Diyarbakırspor'u bekleyen tehlike

Ah,
Şu Diyarbakırspor diyoruz ya!
Ne,
Bahtsız bir yapının "muhtevası" içerisinde.
Enva-i,
Meşguliyetin "hainliğine", maruz kaldı ve kalıyor.
Zaten,
Kader tecellisi olsa gerek, "hal-i durumu" hepimizin malumu.
Yeniden,
Hayat hikâyesini yazmaya gerek yok.
Bilen biliyor.

* * *

Dün Kulüp Yönetim Kurulu üyeleri nezaket ziyaretinde bulundu.
Başkan,
Nurullah Edemen,
Yöneticiler,
Kenan Aksu ve Remzi Dayan.
Sohbet ediyoruz.
Tabi,
Ana tema Diyarbakırspor'un "geleceği".
Ve minvalde, nasıl bir yol haritası çizilmesi gerektiği noktasında, konuşuyoruz.
Mevzular da,
Bir biri ardına gelince her konu "deşilerek", konuşuldu.
Anlayacağınız,
Eleştiri, özeleştiri ve organize edilmek istenilenler "üzerinde" çok söylediklerim oldu, Diyarbakırspor'un bugünlere nasıl getirildiği noktasında.
Bu köşeyi takip edenler bilir.
Şahsi,
Anlamda sporla pek içli-dişli biri değilim.
Ama,
Diyarbakırsporluyum.
Merhum,
Gaffar Okkan'ın deyimiyle, "sapına kadar".
Buradan,
Rahmet istedi rahmetli diyerek, "mekânı cennet" olsun.

* * *

Her zaman ve tartışmasız bir şekilde, Diyarbakırspor'u "kent" kimliğinin en önemli temsilcisi olarak görüyorum.
Hem de birinci etken.
Ve demiştim ki;
Bir kent eğer "birinci sınıfsa" onun takımı da birinci sınıf olmalı.
Yok değilse,
Mutlaka "ikisinden" birinde, ciddi ve vahim manada arıza var.
Nitekim
İki oluşumun da, "hayli" arızası mevcuttur.
Onun uçun de,
Dilimize perçinlenmiş değil mi, "Diyarbakır sahipsiz bir kent" diye!
Dedim,
Futbolun ve spor'un "sahada ki" ahvaliyle pek ilişkim yok.
Pek te, "futbol maçını" izleme ve bağımlılık halimin olmadığını da, çevremdekiler bilir.
Ancak,
Bu demek değildir ki, Diyarbakırspor'dan uzak ve alakasızım.
Hayır.
Bilakis,
Saha dışı "aksiyonlarını", saha içindekilerinin çok ama çok ötesinde bilirim.
Çünkü,
O alan birçok "yönüyle" siyasi olduğu için, bilgi akışım yüksek.

* * *

Nitekim,
Diyarbakırspor'la alakalı yazılarımda, "genellikle" görünmeyen, konuşulmayanı konuşurum.
Ve son bir kaç yazımda, bu istikamette olduğuna vakıfsızınız.
Hafta içerisinde,
Bir yazım oldu, Diyarbakırspor ile Elazığspor arasındaki "hazırlık" maçıyla alakalı, saha dışı halle ilgili.
Temas etmiştik;
Oynanan dostluk maçında cereyan eden ve canımızı sıkan Irkçı, şövenist ve ayrımcı sloganlara ilişkin.
Şu;
Son 30 yılda yaşanan şiddet olaylarının /terörün faturasının masum Diyarbakırspor’a çıkarıldığını.
Kulübün her yıl bu vesile ile yıpratıldığını yazmıştık.
Dışarıda PKK,
İçeride devlet rozeti takıldığına ilişkin.

* * *

Evet,
Ülkenin toplumsal barışını Diyarbakırspor üzerinden yıkmak isteyenler.
PKK’ya olan kinini Diyarbakırspor üzerinden deşarj etmek isteyenler.
Diyarbakırspor’u kendi emellerine gitmede gençleri uyuşturma aracı olarak görüp karşı çıkan Kürt siyaseti ve kurumları.
Hele,
Ekonomik, siyasal ve sosyal "atlama" tahtası olarak görüp, sömürenler.
Tüm bunları alt alta topladığınızda işte; Diyarbakırspor’un dünyası diyebiliriz.
Yer küresinde emsali yok!
Ne hazin ki,
Başındaki bu kara bulutlar yüzünden bir türlü asli görevi olan spora dönemedi.
Ki kuruluş amacı olan spora dönmesine izin verseydiler.
Eşit ortamda rekabet etmesine yol açsalardı, inanıyorum ki, "bugün" üç büyüklerin içerisinde, olurdu.
Elazığ'da,
Yaşanan ırkçı ve şövenist "hadiseye" bir kez daha dikkat diyorum.
Çünkü,
Benim gibi ki bir önceki yazımda uyarmıştım "önlemi" alınsın.
Etkili,
Ve yetkili zevatlar "bu hadise yeni vahim hadiselerin gelebileceğine" işarettir, deyip, çözüm istemiştim.
Neyse ki,
Diyarbakırspor yönetimi "bu çağrıya" eğilim gösterdi.
Diğer zevatlara bakarsak, "suskunlar".

* * *

Dün,
Yönetimin ziyaretinde bu minvaldeki "endişelerini de" dinledim.
Malum,
14 Nisan’da yürürlüğe giren Spordaki Düzensizliği ve Şiddeti Önleme yasası var.
Gerek bu yasada gerekse TFF yönetmeliklerinde ırkçılıkla mücadele için yer alan ibareler.
Yani,
Hüküm ve nizam var.
Ancak,
Türkiye’nin dokusunu bildiğiniz gibi, "yasa var" uygulayan yok.
Onun için,
Diyorum ki mesele bunların uygulanmasıdır.
Her şey dönüp dolaşıp yine idarecilerin adil olmasına geliyor.
Toplumu yönetenler bu yasayı eksiksiz uygularsa sorun yok.
Yani bir daha kimse Diyarbakırspor’a hiç alakası olmayan bir "vasıf" yüklemez.
Özdeşleştirmeye de cesaret edemez.
Yönetim bu konuda deklarasyon hazırlığı yapıyor.
Önce TFF’ye sonra devletin ilgili kurumları ve basına bildirecekler.
Dün, basına kısmi bir açıklamaları oldu. Nitekim, bana da anlattılar.
Tabi
Bu işin UEFA-FIFA’ya kadar yolu var.

* * *

Nasihatim var,
Diyarbakırspor yönetimine.
Geçmişteki korkak yönetimlerden ders alarak gerekeni yapmalıdır.
Bursaspor’la deplasmanda oynanan maçta takım sahadan çekilseydi ya da maçtan sonra lige devam etmeme kararı alınsaydı.
Öyle tahmin ediyorum ki, Diyarbakırspor bugün 2.Lig’de olmaz, bu çıkmazları da yaşamazdı.
Hatta,
Türkiye'deki "siyasi atmosfer dahi" bu seyirde olmazdı.
Evet,
Korkak yöneticilerle haklı olduğunuz konularda bile haksız duruma düşersiniz.
Edemen yönetimi kulübün haklarını en doğru ve etkili şekilde savunmalıdır.
Bu arada Diyarbakırspor’u bekleyen iki tehlike daha var.
Maalesef batıdaki ırkçılığa paralel bizde de "faşistler" artıyor.
Korkarım ki;
Batıdaki maçlarda yaşanan ırkçı saldırılar Diyarbakır ve çevresinde "birilerine" malzeme olsun.
İşte o zaman yandık demektir.
Bunun için kendi içimizde bunlarla mücadele etmeli, hep beraber deşifre ederek uzaklaştırmalıyız.

* * *

Bir de yeni stadyum hadisesi var.
Spor Bakanlığı’nın kararına göre işi TOKİ üstlendi.
Bana göre çok doğru bir karar.
TOKİ’nin yaptığı stadyum ve spor kompleksleri ortada.
Rant hesaplarının önüne geçileceğini ümit ediyorum.
Ancak arazi ile ilgili farklı iddialar var.
Mevcut Atatürk Stadı’nın yeri ve çevresi TOKİ’ye devredilecek.
Burada da sorun yok.
Sorun ve kafa karıştıran yenisinin yapılacağı Kayapınar’daki alan.
Farklı getirim hesapları konuşuluyor.
Bazı siyasilerin "iştah" kabarttığını haber alıyorum.
İnşallah bu hesaplar daha önce olduğu gibi yeni stadın yapılmasını geciktirmez.
Her zaman olduğu gibi;
Diyarbakır yine muhteşem bir yatırımdan yoksun bırakılmasın.

* * *

Velhasıl,
Lütfen deyip bir çağrı yapıyorum. Bari bu işte, samimiyet olsun.
Ey,
Siyasal iktidar, resmi kurumlar, siyasiler, belediyeler biraz memleketin ve Diyarbakır'ın menfaatini düşünün.
Yoksa yazık olacak;
Bu kente ve bu kentin spordaki temsilci kulübüne.
Pek tabi ki,
Bölge ahalisine ve diğer spor aksiyonlarına.
Bizden,
Tribünden bu hal-i durumu sesli vaziyette iletmek.
Gerisi; ahalinin.