GÖREV DEĞİŞİKLİĞİ

Malumunuzdur!

Emniyet Müdürleri 'kararnamesi' çıktı.

Geçtiğimiz hafta 'üçlü imzayla' değişiklikler yayımlandı.

Tabi bu kararnamede Diyarbakır da vardı.

Değişikliğe göre Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya Bursa'ya.

Boşalan koltuğuna da, Adıyaman Emniyet Müdürü Mustafa Sağlam atandı.

Hayırlı uğurlu olsun!

Evet! Bu 'değişimle' alakalı Cumartesi günü 'düşüncelerimi' söyleyecektim.

Ancak hafta sonu olması münasebetiyle 'öteledim'!

Pazartesi günü de, 'Altındağ Katliamının' 13'üncü yıl dönümüydü.

O menfur ve halen 'sis perdesi' aralanmamış olan vakayı 'kaleme almıştım'!

Zaten dünkü 'mevzuu da' malumunuz.

'Kürtçe Kur'an-ı Kerim' tefsirinin, Ramazan'a Özel olarak dağıtılması.

Ve bir 'asparagas' haberle, nelerin olabileceğini konuşmuştuk.

O nedenle; 'kısmet' bugüneymiş.

***

İyi de oldu. Niye diyeceksiniz?

'Hem ziyaret-hem ticaret' misali dün Emniyet Müdürü Çatalkaya 'veda ziyaretinde' bulundu.

Uzun uzadıya sohbet ettik. Çay içtik, dondurmalı baklava yedik.

Dile kolay, 4,5 yıldan buyana Diyarbakır'da 'emniyet müdürü' olarak görev yapmak.

Kendi deyimiyle, 'huzurluyum, vicdanen rahatım'! Çünkü 'Arkamda' faili meçhul bir vaka bırakmadım' diyor.

Sordum; Bursa'ya 'ekip mi?' gideceksin?

Hayır! Bu durumun hem artısı hem de eksisi var?

Ama şu vardır, "Şart hizmetini' tamamlayanlardan oluşan bir ekiple 'yola' çıkacağım.

Dedi 'hatırlıyor musun?'. 4,5 yıl önce Atilla Çınar'ın yerine 'atanıp- göreve' geldiğimi.

Evet dedim. 'O zaman Ekiple mi gelmiştim?' Hayır dedim.

Biz 'sokağın' adamıyız. Siz sokakta olduğunuz müddetçe 'huzur ve güven vardır'!

Siz sokaktan çekildiğiniz an 'yerinizi' başkaları alır.

***

Doğru! Klişeleşmiş bir sözcük olacak ama doğrusu da budur.

'Diyarbakır önemli bir Emniyet Müdürünü' gönderiyor.

Burada, 'Bursa kazandı, Diyarbakır kaybetti' demek yanlış olur.

Böyle bir düşünce de; 'doğru' bir davranış olmaz.

Neden derseniz?

Çünkü Adıyaman'dan Diyarbakır'a atanan Mustafa Sağlam'da 'önemli ve değerli' bir isim.

Birçok Adıyaman'daki 'dostlarla' konuştum; 'şahsiyeti' noktasında.

Hepsi aynı fikri beyan ettiler. Bizler nasıl 'Bursa önemli bir Emniyet Müdürü' kazandı diyorsak.

Onlar da, 'Diyarbakır değerli bir Emniyet Müdürüne' kavuştu diyor.

***

Diyarbakır'ın yükü ağır. Hem sosyal, hem de siyasal anlamda.

Önemli bir 'stratejik' konuma sahip. O nedenle; 'Emniyet' acısından; çok hassasiyet ister.

Çok önem arz eden bir kent.

Sağlam'ın Çatalkaya'nın bıraktığı 'trenden' devam edeceği kuşkusuzdur.

Her ne kadar; 'iki kez' hırsızların 'hedefi' olduysam da.

Ve halen de 'failler' noktasında netlik oluşmamışsa da.

Diyarbakır, kapkaç, hırsızlık, üçkâğıt ve soygun gibi 'vakalarda' artık 'huzursuz' değil.

Bu anlamda; 'önemli' mesafeler alındığını biliyorum.

Özellikle kentin en hareketli noktalarında 'Sivil Giyimli' huzur timlerinin varlığı.

Kısacası polis içerisinde 'kapkaç timi' denilen ekipler sayesinde; 'kapkaç ve hırsızlık' sıfırlandı denilebilinir.

***

Bu konuda 'istatistiklere' baktım. Yılların oranına göre, artış ve eksiltme.

Çok önemli bir eksiltme rakamı çıkıyor. Özellikle de, 2007 ile 2008 arasında.

'Bitirme' noktasına gelindi gibi. Okullarda polis timlerinin olması.

Motosikletli polisler. Toplum polisleri. Ve en önemlisi 'sokak çocuklarına' yönelik ıslah.

Dün Çatalkaya 'veda' ziyaretine gelince, binanın önündeki çocuklar dikkatini çekti.

Top oynuyorlardı.

Birden durdu kendileriyle merhabalaştıktan sonra; 'yakın korumasına', makam arabasının bağacında bulunan oyuncaklardan 'dağıtmasını' istedi.

Hazırlıklısınız dedim.

Evet. Benim 'arabamın bağacında' her zaman, çocuklar için 'çikolata-şeker ve oyuncak vardır' dedi.

Espri yaptık.

'Başbakan Erdoğan'da her ziyaret ettiği kentte, çocuklara oyuncak dağıtıyor' diye.

***

Aslında! Özellikle de Diyarbakır başta olmak üzere bölge illerinde.

Çocuklar ve Polisler arasında 'önemli' bir bağ var.

Bu bağ da, 'toplumsal' olaylarda 'taş atma' mevzusu.

Şu an için 'cezaevinde', taş atma suçundan dolayı çocuklar tutuklu.

Bazıları da serbest bırakıldı. Hapis cezaları isteniyor. Öyle ya da böyle.

İşte bu 'çarpık' durumdan dolayı, 'sosyal ilişki' anlamında polisin 'hassasiyeti' önemli.

Dün Yüksel Babal'la bundan 12–14 yıl önce yaptığımız sohbeti aktarmıştım.

Polisle-vatandaş 'ilişkisi ve bakış' açısıyla alakalı.

Babal şöyle demişti; 'Polis Akademisi' mezunları karakollara dahil olunca; 'şartlar' değişti.

İnsana 'psikolojik' anlamda bakışlar değişti. Çünkü 'o akademiden' mezun olanlar.

'Vatandaşa nasıl yaklaşacağını ve diyalog kuracağını' biliyor.

Yani 'Polisin Eğitimi' sürekli olması gerekir.

***

Evet. 'Bürokrasi bu'! Biri gelir, biri gider.

Demem o ki; Diyarbakır 'önemli bir emniyet Müdürünü' uğurluyor.

Değerli bir Emniyet Müdürünü de 'ağırlıyor'!

Ve Çatalkaya'nın kendisini uğurlarken söylediği söz 'gelene de gidende' ders misali.

'Ardımızda Gönül dostları' bırakıyoruz.

Bu ifade şunu detaylandırıyor.

Güneydoğu'ya 'Peşin hükümlü' bakış sergilenerek gelmeyin.

Bakın biz buradan giderken; 'gönül dostlarını' geride bırakmanın hüznüyle gidiyoruz.

Zaten; 'Bürokraside' bu zihniyet hâsıl olmazsa idi.

Ne Güneydoğu böylesi 'açmazların' cenderesinde olmaz dı?

Ne de; Ülke 'huzur ve güven' selameti için uğraş vermez di?

Hepsi bu kadar!  Haydi size kolay gelsin.