GÖNÜLLERİN ŞAMPİYONU

Şampiyonluk. Sporun en güzel terimlerinden biri.
Yani 'rakipleri' geride bırakıp, 'finişte' tek olmak.
Gönülleri 'fethedip' başarıya ulaşmak, onu elde etmek.
Bu 'terim' futbolda daha bir anlam içermektedir.
Binler değil; 'milyonları' kucaklar ve peşinde koşturur.
Ve bu duyguyu herkes yaşamak ister.
Ama ne var ki; sporun özellikle de futbolun doğası gereği 'herkese' nasip olmaz.
Tıpkı Diyarbakırspor'un bu sezon 'yaşadığı' inanılmaz şampiyonluk serüveni gibi.
34 takım arasında 'Şampiyonluğa' ulaşan 'ilk iki takımdan' biri oldu.

***

Spor servisinden arkadaşımız Saffet Azbay 'yıl boyunca' takımı çok yakından takip etti.
Kimi zaman 'nefeslerini' birlikte soludu, kimi zaman aynı 'tabakta' yemek yedi.
Aynı duyguları yaşayıp, 'gönüldaşlık' yaptı, Şampiyonluk 'maratonunda'
Onun için; 'nelerin yaşandığı' ve nelerin tarih sayfalarına geçmesi gerektiğini çok iyi biliyor.
Azbay işte bu birikimini 'benim de' ısrarım neticesinde 'yazı dizisine' çevirdi.
Ki bir kaç günden bu yana da; 'siz spor' severlere sunuyoruz.
Bu vesileye 'azmin, İnancın ve samimiyetin' getirdiği şampiyonluğun 'hikâyesini' öğreniyorsunuz.
'Gönüllerin Şampiyonu' Diyarbakırspor için bu ayrı mevzuu.

***

Ben olaya farklı bir açıdan bakmak istiyorum.
Yani 'işin' iç dünyasıyla değil. Dış dünyasına 'ışık' tutma gayesindeyim.
Dedik ya; 'Şampiyonluğun' sihirli üç kelimesi vardır.
'Azim, İnanç ve Samimiyet!
Buna da bir de 'tecrübe ve bilgi birikimi' eklenince; 'başarı' kaçınılmaz oldu.
Bu üç önemli 'hayat' iksirinin kudretine 'her' zaman inanmış biriyim.
Yaşamın 'başarısında' olmazsa olmazlardır.
Onun için; 'zaman ve mekân' mevhumu yoktur. Gözetmez de.
Hangi zaman ve hangi vaka olursa olsun; 'önemli' değil.
İster 'günlük' hayat, ister bir ömür.
Bu üç önemli 'sihirli' mucize yaratıcı değnek; 'daima' mutlu sonu getirir.
Kazancı 'büyük' kaybı hiç yok.

***

Yeter ki; 'üç önemli kavramı', beyinde, yürekte ve takım ruhunda 'bütünlük' kazansın.
'Yekvücut' edilebilinsin. Gerisi 'önemli' değil.
Engeller 'anlam' ifade etmez onun için.
Ekonomik gibi 'kapital devi' dahi alt ederek, 'hiç haline' getirir.
İşte tüm bu 'kudretli' başarının bu kez adresi; Diyarbakırspor.
Milyonların 'gönül takımı' azim, inanç ve samimiyetin 'semeresini' aldı.
Büyük bir azimle ve ikramla. 'Hayalleri' gerçeğe dönüştürdü.
Olmaz, olamaz diyenlere 'olur' dedi. 4 yıllık özlemi de 'sonlandırdı.
34 haftalık beklentiyi 'mutlu sonla' kucaklayıp, hedefine ulaştı.
Türkiye 'ahalisine' seslendi; Diyarbakırspor artık 'SÜPER LİG' takımı.

***

Peki; 'bu duruma' gelinen süreçte neler yaşandı.
Hatırlamak istemiyorum.
Çünkü 'öylesine' ekonomik sıkıntılar yaşandı ki; 'anlatılamaz'!
'Dar günün adamı' ya da 'dar günün dostu' o günler için; 'çok azdı'!
Destek olan, yardım elini uzatan.
Bizlerin bu köşeden yükselttiği 'Diyarbakırspor' feryat ve çığlığını duyanlar.
İnanın bir elin 'parmağını' geçmeyecek kadar azdı.
Dün Atatürk stadyumunda 'coşku ve sevgi' seli vardı.
'Gelin gibi' süslenen stadyumdaki 'şampiyonluk' kutlaması.
Hepsi 'muhteşemdi'!

***

Basın tribününde; 'sahadaki' olup-biteni dakikalarca 'soludum'!
Tabi bu esnada; 34 haftalık sezonu da film şeridi gibi gözlerimin önüne getirdim.
Bu köşede 'yazdıklarımı' ve spor sayfasında attığımız manşetleri düşündüm.
Sahadaki 'tablo' ve yazılan-çizilenleri 'teraziye' aldım.
Şu cümle 'kendiliğinden' kelimeleri buluşturdu.
Yokluk içerisinde 'bir kahramanlık' hikayesi yaratarak şampiyon 'olunması' ne kadar güzelse.
Son zamanlarda 'bu karelere' girmeyi hak etmeyenlerin, şampiyonluk 'karesine' girmeye çalışması da; 'o kadar' üzüntü vericidir.
Alın terini ortaya koyan, mesaisini harcayan, yeri geldiğinde 'hacizlerle' boğuşabilecek düzeye kadar gelebilen.
Ve bu uğurda mücadele edenlere amenna.
Şapka çıkarılır.
Ancak bunların 'hiç birini' yapmayan, zerre-i miskal katkı sağlamayan.
'Gölgeden' geçinenlerin kareye girmeye çalışmalarına 'ne denilmeli?'!
Ben bilemiyorum. Ama; sizler bunların kim olduğunu. Ne amaçlar taşıdığını biliyorsunuz.
Onun için de; 'ne söyleyeceğinizi' sizler daha iyi biliyorsunuz.

***

Sindiremediğim görüntü buydu.
Evet. Şampiyonluk zor iştir.
Diyarbakırspor da 'zor' bir olayı başarmıştır.
Tertemiz, anasının ak sütü kadar helal, hiç bir dış etkenin olmadığı bir şampiyonluk.
Medeniyetler diyarına yakışan bir başarı öyküsü.
Daha önceki şampiyonluk için çok şey söylenmişti.
Kimisi devlet politikası, kimisi bölge insanının spora yönlendirilmesi, kimisi de başkasının emeği çalınarak Diyarbakırspor'a verildi demişti.
5 yıl kaldığımız Süper Lig'de bu gömleği üzerimizden bir türlü çıkaramadık.
Derken 'ehil' olmayan yöneticilerin sayesinde kümeye düştük.
3 sezon boyunca çok acılar çekildi.
FİFA'lık yabancı oyuncu dosyalarından, eski yönetimler tarafından oluşturulan borç batağına kadar?
Yani olumsuzlukların her türlüsü yaşandı ve yaşatıldı.
Bunların hepsine tek tek girmek istemiyorum.
Bu konular zaten kamuoyu tarafından 'en ince ayrıntısına' kadar biliniyor.

***

Ben 'azmin, İnancın ve samimiyetin' kudretiyle gelen Diyarbakırspor'un şampiyonluğunda; bir isimden söz etmek istiyorum.
Elini taşın altına koyan. Takımın 'kayyuma' gideceği gün; 'varım' diyen isme gitmek istiyorum.
Dün on binlerce 'taraftarı' ayağa kaldırdı. Milyonlarca Diyarbakırspor 'gönüldaşına' 'mutluluk ve sevinç' yaşattı.
7'den 70'e herkesin. Ama herkesin 'bağrına' bastığı bir isim.
Evet. Bahsettiğim kişi Dr. Abdurrahman Yakut.
Zaten onun dışında; 'bahsedilecek' kim varki?
Herkesin kulüpten kaçtığı bir dönemde, kimsenin başarıya inanmadığı bir ortamda 'kelle koltukta' yürüdü.
Ticari hayatını, geleceğini de risk altına koydu. Ve büyük bir sorumluluk üstlendi.
Kendisine inanan, güvenen ve onun tabiriyle birer kahraman olan futbolcular.
Teknik heyet ve kulüp çalışanlarıyla birlikte çıktığı bu yolda destansı bir başarı elde etti.
Çünkü Yakut'un 'futbol' alanında tecrübesi vardı.

***

Malum Süleyman Demirel misali.
5 kez gitti, 6 kez geldi. O da; Diyarbakırspor'un 'her kademesinde' yer aldı.
Ki en başarılı alanı da; 'Genel Kaptanlıktı.
Zaten 34 haftalık zaman dilimi içerisinde;
'takımın' hem başkanı, hem de Genel Kaptanı olarak görev yaptı.
Yavuz Donatın ifade ettiği gibi; Türkiye'de "örneği yok", dünyada var mı, sanmıyoruz.
Başkan, maçları "sahanın içinde" izliyor.
"Kulüp doktoru" sıfatıyla, takımla birlikte o da sahada.
Böyle başkan az bulunur.
"Başarı Diyarbakır halkının, başarısızlığın tek sorumlusu benim" diyor.
Ve Doktor Abdurrahman Yakut başkanlığında Diyarbakırspor "yeniden Süper Lig"de.

***

Yakut; 'Kupa' töreninde 'önemli bir hedefini' daha deklare etti.
Şu Diyarbakırspor'a tahsis edilen "1.337 dönüm" araziyle alakalı.
"Yeni stat yapacağız... Tesisler kuracağız...
Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir imar konularında destek olacak...
Diyarbakırspor'u 100 yıl kimseye muhtaç etmeyecek bir yatırım planlıyoruz"
Evet.
Bugün Diyarbakırlılar mutlu, hatta doğu ve güneydoğu ayrı bir mutluluk yaşıyor.
Siyasilerin, devlet erkânının milyon dolarlar harcaması halinde bile yaratamayacağı coşku ve pozitif hava bu şampiyonluk sayesinde yaratılmıştır.
O halde bundan sonrası için görev artık başkalarındadır.
Bu kenti yönetenler, bu halka karşı sorumluluğu olanlar.
Yerel yönetimlerinden devlet kademesine kadar.
Dünkü 'coşkuda' görüntü veren; İçişleri eski Bakanı ve AK Parti Genel Başkanı Abdulkadir Aksu.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker. Milletvekilleri M. İhsan Arslan. İl Valisi Hüseyin Avni Mutlu.
Herkes bundan gerekli mesajları almalı ve daha güçlü bir Diyarbakırspor yaratmalı.
Çünkü Süper Lig'de kalıcı bir takım olabilmesi için; 'kollektif' olmak gerekir.
Onun için de; şimdiden kolları sıvamamız lazım.

***

Sonuç itibariyle; 'Gönüllerin Şampiyonu' Diyarbakırspor'a tebrikler.
Bizlere yıllar sonra yeniden 'şampiyonluk' sevinci yaşatan;
'Gönüldaşları', azim, inanç ve samimiyetle bu uğurda mücadele eden;
Futbolculara, Teknik Heyete.
Ve özellikle de; Başkan Yakut'a 'kent ahalisi' olarak 'Teşekkür' borçluyuz.
Onun için de ben buradan sizler adına;
'Teşekkürler gönüllerin şampiyonu' Diyarbakırspor.