KAZI İŞİ FENA KOKUYOR!…

Şu Kocaköy’deki “kazı çalışmalarıyla” alakalı patlak veren “yolsuzluk ve usulsüzlük” lağımı, fena kokuyor!.. 17 milyon liranın üzerinde bir harcamanın 2.5 yılda yapıldığı, kazıdaki “mide bulandırıcı” halin idari işlemi de, akla ziyan gelişmeler olarak kayda giriyor!…

***

Malum, daha önce mevzuya “projektörtutmuştum!… Ki Diyarbakır Söz de manşete taşımıştı.. Beri yanda Başyazarımız Mehmet Ali Altındağ da “kirli çarktaki işleyişin” arkasındaki siyasi güce, odaklanılması, kimin ve kimlerin referans olduğuna bakılmasını istemişti…

***

Yeni bilgiler, meseleye dayalı detaylı notlar, belgeler ulaştı bana!.. Ki, dün Diyarbakır Söz’ün birinci sayfasında kısm-i olarak yer aldı; “Pandemi Döneminde kazı yapmışlar?”… Denir ya, olacak iş mi?.. İnsanlar “sokağa çıkma yasağına” tabi iken, Kocaköy bölgesinde “kazı ekibi, tüm işçilerle” tam tekmil işbaşında kazıda bulunmuşlar? Tabi, sahada değil, kağıt üzerinde!..

***

Malum arkeolojik kazılarda prosedüre göre harcama yetkisi sadece kazı başkanlarında.. Müze müdürlüğünden bir yetkili de, harcamaları denetler.. Ancak, Ambar Çayı’ndaki süren kazılarda işlem hiç de “mevzuatagöre yürütülmemiş!.. Keyfiyet arzı var… Diyarbakır Müzesi Müdürü Vehbi Yurt harcama yetkisini kendisinde tutmuş.. Kazı başkanlarına da bilimsel danışmanlık yaptırmış..

***

Bir işbirliği vardır muhakak ki!.. Yoksa niye rıza gösterilsin.. Her şey müzeden organize edilmiş. Kazı alanındaki iki görevli de bu işe dahil edilmiş.. Yine prosedür gereği altı ayda bir değiştirilmesi gereken görevliler bugüne kadar değişmemiş, hep aynı kişiler işi yürütmüşler.. Salgın döneminde kazılara ara verilirken.. Ki sokağa çıkma yasağı var iken.. Ne hikmetse kazı ekipleri “yasaktanmuaf tutulmamalarına rağmen kazı çalışmaları yaparak, gider harcamasında bulunmuşlar. Hatta, temizlik ve kazı malzemeleri dahi binlerce lira ödenerek satın alınmış..

***

17 milyon liralık harcamanın içerisine bakıldığında; neler yok ki?… Zat-ı muhteremler sanırsınız ki, her öğün “mangal partisi” yapmış gibi yiyeceğe 522 bin lira harcamışlar.. Her öğün köfte misali.. Dağın başına “bürokurup, koltuk takımları bile alınmış.. Mefruşatları da unutmamışlar…  Yanında bir de tıbbi malzeme.. Sadece temizlik malzemesine 248 bin lira harcanmış..

***

Burada, kazı alanındaki bir çok ortaya çıkarılan tarihi eserin de kayıp olduğu söz konusu.. İddiaya göre kazılarda ortaya çıkarılan pişmiş topraktan çıkan çanaklar, kazı ekibi tarafından fotoğraflanıp görüntülenmesine rağmen kayıp… Müfettişler, üstü örtülmek istendiği ileri sürülen kayıp eserler konusunu irdelerken, garip olan sadece Müze Müdürü Yurt’un görevden el çektirilmesi…

***

Ne kazı ekibi, ne kazı başkanı, ne de diğer ilgili ve yetkililer hakkında herhangi yapılan bir idari işlem yok!.. Dikkat çekici olan, Diyarbakır-Çınar karayolu üzerinde bulunan Zerzevan Kalesindeki kazı faaliyetlerini yürüten ekipten bazı isimlerin Kocaköy’deki kazıda da görev almışlar..  Kesin olmamak kaydıyla, benzer bir durumun, şaibeli işlerin “Zerzevan Kalesindeki kazı ve faaliyetlerde de”  olabileceği konuşulmuyor değil?..

***

Sonuç itibariyle; şu kazı işlerinde “tarihin gün yüzüne çıkma” adına göğsü kabartan gelişmeler yaşanırken, yanında böylesi “yolsuzluk, usulsüzlük, keyif ve rant çarkının kirli dönüşünün” yaşanması, der demez rahatsız edici!.. Bekleyip görelim, Müfettişlerin araştırmaları nasıl bir sonuç ortaya çıkarır, ki Zerzevan’a da uzanırlar mı göreceğiz!..

***

Son dönemlerde sıkça konuşulan ama yüksek sesle dillendirilmeyen bir iddia var.. Tabi iddia bir çok kesimi de zan altında bırakmıyor değil.. Ancak hem kişi ve kurumların zan altından kurtarılması, hem de iddiaların gerçeği yansıtıp, yansıtmadığının gün yüzüne çıkması açısından; Bölgedeki kazılarda ortaya çıkarılan bir çok tarihi eserin, “el altından” satıldığına ilişkin iddiaların, mercek altına alınması gerekiyor… Ki, jandarma ve polisin yürüttüğü bir çok operasyonda ele geçirilen “tarihi eserlerin” buralardan çıktığı da söylenilmiyor değil…

***

ŞU TEFTİŞ İŞİ..

Fena bir işe dönüşecek gibi!.. Çünkü taraflar hayli “işeyoğunluklu, “mahirlikarz edici pozisyon almaya başladılar.. Daha işin başında iken; “zulüm mü, vesayet mi, terör işgali mi, kurtarılmış alan mı, kayyım mı” gibisinden karşılıklı sıkmalarla “ahalininzihniyle oynuyorlar.. Sanırım, “siyasetin ve siyasilerin” ürettiği yeni bir model politika bu!.. Her mevzudan “hasımlıkher mevzudan “mağduriyetçıkarabilme devşirmesi!…

***

Şu teftiş işi!. İşin özüne bakıldığında, “üzerindeçok da konuşulacak, tartışılacak, gündem edilecek, yaka-paça haline gelinecek bir hal değil.. Denir ya adı üstünde “teftiş!..” Yani denetim.. Var olan iddiaların “doğruluğu ya da yalanını” ortaya çıkarabilme adına, işin mevzuat odaklı sorgulanması!.. Türkiye bir hukuk devletidir demiyor muyuz; işlemin özü bu..

***

Bırakın müfettişler teftişini yapsın!.. Belediye’ye ister kurumsal olarak, ister şirketler üzerinden, isterse “hizmet alımı” noktasında işe alınan her kim ise; “adli sicil kaydı” sorgulamasına alınmış mı, alınmamış mı?!… Kaldı ki, Adli sicil kaydı tek başına “kişinin örgütlerle bağlantısının olup olmadığına” yetirli değil ki.. Adli sicil kaydı, “suç işlendi, yargılama yapılmış, hüküm verilmiş, infaz gerçeklemiş” olması gerekir.. Yani, mevzuat rotasında işleme tabi tutulmuş mu, tutulmamış mı?!.? Bahsi geçen örgütlerle söz konusu işçilerin “ilişkisi, bağlantısı, iltisakı” hangi derecede ve resmiyet ölçüsü nedir!…

***

Şimdi buradan CHP’liler “bir zulüm, bir vesayet, bir kayyım” çıkarma halline düşmeleri, yaygarayı bu kulvarda gerçekleştirmeleri, abesle iştigal değil mi?.. Ve yine gündeme getirilen iddialar üzerine siyasal iktidar İBB’nin “terör örgütlerinin yuvasına” döndüğünü öne sürüp, farklı bir akım geliştirmesi de ne kadar samimi!… Yani siyasi bir kaldıraç var..

***

Burda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu daha aksiyonel olarak, “olayı siyasi kaldıraç” bazlı kullandığını görüyorum!.. Ki bu mevzu aylardır konuşulmasına rağmen, “ses çıkmıyordu?” ama önceki gün itibariyle İmamoğlu, öylesine dinç, öylesine “muazzambir efor sergilemeye başladı ki.. Der demez, “Yahu İstanbul’a hizmet için bu enerjini niye harcamıyorsun” diyorsun.. Neyse “teftişhadisesi bir anda “vasat bir belediye” yönetiminin hal-i durumunu, kamufle etmiş oldu.. Prim kazandı…

***

CHP’liler “teftiş mevzusuyla” hal-i hazırda en büyük hasım olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu görmeye başladılar.. Son iki günlük beyanların bilaistisna hepsi Soylu odaklı..Ama, Soylu işin farkında.. “Bu olayı siyasi kaldıraç olarak kullanıyorlar” demesi de, bundandır!.. Ne diyelim; gün ola harman ola!…

***

Düşünüyorum!.. Vaziyete, özellikle İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı “serüvenineve İyi Parti’nin “İstanbul Fatihi” diyerek, öne çıkarma haliyle birlikte gelinen aşama itibariyle; CHP lideri Kemal Bey ne düşünüyor?!… “Teftiş’insiyasi kaldıraç olarak kullanmanın dışında iç dünyasında, İmamoğlu için “Yahu adamı ne de pasifize edip, devre dışı bırakmıştım.. Nerden çıktı bu teftiş.. Gördünüz mü, adam yeniden aktifleşti, birde mağduriyet pozisyonu oluştu, gel de üstesinden çık.. Zor bir iş benimkisi” demiş mi!?.. Sizce…

***

Mevzuda not düşersek.. Şunu kesin ifade edebilirim, “teftiştene İmamoğlu’nun “görevden alınması, ne de yerine kayyım atanması” gibi bir durum ve sonuç çıkmayacak.. Böylesi bir sonuç, hem siyasal iktidar için, hem de siyasetin özü itibariyle “kendini inkar etmek” olur..

***

GÜNÜN SÖZÜ

Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır.