otobüsün sağına koştu.
Onların o anki sevinç çığlıkları benim için 10 kupaya bedeldi".
Ve şu sözü; her şeye bedel.
"İşte o zaman, ne yediğim taşlar, ne de küfürlerin hiçbiri umrumda olmadı."
Evet!
İşte Amine Antrenör'ün başarısı.

* * *

Gelelim Diyarbakırspor'a!
Kim diyebilir ki;
Futbolcularda, Teknik Heyette ve Yöneticilerinde!
Amine hoca gibi;
Azim, Kararlılık ve Samimiyet var?
Ne diyebilirim ki; 'zerresi' olsaydı biz bu halde olur muyduk?
İşte sezon başından bugüne kadar; yaşadıklarımız.
Anlatmaya dahi gerek duymuyorum.
Zaten 'yaşadıklarımız' bir hançer misali yüreklere saplı.

* * *

Aha dün; yaşanılanlar.
Daha maçın ilk dakikasında 1–0 öne geçiyor.
Sonraki 20 dakikada gardın düşüyor.
Hakemin de katkısıyla; yaprak dökümü.
Ardı ardına gelen üç gol ve 'hüsranla' sonuçlanan bir skor.
Diyarbakırspor 1 Gaziantepspor 3.
Gelinen süreç yarınlar açısından hiç de umut verici değil.
Olacağı da gözükmüyor?
Her ne kadar 'dış etkenlerin' tecavüzü aşırıysa da;
Bana sorarsanız Diyarbakırspor kendi içinde 'Kurt'lar üretmiştir.
Güvenç Kurtar'ın açıklamalarını dinliyorum.
'Futbolcu eksiğimiz var? diyor.

* * *

İyi de gelir gelmez; 'kaç futbolcu' şutladın.
Senin 'hışmınla', kulüp parasızlığıyla giden futbolcu sayısı bir kadro kadar.
Zaten Diyarbakırspor 'zar-zor' bir kadro oluşturmuştu.
Onu da 'sen' mağlup ettin.
Evet! Diyarbakırspor 'laf gebeliğine' ve 'hak ararız' çıkışlarına bu saatten sonra karnı tok.
Çok ciddi bir manada; 'işbirliği' sağlanmalı; Kümeye düşme 'durumu' masaya yatırılmalı.
Ki 'mucizevî' bir atmosferle; ligi 'oh be' diyerek kapatabilelim.
Aksi takdirde; 'Bank Asya' kapının önünde.

* * *

Bence;
Diyarbakırspor Yöneticileri
Diyarbakır Futbolcuları
Ve Teknik Direktörü Kurtar.
Şöyle 'akl-ı selim' bir havada Amine Öğretmen'in
'Azmini, Kararlılığını ve Samimiyetini' düşünsünler.
Bizdeki eksiklik nedir? diye.
O zaman 'aradaki' farklı görürler.
Biz gördük! Sizler de vakıf oldunuz.
Haydi, Diyarbakırspor'un 'elemanları' siz görün diyoruz.