KOLLEKTİF İHMAL CİNAYETİ!
Yer;
Toplu Konut İdaresi'nin 3. Etap konut alanı.
Yani;
Diyarbakır-Elazığ karayolu Üçkuyu mevkii.
Kentin;
Gelişmeye namzet yerleşim bölgesi.
Dün öğlen saatleri.
4 ila 7 yaşlarında; 6 çocuk.
Çevre ve güvenlik ağının olmadığı; konutların karşısındaki taşlık alanda oyun oynuyorlar.
Sıkılmış olacaklar ki;
TOKİ Konutlarından 100 metre ilerisindeki "yağmur suyunun" biriktiği göletin kenarına geliyorlar.
Bir süre burada, koşturup-eğleniyorlar.
Sonra; hava da sıcak ya.
Kuzen olan;
Ahmet, Serkan, Furkan ve Süleyman Eşme ile.
Onur Ağaç ve Enes Aslan.
Yaz'dan bir gün olması noktasında; soyunup "suya girmek" istiyorlar.
Her zaman yaptıkları iş değildi.
* * *
Suya ilk giren;
Ahmet ve Furkan oldu. Daha bir adım atmadan; çırpınmaya başladılar.
Bir kaç dakika dayanabildiler, çırpınmaya.
Çamur batağı, gölet yuttu onları.
Sonra da; gözden kayboldular.
Ne atabildikleri çığlıklar.
Ne de yardımlarına koşabilecek biri.
Gölet'in batak çamuru, nefes aldırmadan boğdu.
Bunu gören diğer çocuklar;
Korku ve panik içerisinde "suya girmekten vazgeçip" kaçıyorlar.
Elbiselerini de almadan.
Kimseye de bir şey demeden evin yolunu tuttular.
Çocukların telaşlı ve çıplak hallerini fark eden semt sakinleri anladılar;
"Kötü bir şeyin" olduğunu.
Bir süre sonra; facia anlaşıldı.
Gölette boğulan çocuklar var diye.
* * *
İhbar üzerine;
Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliği Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesi ekipleri geldi.
"İş işten geçmiş" vaziyette cansız bedenleri bulmak için arama başlattı.
Bir süre sonra;
Kuzen olan Ahmet ve Furkan'ın cansız bedenine ulaşıldı.
Arama devam etti. Çünkü 2 çocuğun daha gölette olduğu tahmin ediliyordu.
Farkına varıldı;
Bahsi geçen çocukların sağ olup evde oldukları.
Göletin çevresinde;
Hazin tablo karşısında ailelerin yaktığı ağıt.
Feryatlar.
Acı, öfke ve çaresizlikten öteye; duygu hâkimdi.
Bu çocuklar nasıl bir hiç uğruna boğulup öldüler.
Peki;
Bu yürek dağlayan hadisenin vebali; kime ait?
Önce;
İhmal’in vücuda gelişine bi bakalım.
Nasıl bir oluşumla; hayat buluyor.
* * *
Malum;
Sorumsuzluk.
Vurdumduymazlık...
Görev savsaklaması...
İlgisizlik...
Ve vatandaş olma noktasındaki "görev" duyarsızlığı...
İşte tüm bu olumsuzlukların hayat bulmasıyla vücuda gelen; İhmal görev aldı.
Yani;
İhmalkârlık...
İşte; Ahmet ve Furkan Eşme'nin "hayatına" mal olan da bu silsilesi.
Nitekim
Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir bunu ifade etti.
"Kollektif bir ihmal ve duyarsızlığın bedelini ödemiş bulunuyoruz".
İki can alan çukurun tarihçesi; 1997 yıllarına uzanıyor.
O dönemde; "taş kırma ocağı" işçileri tarafından kazılmış.
Baydemir'in dediğine göre;
Bir yıl sonra Müteahhit firma "çukuru" kapatmak istemiş.
Ancak çevre köylüler "hayvanlarını" suladıkları için, karşı çıkmış kapatılmamış.
Ve yine dediğine göre;
"Sonra da TOKİ bölgede "inşaat" başlatınca firmalar "kumların yıkanması için suyu kullanmaya başlamış".
* * *
Evet!
Gerekçeler ve vücuda gelen durum neyi anlatırsa anlatsın; ciddi ve trajik bir duyarsızlık söz konusu.
Bunun vebali.
Ve tabi ki; sorumlu ve kusurlusu her kim ise belirlenmeli.
Hem adli, hem de idari; takibata uğramalı.
Daha doğrusu;
Etkili ve yetkili noktasında yapıyla alakalı "kurum ve kişi" açısından bir bütün olarak ele alınmalı.
Bilemiyorum;
Hiçbir çevre güvenliği olmayan.
Yağmur sularının birikmesiyle oluşan devasa göletin kapatılmasıyla alakalı.
Bugüne kadar;
Belediye'ye ya da bir başka kuruma "ihbar" yapılmadı mı?
TOKİ sakinleri;
Dilekçeyle başvuruda bulundu mu?
Ya da;
Üçkuyu semti sakinleri "şikâyet" etti mi?
Bu sorulara;
Baydemir "yapılmadığı" yönünde görüş belirtirken şöyle dedi;
"Buranın kapatılması konusunda hemen hemen hiç kimsenin girişimi, çabası, ihbarı söz konusu değil."
Anlayacağınız;
Klasikleşen ifadeyle "İhmale iki kurban daha vermiş olduk".
* * *
Şimdi;
Ders-i ibret noktasında bari sorumluluk, hassasiyet ve görev bilinci ihtiva edilsin.
Yenişehir Kaymakamlığı.
Yenişehir Belediye Başkanlığı.
Büyükşehir Belediye Başkanlığı.
Ve tabi ki, TOKİ sakinleri "yeni kurbanlar" vermemek için; "vücuda" gelip batağı kapatsınlar.
En önemlisi de;
TOKİ bölgesinde "çevre düzenlemesi ve güvenliğinin de" kaçınılmaz bir sorun olduğu da artık göz ardı edilmemeli.
Şayet;
Çevre düzenlemesi ve güvenliği olsa idi.
O çocuklar belki; insan yutan ölüm tuzağı "Taşocağı" çukuruna yem olmazdı.
Velhasıl;
Kollektif bir ihmalin faturasını iki masum çocuğu kurban vererek ödedik.
Vebali çok ağır.