AKADEMİK YIL AÇILIŞINDAKİ SESSİZLİK NEYİN İŞARETİ?

Dicle Üniversitesi’nde ders başı yapıldı…

Öncelikle öğrencilerimize, akademisyenlerimize, üniversite çalışanlarımıza ve kadim şehrimiz Diyarbakır’a hayırlı olsun.

Ancak gelin görün ki bu yıl, akademik yılın başlamasından çok, başlangıcın nasıl yapıldığı ve kentte nasıl karşılandığı üzerine düşünmek gerekiyor.

Dicle Üniversitesi gibi yarım asrı aşan geçmişe sahip, Diyarbakır’ın eğitim, bilim ve toplumsal hayatında önemli bir yeri bulunan bu kurumun yeni döneme başlaması elbette sıradan bir gelişme değil.

Peki, bu önemli başlangıç kentte ne kadar karşılık buldu?

Diyarbakır’ın milletvekilleri, yöneticileri, kurum temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları bu başlangıcın neresinde yer aldı ya da almadı?

Daha da önemlisi, üniversite ile kent arasındaki ilişkiyi güçlendirmesi beklenen böyle bir buluşma neden daha geniş bir katılımla gerçekleşmedi?

Yoksa katılım konusunda bir çekince mi vardı?

 

***

Önce tarihleri birbirinden ayıralım.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla 6 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2026-2027 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni gerçekleştirildi. Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat da bazı fakülte dekanları ve öğrencilerle birlikte bu törende yer aldı.

İki gün sonra, 8 Ekim’de Dicle Üniversitesi’nde yeni öğrenciler için "İlk Ders Açılışı ve Oryantasyon Programı" düzenlendi.

Gaziantep Üniversitesi ise 12 Ekim’de, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’ni gerçekleştirdi.

 

Külliye’de Türkiye’nin yükseköğretim camiası bir araya geliyor. Ardından üniversiteler kendi programlarını gerçekleştiriyor.

Gaziantep Üniversitesi, akademik yıl açılışında TBMM Başkanı’nı ağırlıyor.

Peki, Dicle Üniversitesi’nin Diyarbakır’daki başlangıcı neden aynı ölçüde kent gündeminin merkezine yerleşmedi?

Burada mesele, mutlaka Cumhurbaşkanı’nın, Meclis Başkanı’nın ya da başka bir üst düzey devlet yetkilisinin törene katılması değil.

Mesele, Dicle Üniversitesi’nin kendi şehriyle nasıl bir bağ kurduğu ve bu bağı ne kadar görünür kılabildiği.

Dicle Üniversitesi, akademik yılın başlangıcını Diyarbakır’ın ortak buluşmasına dönüştürebilirdi?

Ama yapmadı.

Sessizliğin nedeni neyin işareti olabilir?

 

***

Dicle Üniversitesi’nin önemini anlatmak için uzun uzun sıralama yapmaya gerek yok.

Yarım asrı aşan akademik birikimi, yetiştirdiği bilim insanları, sağlık alanındaki hizmetleri ve bölgeye kazandırdığı insan kaynağı ortada.

Böylesine köklü bir kurumun yalnızca kampüs sınırları içinde değerlendirilmesi mümkün mü?

Elbette değil.

Üniversiteler, bulundukları kentlerin bilimsel ve kültürel gelişimine katkı sunar. Kentin sorunlarına ilişkin araştırmalar yapar, çözüm önerileri geliştirir, gençlere yeni ufuklar açar ve toplumsal hayatın dönüşümünde rol oynar.

Dicle Üniversitesi de Diyarbakır’ın yalnızca eğitim kurumlarından biri değil, kentin geleceğini şekillendirebilecek en önemli akademik merkezlerinden biridir.

O hâlde üniversite ile kent arasındaki ilişkinin güçlü olması gerekmez mi?

Milletvekilleri, yerel yöneticiler, mülki idare amirleri, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve üniversite yönetimi ortak hedefler etrafında buluşabilmeli.

İşte akademik yıl açılışları, bu iletişimin görünür hâle gelebileceği önemli fırsatlardan biri.

 

 

***

İnsan sormadan edemiyor:

Gaziantep Üniversitesi’nin akademik yıl açılışı kent gündeminde yer bulurken Dicle Üniversitesi’nin başlangıcı neden aynı ölçüde konuşulmadı?

Diyarbakır’ın üniversitesi, şehrin ortak geleceğini ilgilendiren meselelerde daha görünür olamaz mı?

Üniversite yönetimi, kentteki kurumlarla ilişkilerini daha ileri bir noktaya taşıyamaz mı?

Elbette taşıyabilir ve taşımalı!

İfade etmek istediğim, Diyarbakır’ın sahip olduğu akademik potansiyelin kent yaşamına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamak.

 

 

***

Bütün bu tartışmaların ortasında, Dicle Üniversitesi’nden gelen bir haber ise hepimizi sevindirdi.

Üniversitenin açıklamasına göre, 2026 Stanford Dünya Bilim İnsanları Listesi’nde Dicle Üniversitesi’nden 11 akademisyen yer aldı.

Açıklamada, dokuz akademisyenin yıllık bilimsel etki, altı akademisyenin ise kariyer boyu bilimsel etki kategorisinde bulunduğu, dört akademisyenin her iki kategoride de listeye girdiği belirtildi.

Listede yer alan isimler şöyle:

Mustafa Abdullah Yılmaz, Ömer Oruç, Hüseyin Fırat, Erol Kılıçkap, Sadık Özgür Değertekin, Heybet Kılıç, İbrahim Kaya, Mehmet Boğa, Abdurrahman Önen, Fuat Güzel ve Mehmet Akın.

Bilimsel çalışmalarıyla Dicle Üniversitesi’nin adını uluslararası ölçekte duyuran akademisyenlerimizi yürekten kutluyorum.

İşte üzerinde durulması gereken bir başka nokta da bu.

Dicle Üniversitesi’nin bilimsel kapasitesi var.

Uluslararası ölçekte başarı ortaya koyan akademisyenleri var.

Diyarbakır’a ve bölgeye katkı sunabilecek büyük bir birikimi var.

Öyleyse bu birikimi kentle daha fazla buluşturmanın, bilimsel başarıları toplumsal kazanıma dönüştürmenin ve üniversiteyi Diyarbakır’ın ortak gündeminde daha güçlü biçimde konumlandırmanın yollarını araması gerekiyor!

Üniversite ile kent arasındaki bağ ne kadar güçlü olursa, bundan yalnızca üniversite değil, bütün Diyarbakır kazanır.

 

***

GÜNÜN SÖZÜ

Bir kurumun gücü yalnızca kendi başarılarında değil, çevresiyle kurduğu güven ve dayanışma ilişkisinde de saklıdır.


Yorumlar

Yorum Yap