MEVCUT HASTANELER GÖZDEN Mİ ÇIKARILIYOR?
Ah şu sağlık, ah!..
Diyarbakır’da sağlık sorunları artık birkaç açıklamayla geçiştirilemeyecek bir noktaya geldi. Bir yanda yeni hastane projeleri, diğer yanda fiziki sorunlarla mücadele eden mevcut sağlık kuruluşları; bir yanda artan hasta yoğunluğu, diğer yanda uzman hekim eksikliği…
Bu tablonun en ağır yükünü ise randevu bulmakta zorlanan, tedavisi geciken ve sağlık hizmetine erişebilmek için hastane hastane dolaşan vatandaş taşıyor.
Kuşkusuz Diyarbakır’ın trafik sorunundan eğitimdeki aksaklıklara, öğretmen eksikliğinden ulaşım maliyetlerine kadar gündeminde pek çok önemli başlık var. Ancak sağlık, bütün bu sorunlardan ayrı bir yerde duruyor.
Çünkü burada yaşanan aksaklıklar yalnızca günlük hayatı zorlaştırmıyor; doğrudan insan hayatını ve tedavinin seyrini etkiliyor.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk’in, Diyarbakır Tabip Odası ile yürütülen çalışmalar kapsamında Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM’ye sunduğu soru önergesi, kentteki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu yeniden gündeme taşıdı.
***
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen’in açıklamalarında gündeme getirilen fiziki koşullar, mevcut kamu hastanelerinin durumuna ilişkin önemli tartışmaları beraberinde getiriyor. Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde tadilat nedeniyle ameliyatların yapılamadığı, Çocuk Hastanesi’ne ilişkin karot raporlarının kamuoyuyla paylaşılmadığı ve bazı hastanelerde ısınma, izolasyon ve hijyen sorunlarının yaşandığı yönündeki değerlendirmeler, yetkili kurumların açıklığa kavuşturması gereken konular arasında.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Diyarbakır’ın yeni hastanelere ihtiyacı var. Artan nüfus, bölgesel hasta hareketliliği ve sağlık hizmetlerine yönelik talep, yeni yatırımları gerekli kılıyor. Ancak bu ihtiyaç, mevcut hastanelerin bakımını, güvenliğini ve hizmet kapasitesini ikinci plana atmanın gerekçesi olamaz.
Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde tadilat nedeniyle ameliyatların aksadığı yönündeki iddialar, bu meselenin en somut örneklerinden biri. Tadilat, sağlık kuruluşlarının güvenli ve işlevsel biçimde hizmet verebilmesi için gerekli olabilir. Asıl mesele, çalışmalar sürerken hastaların tedavisinin nasıl sürdürüldüğü ve hizmet kaybının hangi önlemlerle giderildiğidir.
***
Ameliyatların ertelenmesi ya da hastaların başka kuruluşlara yönlendirilmesi, yalnızca idari bir planlama sorunu olarak değerlendirilemez. Bu durum, diğer hastanelerin yükünü artırırken hastaların tedavi sürecini de etkileyebilir. Dolayısıyla tadilatın kapsamı, süresi ve hizmetin devamlılığını sağlamak üzere alınan önlemler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.
Çocuk Hastanesi’nin deprem sonrasındaki fiziki durumuna ilişkin karot raporları da aynı açıklıkla ele alınmalı. Bir hastane binasının güvenliği hakkındaki teknik değerlendirmeler, söylentiler üzerinden değil, bilimsel veriler üzerinden tartışılmalıdır. Raporların mevcut durumu, yapılan incelemelerin sonuçları ve varsa risklere karşı alınan tedbirler yetkili kurumlarca açıklanmalıdır.
Deprem gerçeğini ağır biçimde yaşamış bir kentte, çocukların ve sağlık çalışanlarının bulunduğu bir yapının güvenliğine ilişkin belirsizliklerin sürmesi kamuoyundaki kaygıları artırır. Bu kaygıların giderilmesinin yolu, genel ifadelerle yetinmek değil, teknik bulguları anlaşılır ve şeffaf biçimde paylaşmaktır.
***
Fiziki koşulların yanı sıra uzman hekim eksikliği de Diyarbakır’ın sağlık hizmetlerinde çözüm bekleyen temel sorunlardan biri. Çocuk nörolojisi, kadın hastalıkları ve doğum, kulak burun boğaz ve dermatoloji gibi branşlarda yaşandığı belirtilen eksiklikler, özellikle ilçelerde yaşayan vatandaşların kent merkezine yönelmesine neden oluyor. Böylece merkezdeki hastanelerin yoğunluğu artarken randevuya erişim de güçleşiyor.
Yoğunluk altında çalışan hekimlerin hastalarına yeterli zaman ayıramadığı yönündeki değerlendirmeler, sorunun yalnızca randevu sayısıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Sağlık hizmetinin niteliği, kaç hastaya bakıldığı kadar doğru değerlendirme yapılabilmesine, uygun tedavinin planlanmasına ve hastanın ihtiyaç duyduğu hizmete zamanında ulaşmasına da bağlı.
Bu nedenle çözüm, sağlık çalışanlarının mevcut koşullarda daha fazla çalışmasını beklemekten ibaret olamaz. Branşlara göre ihtiyaçların belirlenmesi, hekim dağılımının ilçeler dâhil olmak üzere dengeli biçimde planlanması ve randevu sisteminin gerçek talebe göre düzenlenmesi gerekiyor.
Diyarbakır’ın sağlık kapasitesi değerlendirilirken yalnızca toplam hekim sayısına veya hastane yataklarına bakılması da yeterli değil. Bu kaynakların hangi bölgelerde bulunduğu, hangi branşlarda açık yaşandığı ve artan hasta talebini ne ölçüde karşılayabildiği birlikte ele alınmalı.
***
Çelenk’in önergesinde gündeme getirilen bir diğer konu, bazı kamu hastanelerinde radyoloji uzmanı eksikliği nedeniyle MR ve bilgisayarlı tomografi görüntülerinin raporlanması için dışarıdan teleradyoloji hizmeti alınması.
Uzaktan raporlama, ihtiyaç duyulan uzmanlık hizmetinin sağlanmasında işlevsel bir yöntem olabilir. Ancak kamu hastanelerinde bu hizmete hangi gerekçelerle başvurulduğu, hizmet sağlayıcılarına yapılan ödemeler ve raporların kalite kontrol süreçleri de açıklığa kavuşturulmalı.
Özellikle raporların doğruluğu konusunda şikâyetler bulunduğu belirtiliyorsa bunların hangi mekanizmalarla incelendiği bilinmeli. Çünkü radyolojik değerlendirmeler, pek çok hastalığın teşhisinde ve tedavi kararlarında belirleyici rol oynuyor.
Buradaki mesele, dışarıdan hizmet alınmasını peşinen yanlış saymak değil; kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını ve hastaların hangi kalite güvenceleri altında hizmet aldığını ortaya koymak. Sağlık yönetiminde maliyet, verimlilik ve hasta güvenliği birbirinden ayrı düşünülemez.
***
6 Şubat 2023 depremlerinde zarar gören aile sağlığı merkezlerinin durumu da önergenin önemli başlıklarından biri.
Sevilay Çelenk, Sağlık Bakanlığının 2025 yılında 13 aile sağlığı merkezinin yapımı için ihale süreci başlattığını, Nisan 2026’da ise 13 yeni merkezin hizmete açıldığını duyurduğunu hatırlatarak açıklanan tesislerin aynı merkezler olup olmadığının netleştirilmesini istedi.
Bu iki açıklama arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulması, yatırımların gerçek kapsamını değerlendirmek açısından önemli. Bunun yanında depremde zarar gören merkezlerin hangilerinin yeniden hizmete girdiği, hangilerinin geçici koşullarda faaliyet gösterdiği ve bölge halkının birinci basamak sağlık hizmetlerine ne ölçüde erişebildiği de ortaya konulmalı.
Bir sağlık tesisinin açılışını duyurmak, tek başına bölgenin ihtiyacının karşılandığını göstermiyor. Önemli olan, tesisin nerede bulunduğu, hangi nüfusa hizmet verdiği ve vatandaşın günlük yaşamında ne ölçüde karşılık bulduğu.
Deprem sonrasında değişen nüfus dağılımı ve mahallelerin sağlık ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak planlama, yeni yatırımların verimliliği açısından da belirleyici olacaktır.
***
11 sorunun karşılığı somut adımlar olmalı
Sevilay Çelenk’in Sağlık Bakanına yönelttiği 11 soruluk önerge, Diyarbakır’ın sağlık kapasitesinin değerlendirilmesi ve Gaziantep ile Elazığ gibi kentlerle karşılaştırılması açısından önemli veriler talep ediyor. Ancak bu girişimin asıl değeri, verilecek yanıtların yalnızca istatistiklerle sınırlı kalmamasında yatıyor.
Hastanelerin fiziki koşullarına ilişkin iddiaların açıklığa kavuşturulması, tadilat sürecinde sağlık hizmetinin devamlılığının sağlanması, uzman hekim ihtiyacının belirlenmesi ve teleradyoloji hizmetlerinin denetlenmesi birbirini tamamlayan başlıklar. Aile sağlığı merkezlerinin deprem sonrasındaki durumu da bu çerçevenin dışında tutulamaz.
Sağlık Bakanlığının bu konularda güncel verileri paylaşması, devam eden çalışmaları açıklaması ve eksikliklerin giderilmesine ilişkin takvim ortaya koyması gerekiyor. Böylece tartışma, açıklamalar ile karşı açıklamalar arasında sıkışıp kalmak yerine ölçülebilir sonuçlar üzerinden yürütülebilir.
***
Diyarbakır’ın sağlık sorunlarını yalnızca yeni yatırımlar üzerinden değerlendirmek, mevcut tablonun önemli bir bölümünü gözden kaçırmak anlamına gelir. Yeni hastaneler kapasiteyi artırabilir; ancak hekim dağılımındaki dengesizlik, mevcut binalardaki fiziki sorunlar ve hizmetin sürekliliğine ilişkin eksiklikler giderilmediği sürece vatandaşın yaşadığı sorunlar bütünüyle ortadan kalkmaz.
Üstelik mevcut hastanelerin güçlendirilmesi ve bakımı, yeni yatırımlara alternatif değil, sağlık politikasının tamamlayıcı bir parçasıdır. Bir yandan geleceğin sağlık altyapısı kurulurken diğer yandan bugün hizmet veren kuruluşların güvenli, nitelikli ve kesintisiz hizmet sunması sağlanmalıdır.
Diyarbakır halkının beklentisi de tam olarak bu: Yeni projelerin duyurulması kadar, mevcut hastanelerdeki sorunların giderildiğini görmek. Ameliyatların aksamaması, sağlık kuruluşlarının fiziki güvenliğinin açıklığa kavuşturulması, uzman hekimlere erişimin kolaylaşması ve kamu kaynaklarının şeffaf biçimde kullanılması artık ertelenebilecek başlıklar değil.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sağlıkta başarı, yalnızca yeni hastaneler yapmak değil, insanın bugün tedavi gördüğü yerde güvenle hizmet almasını sağlamaktır.
Yazarın Önceki Yazıları
Yorumlar