GAFFAR OKKAN'I ANARKEN!
Ali Gaffar Okkan!
Ve 5 yakın koruması.
Tam 9 yıl önce; hain pusuyla katledildiler.
24 Ocak 2001.
O günden bugüne ve yarınlarda, anılıyor-anılacak;
Gaffar Okkan!
O'nu Diyarbakır ahalisi, Diyarbakırsporlular ve sevenleri;
'Gaffar Baba' diye hep andı.
Önceki gün ve dün gibi!
* * *
Evet!
Her yıldönümünde yüksek sesle, çığlık çığlığa söylenir;
'Katiller bulunsun, hesap sorulsun' diye.
Çünkü üzerinden koca bir 9 yıl geçti. Halen; 'eli kanlı failler' meçhul.
Hele bir de; faillere 'vur emri' veren güç. Onlara arka çıkan; organizasyon; 'Kozmik' odada sır!
Her ne kadar; 'kalleşçe saldırı' Hizbullah terör örgütüne 'postalandıysa da'.
Eli kanlı failler onların 'elemanı' diye; hakim karşısına çıkarıldıysa da.
Kimse inanmadı.
Nitekim 'failler' diye hâkim karşısına çıkarılanlara ilişkin verilen 'yargı hükmünde' bile; ifade edildi.
'Bunların bu organizasyonu yapacakları kanaati oluşmamıştır' diye.
* * *
Aslında; failler ve organizatörler' noktasında konuşulanlar ve söylenenler çok.
Saldırının 'vuku' bulduğu günden buyana; tartışılıyor.
'Hizbullah' bu hadisede 'figüran' diye.
Ki son olarak bu yönde Yıldırım Beğler konuştu.
Yıllarca Güneydoğu'da TSK'ya tercümanlık yapan biri.
Şimdi yurtdışında! Bir süre önce Cihan Haber'e 'dehşet-engiz' iddialarda bulundu.
Türkmen olan ve 14 yıllık TSK'daki görevden sonra Norveç'in Oslo kentine yerleşen Beğler anlatıyor:
"Okkan'ı Özel Kuvvetlere bağlı C Timi katletti. Saldırı timi, PKK giysisiyle, Süleymaniye'ye geçti.
Bir süre kaldıktan sonra; ayrıldı. Diyarbakır'da askeri uçağa bindiler? Bu uçak Malatya'da düştü".
* * *
Velhasıl!
Okkan suikastı, 'Türkiye için kara gün olan', 24 Ocak'ta katledilen Uğur Mumcu cinayeti gibi 'sır'!
Öyle de 'faili meçhul' diğer cinayet ve saldırı olayları gibi; 'Devletin' boynunda kara bir şal olarak kalacak.
Ta ki; 'Kozmik' odadaki sırların deşifre olmasına kadar.
Ömrümüz yeter mi bilmem.
Ama 'Ali Gaffar Okkan'ın sevgisiyle büyüyen ve onun ismini almayı 'kutsal' sayan 142 Gaffar Okkan görecek.
Ve o kanlı ve hain saldırının 'sorgusunu' yapacak.
Önceki gün onlarla tanıştık.
Gaffar Okkan için; Diyarbakır Polis Meslek Yüksek Okulu'nda organize edilen 'anma ve yemek' toplantısında.
Anneleriyle, babalarıyla, ağabeyleriyle gelmişlerdi.
* * *
142 Gaffar Okkan'ın bilgisini; İl Valiliği Özel Kalem Müdürü Özcan Çam verdi.
142 ismin açılımı şöyle;
7'si Ali Gaffar Okkan.
37'si Gaffar Okkan. Diğerleri ise; Gaffar.
Ekseriyeti 8 ila 9 yaşında. Yeni doğanlar da var.
Bu Diyarbakırlıların 'Ali Gaffar Okkan'a olan sevgisini gösteriyor.
Nitekim ebeveynlerine sordum; 'sevginiz' neden diye?
'Huzuru, güveni, kardeşliği ve birlikteliği oturtmuştu!'
Gaffar Okkan Kılıç adlı çocuk ise o duyguyu şöyle anlattı:
"Ben görmedim. Ama annem-babam bana sürekli onu anlatır.
Binlerce insana birçok iyiliği olmuş. Herkes onu seviyor"
* * *
Sinevizyon gösterisi sonrasındaki konuşmalar da anlam yüklüydü.
Ki Tarım Bakanı Eker O'nu; "O halk arasında olan biriydi".
İl Valisi Mutlu; "Yüreğini bu şehrin huzur ve güvenine tesis etmiş biriydi"
Ve İl Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam. "Onun sevgisi onun içinden gelen samimiyetiydi."
Böyle biri sevilmez mi? Nasıl sevilmez!
Dün; katledildiği yerde anma vardı. Karanfiller bırakıldı.
'Gaffar Baba! Sen içimizde yaşıyorsun' pankartı.
Yazıyı kaleme alırken; gözüm 'başarı plaketlerimin' bulunduğu bölüme ilişti.
Çünkü o başarı plaketlerin arasında; 'Gaffar Okkan'ın da plaketi vardı.
Sanırım; Diyarbakır'da kendisi tarafından 'başarı plaketiyle' ödüllendirilen ender gazetecilerden biriyim.
* * *
Plaketin üzerinde şu yazı var:
Sayın Ömer Büyüktimur
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nün anısıdır.
Sevgi ve saygılarımla.
A.Gaffar Okkan.
Diyarbakır İl Emniyet Müdürü
07.10.2000
* * *
Sonuç! Demem o ki;
Gaffar Okkan'ı, Uğur Mumcu'yu dün bir kez daha andık.
Ve ardından sözcükleri 'duyguların' seliyle sıraladık.
Amma velâkin;
Bu haince cinayetlerin ardındaki güçler tümüyle ortaya çıkmadığı sürece;
Ülke ve millet 'huzur ve barış ile kardeşlikle' bütünleşemeyecek.
Ve bu ve benzer cinayetler hep 'kara' bir leke olarak; ülkenin yüzünde faili meçhul olarak kalacak.
Yani!
Karanlıktan beslenenlerin arkasındaki yapılanmayı ortaya çıkarmamak; sadece 'söz etmek' kolaycılık.
Hatta işin 'örtülmesi' demek! Ve siyasi yanına 'kör bakış' olur!
* * *
Merhum Okkan'ın eşi Zerrin Okkan'ın 'şu sözünü' hatırladım.
Eşinin ölümünden sonraki 'anma' töreninde ifade etmişti;
'Vicdanlar konuşsun' diye!
Bu da demektir ki; 'insan olarak' yaşamanın gereği 'bu hadiseleri' sorgulamakta; samimi olunmalı.
Hem kişiler!
Hem toplumlar.
Terörün ve karanlıkta beslenenlerin 'desteklenmesi' olgusuyla yüzleşmedikleri sürece;
Kan akmaya devam eder.
Ve 'Siyasi cinayetler', faili meçhuller hep devam eder.
Çünkü bu kirli düşüncenin membası; 'halktaki kaostur'.
Barışı, kardeşliği, huzuru ve güvenini.
Hele hakların demokratik çerçevede korunup-kollanmasını istemez.
Ama bir gün gelecek.
Karanlığı aydınlık yapacak; nesil.
İşte onlar da; Gaffar'ın ardından gelen 'Ali Gaffar Okkan'lardır.
Huzurlu bir hafta dileğiyle.
Yeni bir güne ve haftaya merhaba.