HEDEF 2 MİLYON ZİYARETÇİ!

Pazar günleri hasbihalimiz yok. Öyleyse bu hafta cumartesiyi pazar yazısı sayalım; şehrimizin derdini, sevincini ve geleceğini konuşalım.

Bugün gündemimiz Diyarbakır Kültür Yolu Festivali ve şehrin önündeki büyük hedef: 2 milyon ziyaretçi.

Hedef iddialı. Festivalin ilk beş gününde 700 bin kişiye ulaşan katılım, Diyarbakır’ın kültür ve sanat etkinliklerine gösterilen ilgiyi ortaya koyuyor. Peki, mesele yalnızca bu sayılara ulaşmak mı? Yoksa Diyarbakır’a gelen ziyaretçinin şehirde bıraktığı değer de en az ziyaretçi sayısı kadar önemli mi?

Çünkü bir şehrin turizmdeki başarısı, yalnızca kaç kişiyi ağırladığıyla değil, bu hareketliliği ne ölçüde kalıcı bir kazanıma dönüştürdüğüyle de ölçülür.

***

Vali Murat Zorluoğlu’nun paylaştığı verilere göre, Diyarbakır’ı ziyaret eden turist sayısı geçen yılın ilk dokuz ayında 1,2 milyonken bu yıl 1,5 milyonun üzerine çıktı. Artış yüzde 22’yi buldu. Konaklamalı turist sayısı 500 binden 800 bine, yabancı ziyaretçi sayısı ise 27 binden 60 binin üzerine yükseldi.

Festival dönemindeki veriler de bu hareketliliği destekliyor. Diyarbakır Kültür ve Turizm İl Müdürü İrfan Tekin’in verdiği bilgilere göre, Kültür Yolu Festivali’nin ilk beş gününde 14 noktada düzenlenen 250’ye yakın etkinliğe 700 bin kişi katıldı. Dokuz günlük festivalin hedefi ise bir milyon sanatsevere ulaşmak. Etkinliklere Diyarbakırlıların yanı sıra çevre illerden gelen vatandaşlar da yoğun ilgi gösteriyor.

Öte yandan kentte ziyaretçi ve konaklama sayılarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artış yaşandığı belirtiliyor.

Bütün bu rakamlar sevindirici. Diyarbakır’ın tarih, inanç, gastronomi ve kültür turizmindeki potansiyelinin daha geniş kitlelerce keşfedildiğini gösteriyor. Ancak asıl sorular hâlâ önümüzde duruyor: Ziyaretçi kentte kaç gün kalıyor, ne kadar harcıyor? Bu hareketlilikten esnaf, zanaatkâr, yerel üretici ve gençler ne kadar pay alıyor?

Çünkü turizmde başarı, yalnızca gelenlerin sayısıyla değil, şehirde oluşturduğu değerle ölçülür.

***

Diyarbakır’ın en büyük avantajı, başka şehirlerin kolayca taklit edemeyeceği tarihî ve kültürel kimliğidir.

Surlar ve Hevsel Bahçeleri, Zerzevan Kalesi, Ulu Cami, On Gözlü Köprü, Hasanpaşa Hanı ve Sur’un tarihî dokusu… Camiler, kiliseler, hanlar, medreseler ve geleneksel evler; farklı dönemlerin izlerini aynı şehirde buluşturuyor.

Üstelik Sur’da tarih, yalnızca geçmişten kalan taş yapılardan ibaret değil. Sokaklarda, avlularda ve gündelik yaşamda varlığını sürdüren bir hafıza.

İşte bu miras, Diyarbakır’ın en kıymetli sermayesi. Onu tanıtmak kadar korumak da zorundayız. Çünkü tanıtım uğruna tarihî dokuya zarar vermek, ulaşılmak istenen amacın tam tersine hizmet eder.

***

BİR PANKART, 18 ÇİVİ VE BÜYÜK ÇELİŞKİ

Tarihî surlara bir pankartın 18 çiviyle tutturulduğuna ilişkin görüntü ve iddialar, bu çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Mesele yalnızca bir pankartın nasıl asıldığı değil; kültürel mirasa nasıl baktığımızdır.

Bir kültür organizasyonu, şehrin değerlerini tanıtmak ve görünür kılmak için düzenlenir. Fakat bu amaçla yapılan bir uygulama, tanıtılan mirasa zarar verme riski taşıyorsa ortada ciddi bir çelişki vardır.

Pankart geçicidir; etkinlik biter, pankart iner. Tarihî taşta oluşabilecek hasar ise çok daha uzun süre kalabilir.

Diyarbakır surları reklam panosu değil, gelecek kuşaklara emanetimizdir.

Bu emanetin korunması yalnızca uzmanların veya ilgili kurumların görevi değildir. Yerel yönetimlerden organizasyon ekiplerine kadar herkes aynı sorumluluğu taşımalıdır.

Dünyaya kendimizi tanıtalım; ama bunu bizi biz yapan değerleri örselemeden yapalım. Çünkü Diyarbakır’ın turizmdeki geleceğini güçlendirecek olan, yalnızca tarihî mirasını ziyaretçilere göstermek değil, o mirasa ne kadar sahip çıktığını da ortaya koymaktır.

***

Kültür Yolu Festivali, Diyarbakır’ın kültür ve sanat hayatına hareketlilik kazandırıyor. Dokuz gün boyunca 14 noktada düzenlenen yaklaşık 250 etkinlik ve öne çıkarılan 48 gastronomi noktası, şehrin tanıtımı için önemli bir fırsat.

İlk beş günde 700 bin kişinin katılımına ulaşılması ve festival sonunda bir milyon sanatseverin hedeflenmesi, bu organizasyona gösterilen ilgiyi açıkça ortaya koyuyor. Ancak festivalin gerçek başarısı, etkinlik takviminin yoğunluğu ve katılımcı sayısıyla sınırlı değil.

Bir konser için gelen ziyaretçi tarihî çarşıları geziyor, yöresel yemekleri tadıyor, zanaatkârlarla buluşuyor ve kentte konaklıyorsa festivalin etkisi büyüyor. Diyarbakır’dan güzel anılarla ayrılıp yeniden gelmek istiyorsa tanıtım amacına ulaşıyor.

Bunun için tarih, gastronomi, el sanatları ve kültür-sanat etkinlikleri ortak bir turizm anlayışıyla buluşturulmalı. Nitelikli rotalar, çok dilli tanıtım ve yıl boyunca sürdürülebilen programlarla ziyaretçilerin kentte daha uzun kalması sağlanmalı.

Dokuz günlük festival, on iki aylık turizmin başlangıcı olmalı.

Çünkü asıl mesele, festival boyunca yüz binleri ağırlamak değil, bu ilgiyi yılın tamamına yayabilmek. Diyarbakır’ın kültür ve sanat alanındaki hareketliliği, sürdürülebilir bir turizm politikasının parçası hâline getirilmeli. Festivalin oluşturduğu ilgi, kentte yeni ziyaretler için bir davete dönüşmeli.

***

Vali Murat Zorluoğlu, festival açılışındaki konuşmasında Diyarbakır’ın 12 bin 500 yıllık geçmişine ve kültür-inanç turizmindeki potansiyeline dikkat çekerek geçmişte yaşanan güvenlik sorunlarının turizme etkisini hatırlattı.

Huzur ve güven ortamı, bir şehrin tercih edilmesinde önemli bir etkendir. Fakat bu ortamın ekonomik kazanca dönüşmesi için ulaşım, konaklama, hizmet kalitesi ve tanıtım da birlikte geliştirilmelidir.

Bir başka mesele de turizm gelirinin kimlere ulaştığıdır.

Büyümeden yalnızca büyük işletmeler yararlanıyorsa, küçük esnaf, yerel üretici ve zanaatkâr geride kalıyorsa turizmin kalkınma iddiası eksik demektir. Yerel işletmelerin görünürlüğü artırılmalı, gençlere yeni iş alanları açılmalı, Diyarbakır’ın mutfağı ve geleneksel üretimi bu hareketliliğin parçası hâline getirilmelidir.

Festivalin 48 gastronomi noktasını öne çıkarması da bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor. Bu fırsat, yerel lezzetlerin tanıtımının ötesine geçerek üreticiden esnafa, küçük işletmelerden genç girişimcilere uzanan bir ekonomik hareketliliğe dönüşebilir.

Ziyaretçi sayısındaki artışın kentteki işletmelere, istihdama ve yerel üretime yansıması sağlandığında turizm, Diyarbakır için gerçek bir kalkınma aracına dönüşecektir.

Çünkü turizm, şehirde yaşayanların hayatına dokunduğu ölçüde gerçek bir kalkınma aracıdır.

***

BAŞARI, SAYILARDAN FAZLASIDIR

Diyarbakır’ın iki milyon ziyaretçi hedefi önemlidir. Festivalin ilk beş gününde ulaşılan 700 bin kişilik katılım da bu hedefe giden yolda güçlü bir ilginin göstergesidir. Ancak bu rakamlar, tek başına bir başarı hikâyesi yazmaya yetmez.

Asıl başarı; ziyaretçinin kentte daha uzun kalması, esnafın kazancının artması, gençlerin iş bulması ve tarihî mirasın korunmasıdır.

Diyarbakır büyümeli. Ekonomisi güçlenmeli, insanı bu büyümeden pay almalı. Kültür ve sanat etkinlikleri şehre yeni bir canlılık kazandırmalı. Ama bütün bunlar olurken Diyarbakır, surlarıyla, sokaklarıyla, mutfağıyla ve hafızasıyla Diyarbakır olarak kalmalı.

İki milyon ziyaretçi hedef olsun; asıl mesele, bu iki milyon insanın Diyarbakır’a ne kazandırdığı ve Diyarbakır’dan ne götürdüğüdür.

Çünkü bir şehrin büyüklüğü, yalnızca kaç kişiyi ağırladığıyla değil, sahip olduğu değerlere ne kadar sahip çıktığı ve bu değerlerden kendi insanı için ne kadar refah üretebildiğiyle ölçülür.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bir şehrin gerçek zenginliği; ağırladığı misafirlerin sayısında değil, kendi insanına kazandırdığı refahta ve gelecek kuşaklara koruyarak bıraktığı mirastadır.


Yorumlar

Yorum Yap