KAMU YETKİSİ ve YOLSUZLUK(2)

Dünden devam diyelim.

Yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet 'mevzusuna'!

Üç kemirgen canlı misali.

Varlık gösterdikleri 'her alanı' kemiriyorlar.

Ne kurum, ne millet ne de 'ahlak' ve etik yapımı dinlemiyorlar.

Ne varsa 'silip-süpürüyor'. Her kemirmede bir de 'virüs' yayıyor.

Yeni taraflar, yeni icra alanları 'oluşturarak'!

Sosyal bir travma. Kanayan bir mevzu, 'çözümsüzlüğe' yelken açmış, 'derin' bir tahribat.

Bugün 'öylesine' bir konsept geliştirmiş ki, 'duruma' meyil olmayan 'makam, mevki ve kurum' nerdeyse kalmamış.

Dünkü yazımda 'bu kirli' çarkın nasıl işlem gördüğünü.

Ve kimlerin 'emir-komuta' zincirinde varlık gösterdiğini anlattım.

Hatta genelde Türkiye, özelde Diyarbakır'dan bazı örnekler sıralayarak.

***

Ve yazımın sonuna doğru, 'Doğrudan Temin'in nasıl 'doğrudan' yolsuzluk olarak işlem gördüğüne değinmiştim.

Çünkü 'Doğrudan Temin', ihalesiz, şartsız, şurtsuz sadece 'piyasa' araştırması ve teklifiyle 'işlem' görüyor.

Dairenin 'yetkilisinin' iki dudağı arasında, 'bunu tercih ettim' demesi yeter?

Aslında, 'mevzuat' öyle demiyor.

Ama 'Minareyi çalan kılıfını uydurur' misali, kendisine has 'uygulama' icra ederek, 'işi adrese' teslim ediyor.

Kamu İhale Kurumu'nun 22. Maddesinin 'D' bendine göre bu durum icra etmektedir.

'Aciliyete binaen' diye.

20 ila 30 Bin TL "civarında' bir parasal miktarla 'doğrudan temin' yapılmakta.

***

Aslında 'yolsuzluğun ve usulsüzlüğün' doğrudan icra edildiği bu 'Doğrudan Temin'le alakalı, şikayetler bugüne münhasır değil.

Daha önce de onlarca kez 'gündeme' geldi.

Hatırlıyorum dönemin Diyarbakır Valisi Efkan Ala bu mevzuuyla alakalı 'kapsamlı' bir soruşturma başlatmış.

Ve bazı daire müdürleri ile yetkilileri hakkında 'yasal' işlem başlatmıştı. Ve bazı kişiler de bu durumdan dolayı 'kodesi' boylamıştı.

Son dönemlerde yine yaygın bir şekilde 'şikayet ve mailler, dilekçeler' alıyorum.

Sanırım İl Valiliğine de 'benzer' şikayetler intikal ediyor.

Çünkü bana intikal edenlerin 'ekseriyetinin' üst yazısında veya dipnotunda 'Valiliğe' de gönderilmiştir ifadesi yer almakta.

Bununla alakalı sanırım valilik 'oto-kontrol' anlamında yeni bir uygulama başlatmış.

Tabi 'şeffaflık' anlamında.

Doğrudan teminler 'bilirkişi' tarafından incelenip, vereceği rapor doğrultusunda 'alım' gerçekleşsin diye.

Bu durumun da 'suiistimal' edildiği söylenir oldu.

Yani 'kılıfına' uyduruluyor.

***

Dün bir kaç kişiden telefon aldım. 'Yolsuzluk ve usulsüzlüklerin' nasıl 'kitabına' uydurulduğuna ilişkin.

Birçok kurumdan 'örnekler' sıralandı.

Milli Eğitim'den tutun da, Sağlık sektöründeki 'kurumlara' kadar.

Ancak en bariz örnek ise Diyarbakır Devlet Hastanesi'ndeki 'Hizmet' alımlarıyla alakalı.

Okur aynen şöyle diyor, 'yolsuzluğa' yönelik kayırmanın nasıl ince hesapla 'kılıfına' uydurulduğunu.

Bahsettiği konu aslında, 'uzun yıllardır' sıkça gündeme gelmekte, özellikle 'kavga-gürültü' ve belgelerdeki 'tahrifatların' yapılmasıyla ilgili.

Bakınız Diyarbakır Devlet Hastanesi'nin 'Yemek İhalelerine'!

Son bir-iki yıl değil. Son 6–7 yılın geneline bakın.

Ve bölgedeki diğer illerin hastanelerine, üniversiteleriyle kıyaslayın.

Ya da, Devlet Hastanesinin yanı başındaki Göğüs Hastanesi, Doğum, Çocuk.

Bunlarla 'kıyaslansın'! Yemek ihaleleri hiç bir zaman 1 ila 2 yıllık olmamıştır.

Hep üçer aylık, ikişer aylık veya 6 aylık olmuştur".

'Neden böyle yapılır?' sorusuna verdiği cevapta 'yolsuzluk' saklı.

***

Şöyle ki diyor.

'İhale üç ve 6 aylık yapılıyor. Burda büyük bir risk var. Çünkü üç aylık ihaleyi alan bir firma zorunlu olarak bu bedelin üç-dört katı kadar 'mutfak donanımı' yapması gerekiyor.

Düşünüyor. Ben bu masrafı yaptım, ya önümüzdeki üç ayda ihale yapıldığında işi alamazsam, o zaman iflas ederim.

Hastaneden alacağım paranın üç-dört katı mutfağa yaptığım masraftır. Bunun için de, ihaleye katılan firmalar risk almıyor.

Böyle olunca da, işi yıllardır götüren firma sürekli 'kazançlı' çıkmaktadır.

Çünkü o diğer firmalara göre üç-dört kat kardadır".

Hastane yönetimine sormak gerekiyor?

Neden diğer kurumlar 2'şer, 3'er yıl yapıyor da, Diyarbakır Devlet Hastanesi 'aylara' bölerek yapıyor?

Gerekçesi nedir?

Tabi orada 'Yemek' ihalesinin dışındaki diğer ihalelerin de 'yıllarca' aynı kişilerce 'alınmasının' garip durumundan da söz ediyor.

Eğer değişmişse de, 'mutlaka' biri diğerine 'yüklü' katkı sunmuştur. Yoksa 'alemi-cihan' olunsa, mutfaktan kimse çıkaramaz.

'Kapitalin' hareketli olduğu kilit noktanın 'başındaki' kişilerin 'mal varlıkları?'!

Memur 'açlıktan' oluyor diyoruz, ama bakın oradaki 'şahsiyetin' altındaki otomobilden tutun da, mal-mülküne.

Bir de ekliyor; Bir neşter, bin irini akıtır?

Bakalım bu durumla alakalı 'yetkili' makamlar ne diyecek?

***

Dedik ya 'her kuruma' sirayet etmiş bu 'virüs'!

Bugün Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinde 'önemli' bir engel.

'Rüşvet ve Yolsuzluk! Giderek de; 'önem arz' ediyor.

Bakınız AB ve Avrupa Komisyonu tarafından 'finanse' edilen bir 'rüşvet ve yolsuzluk' araştırması.

Başbakanlık Etik Kurulu'yla işbirliği içerisinde yürütüldü. 2009 yılı için hazırlanan rapor da bir süre önce kamuoyuna açıklandı.

'Kirliliğin' ne kadar vahim derecede yükseldiğini.

Araştırmalara göre yolsuzlukla mücadelede öne çıkan kavramların başında 'denetim' mekanizmasının eksikliği gelmekte.

Ve ardından, çalışma şartlarının olumsuzluğu ve maaşların azlığı.

Tabi bir de vatandaşın teklif ettiği rüşvetin, "hediye" olduğu algısının yaygınlığı.

Eğitim yetersizliği de cabası.

Öne çıkan çözüm önerileri arasında ise, yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi.

Ve medyada yer alan yolsuzlukla ilgili haberlerin ihbar kabul edilip araştırılması.

Bir de çalışma şartlarının düzeltilmesi.

Peki bunların 'hangisi' dört dörtlük icra edilmekte. Veya 'uygulamada' yer almakta.

Hiç biri.