HAFTA SONU, MÜLAHAZALARIMIZ BUNLAR OLSUN

Malum,
Hafta sonları ekseriyetiyle "siyasi" tansiyon düşer!
Tatil,
İcra etmez ama "ihtiva" eden mevzu mülahazalarının "trendi" düşer ve pek konuşulmaz.
İşte,
Biz de bu bahane üzerine "siyasi mevzu" polemiğini düşürmek gayesiyle.
Bugün;
Farklı bir üslup ve mevzu icra etmek istiyorum!
Zaten;
Seçim sath-i mailiyle alakalı esen rüzgârın seyr-ü seferi hafta başında "fırtına" olacak?
Özelliklen de;
Partilerin "Seçim bildirgelerini" kamuoyuyla paylaşmalarıyla, gelişecek!

* * *

Evet,
Üzerlerine kalın çizikler atılan Milletvekilleri "yavaş-yavaş" tası-tarağı toplamaya başladı.
Meclisteki,
Odalar boşaltılıyor, "danışman ve diğer elemanlar" için ya yeni formül üretiliyor.
Ya da "başının çaresine bak" deniliyor.
Tabi;
Diyarbakır "özeli" için ifade ediyorum.
Öyle inanıyorum ki;
"Saf dışı ya da nadasa" bırakılan eski Vekiller "şehri" ikametgâh olarak görmeyecek.
Başkentin,
Müdavimleri olup "siyasi ve iş hayatlarını" burada icra edecekler.
Yani,
Artık Diyarbakır için "bavuluyla" misafirliğe gelenler, "kervanına" katılmış olacaklar.
Elbette ki,
Düğün, yas, sosyal hadiseler ve pek tabi ki "gönüllerinden" geçen.
"Yenilen pehlivan güreşe doymaz" misali, Siyasi aktörlük için, imkânlar gelişirse!
Teşrifleri,
"Sık" olacağı gibi. En baba; Diyarbakır savunucusu olma gayretkeşliğine girerler!
Selefleri,
Ne yaptıysa ve nerde "ikametgahı" uygun gördüyse, onlarda aynı yolda gidecekler.
Felsefe aynı,
Değişen sadece zaman ve isimler.

* * *

Neyse!
Şimdilik diyelim;
Hani derler ya "pabuçları" dama atıldı.
İster gelsinler,
İster gelmesinler zaten seçmen yeni yüzlere aşina olma, sürecine girdi.
Ve,
Bizler de şimdiden onları "haber ve yorumlarımızda" eski vekil ve siyasiler olarak, adlandırıyoruz.
Her ne kadar;
Daha iki aylık zaman dilimine sahip olsalar bile!
Bir de;
"Üzerlerinin" parti liderleri tarafından çizilmesine gerekçe olarak.
Kendi,
"Becerilerini" değil de, başka "olguları" göstermeleri vardır ki, "akla ziyan" bir durum.
Tavsiyem;
İster bir dönem, ister iki dönem Milletvekilliği görevini yürütmüş olsunlar.
Şöyle;
Sakin ve zihin bunalımından kurtulmuş vaziyette, "geçmişiyle" yüzleşsin!
Bu dönemler;
İçerisinde "neler yaptım, neler yapmadım" minvalinde, artı ve eksilerini ortaya çıkarsın.
Yani;
Kendi muhasebesini yapsın ki, "üzerinin" çizilmesi ve atıl duruma gelmesindeki "nedenini" idrak etsin.
Ve başka mecralara "yönelip" ne kendini, ne de başkalarını "kandırmasın".
Çünkü;
Bizim gördüğümüzü Diyarbakır ahalisi de gördüğü gibi "görünen köy kılavuz istemez" misali!

* * *

Tabi;
Buarada gözler "yeni" vekil adaylarına çevrilmiş!
Özelliklen de,
Aday listesinde "seçilebilme" sırasında olanlar "gözde".
Çembere;
Alınmış vaziyette!
Yani,
Milletvekilinin "çevre" rantından nasıl nemalanabilirim, diye ağ geliştirenler!
Bir de;
Bazı daire müdürleri ve müdürlüklere göz dikenler var ki "şimdiden" pes demek istiyorum.
Enva-i şekillere;
Girerek "şirin" görünme performansı içerisinde bulunuyorlar.

* * *

Dedik ya;
Bugün "siyasi" mülahazaların düşük seyrettiği bir zaman dilimi!
Bu özet;
Siyasi nabzı icra ettikten sonra, zihinleri dinlendirme noktasında; "pazar keyfi" niyetinde!
Tamamen;
Siyasi muhtevası olan bir kaç fıkrayı size aktarmak istiyorum ki!
Akla,
Ziyan siyasi ve politik hadiselerden "kısa süreliğine" uzak kalalım.
Tabi bir de;
Yeni siyasilerimize "ders-i ibret" içermesi babında bu fıkralar ön fikir olsun.
Belki,
Zaman içerisinde "kulağa küpe" hesabıyla, "o fıkraya" kendisi konu olabilecek hale gelmesin.
Bir de;
Af istiyoruz!  Kimse de, "üstüne" alınmasın.
Keyif icra ediyor, bu fıkralar.
Birilerini "gıdıklamasa da".

* * *

70 MİLYON SEVİNİR

Bir gün bizim Temel milletvekilleri ile uçağa biner başlarlar bir şey sallamaya.
Birinci milletvekili şuradan on milyon atsam biri bulur ve bir kişiyi sevindiririm.
İkinci milletvekili ben yirmi milyon atsam iki kişi bulur ve iki kişiyi sevindirmiş olurum.
Üçüncü dördüncü derken hepsi bir şey sallar.
Sıra Temel’e gelir temel düşünür ve ulan ben buradan hepinizi atsam yetmiş milyon sevinir.

KİME OY VERELİM?

Kürsüye çıkmış olan aday, atıp tutuyor:
—Falanca parti komünisttir, ona oy vermeyin!
—Yaşa...
—Filanca Genel Başkan masondur, ona oy vermeyin.
—Varol...
—Şu parti de dinsizdir, ona da oy vermeyin!"
—Nurol...
Kalabalığın arasından biri sorar.
—Peki, kime oy verelim?
—Bana oy verin, bana...

SÖZÜM, TUTULMAYACAK MI?

Karısı adaya çıkışıyordu
— Bu evde hiç benim istediklerim olmayacak mı?
Aday yanıtladı: Olacak karıcığım, olacak da, hele şu seçimleri bir kazanayım.
"Bu da bir hastalık"

* * *

Dünya kadar para harcadığı halde, listeye bile giremeyen adaya soruyorlar:
— Durum nasıl?
—Lanet olsun, bir daha partilerin önünden bile geçmeyeceğim diyor.
Aradan dört yıl geçiyor.
Bakıyorlar ki bizim ki adaylığa yeniden soyunmuş.
—Ne o? diyorlar.
—Ne olsun hastalık... Her seçimde olur

* * *

Duvarlara asılı afişleri okuyan köylü ile aday arasında şu konuşmalar geçer:
—Topraksıza toprak, toprağa tapu, ürüne fiyat."
—Ne zaman olacak bunlar.
—Her seçimde, her seçimde.
—Buğday vergisini kaldıracağız"

* * *

POLİTİKACILARI BİLİRSİNİZ?

Bir otobüs dolusu politikacı seçim kampanyası için gittikleri Anadolu"dan dönüyorlarmış.
Gece yarısı otobüsleri büyük bir köyün yanından geçerken derin bir şarampole yuvarlanır.
Bütün gün slogan dinlemekten beyni ambale olan şoför uyumuştur.
Bir kaç köylü koşarak gelir ve gece kurda kuşa yem olmasınlar diye cesetleri gömmeye başlar sabaha karşı işleri bitmiştir.
Sabah, Jandarma soruşturma için köye gelir.
Köylülere sorar:
—Otobüsteki bütün politikacıları gömdünüz demek. Hepsi de ölüydü, eminsin değil mi?
—Köylülerden biri cevap vermiş:
— Bazıları yaşadıklarını iddia ettiler ama politikacıları bilirsiniz. Nasıl yalan söylerler!

* * *

Politikacıya sormuşlar:
—Dünya en zor en kolay şey nedir.
—En kolayı aday adayı olmak, en gücü de seçilebilmek.