HERKES HUZURSUZ VE ALTERNATİFSİZ!

Nazar değmesin; Meteorolojik hava iç açıyor!
Bahar'ın 'duyguları' okşaması.
Yeşilliklerin cezbediciliği. Güneş ışınlarının 'kemiklere' nüfuzu.
Velhasıl huzurlu bir 'meteorolojik' hava hâkim.
Ama gel gör ki;
Ülkenin 'hava-i selamet-i' hiç de huzur vermiyor.
Tropikal bölgelerin 'havasını' andırır vaziyette.
Bi yağmur, bi güneş, bi bulut ve fırtına.
Bir saatte 'dört' mevsim misali; Türkiye'nin 'siyasi' arenası da böyle soluyor.

* * *

Huzursuzluk ve 'tedirginlik' her alanda icra etmekte!
Ne bireysel,
Ne tarafsal,
Ne de camia anlamında.
Genel bir 'huzursuzluk' ve 'nahoş' durum var.
Herkes, tedirgin ve tepkili!
Sokaktaki vatandaştan, devleti yöneten zevata kadar.
Kimse 'memnuniyet' ifade etmediği gibi;
Olup-bitenden de 'hoşnut' değil.

* * *

Cadı kazanı misali!
İşte böylesi 'siyasi ve sosyal' kaosun vuku bulduğu dönemlerde;
Hemen 'akla' seçim gelir.
'Kurtuluş' reçetesi olarak!
Peki; 'zaman' açısından seçim şuan için pek konuşulur değil.
Çünkü 'halkın' memnuniyetsizliğine karşı;
Meclis'teki 'Siyasi Partiler' sergiledikleri tavırlarıyla 'durumlarından' siyasi açıdan memnunlar.
Aslında; 'bu memnuniyetlerinin' altında yatan gerçek; 'Lider' sultası.
İç dünyadaki korku.
Acaba 'seçimde' mağlup olur muyum?
Olursam 'koltuğu' bırakıp gitmem gerekir.
Riskli bir durum; 'o zaman' seçim telaffuzu olmasın.

* * *

Dikkat edin;
AK Parti 'Seçim zamanında yapılacak' diyor.
İktidar olmanın 'hikmetiyle'.
CHP ve MHP'de 'suskunluk'.
Her ne kadar; Anayasa Değişikliğiyle alakalı tepkilerinde;
'Yeni Meclis' diye söz ediyorlarsa da; 'seçime hodri meydan' diyemiyorlar.
Önemli bir ayrıntı da;
'Alternatif' olma noktasında yola çıkan yeni 'siyasi oluşumlar da' tedirgin.
Erken seçimden söz etmiyorlar.
Korkuları da; 'kendilerine güven' duymamaları.
'Ya kazanamazsak, barajı aşamazsak'.

* * *

Seçmen'e gelince.
Yani millet. O da 'huzursuzluğun' verdiği garip duyguyla; kararsız.
Şöyle ki;
'Seçim'den' söz ediyor.
Peki, 'oyunu kime vereceksin' sorusuna cevap vermede, duraksıyor.
Kararsız vaziyette!
Öyle ki;
AK Parti seçmeni de,
MHP ve CHP'nin seçmeni de.
Diyarbakır'da BDP'ye oy veren de.
Partileri açısından 'memnun' değiller.
Özellikle güdülen 'siyaset' ve sergilenen aktivite açısından 'başarılı' görmüyor.

* * *

Aslında şu görünüş ülkenin 'asıl' çıkmaz gerçeğini gösteriyor.
"Alternatifsizlik".
Son günlerde yayımlanan 'farklı' anketlerde de; bu durum kendini gösteriyor.
Seçmen'in 'partiler' noktasındaki tercihte en yüksek rakam 'kararsızlar' çıkmakta.
Bugün AK Parti için; 'yüzde 35' diyoruz.
Beri yanda; Kararsızlar bir o kadar.
Yani iktidar yüzdesi kadar, kararsızlar mevcut.

* * *

Alternatif 'oluşum' diye yola çıkanlar;
Şu an iki parti 'yol kurgusunda.
Biri; Abdüllatif Şener'in Türkiye Partisi
İkincisi; Mustafa Sarıgül'ün Türkiye Değişim Hareketi.
Mevcutlardan Numan Kurtulmuş'un Saadet Partisi.
Ve eski siyasi 'kurtlardan' Hüsamettin Cindoruk'un DP'si.
Peki; bu 'oluşumlar', mevcudiyetlere karşı 'alternatif' bir görüntü verebilir mi?
Ya da; 'Baraj'a takılmama' güvencesi var mı?
Doğrusunu; 'emekleme' döneminde oldukları gibi; 'ciddi' bir alternatif güven hissettirmiyorlar.
Bu nedenle de; 'Seçim'den pek söz edişleri yok.
Velhasıl; umut veren bir tablo yok gibi.

* * *

Neyse!
Dün öğlen yemeğinde Abdüllatif Şener'le birlikteydik.
Tanışmışlığımız eskiye dayalı. O nedenle; davetine icabet ettik.
Tabi İl Başkanı Hasan Kalender dostun da, ısrarıyla.
Gazi köşkünde, oturduk.
Yemek sonrası bir hayli uzun sohbet ettik.
Yanında; önceden tanıdığım Eski Bingöl Valisi Abdullkadir Sarı.
Şuan Parti Genel Başkan Yardımcısı.
Bir önceki dönemde Ağrı Milletvekili Halil Özyolcu.
Özyolcu'yu da Sevgili Cavit Torun'dan tanırız.

* * *

Şener karakteristik yönüyle sakin ve kavgadan uzak biri.
Mizacında sertlik yok.
Güven verici. Çünkü bugüne kadar 'hadiseli' ve 'akçeli' mevzularda pek gündem almış değil.
Varsa da ben duymuş değilim.
Kendisine; 'tek cümlelik' bir sorum oldu.
Aslında çok oldu da; 'Güneydoğu'yla alakalı' ne düşünüyor fikrine 'sahip' olma noktasındaki;
Sorum'a 'farklı' bir yaklaşım gösterdi.
'Türkiye Kürdistan, Diyarbakır Türkistan".
Aslında, Şener'le alakalı AK Parti'nin 'ezber bozanı' diye ilk yazım 5 yıl önceydi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i 'ziyaret' etmesi.
Anlayacağınız; Şener farklı biri.
Ama daha işin başında.
Neyse! Sohbetin detayını yarın konuşacağız.
Bugünlük bu kadar.

* * *

AMEDİN PRENSESİ!

Lise öğrencisi Rüşen Tayfun şiir göndermiş.
Hafta sonu aldım. Duygulandıran bir şiir.
Okurken film şeridi gibi; 'ömrümden' geçen günler ve yıllar akıp gitti.
Söylediklerinin hepsini gören ve yaşayan biri olarak.
Bakın!
Amed'in Prensesi Ruşen'in şiirinde 'nasıl bir duygu' akıp gidiyor.

* * *

Bebekliğim, çocukluğum
Hayallerim, düşlerim
Gözyaşlarım, ümitlerim
Aşkım, sevdam
Senin yollarında
Senin ağacında, senin durağında saklı
Ben güçlü, zeki ve zarif bir Kürt kızıyım
Sende benim gülü şehrim Amed
Ben burda öğrendim konuşmayı
Burda öğrendim okumayı
Burda gördüm işkence gören halkımı
Aşağılanan evladımı
Ben burada gördüm kişiliğinden değil
Irkından nasıl utandırıldığını
Ben burda gördüm Türkçe bilmeyen
Ninemin nasıl itilip kakıldığını
Kaybolan, yitirilen bir ırkın ardından
Nasıl çaresizce bakıldığını
Benim şehrim Amed'im
Taşı, toprağı tarih kokan Amed'im
İşkencelere, itilmeye son ana kadar
Karşı çıkan prensesiyim Amed'in
Ben Amedli prensesim
Ben bu şehirde nice acılara göğüs geren
Analar gördüm
Ben bu şehirde aşkı, sevdayı gördüm
Dudakların değil gözlerin konuştuğunu gördüm
Bir çift kahverengi gözün
Sevgiliye nasıl baktığını gördüm
Ben Amedli prensesin eşini
Seni gördüm
Ben alev bakışlımı gördüm.

* * *

Rüşen şiirinin altına bir de; 'e-mail' adresini iliştirmiş.
Şiir'ine pozitif ve negatif gelebilecek tepkilere ilişkin.
(amedli_prenses@hotmail.com)