KÜRT SORUNUNDA ÇÖZÜM RÜZGARI!
Sanırım hepinizin malumudur!
'Kürt Sorunu' ve PKK mevzusuyla alakalı son gelişmeler.
Ülkenin ve bölgenin 'kanayan'!
Kanadıkça da 'bedenler' alan mevzusunun çözümünde; 'Tarihi bir fırsat' gelişmekte.
Hava 'olumlu' bir seyirle estiği gibi; 'dengeleri de' oluşturmakta.
Özellikle son altı ay içerisinde 'mevzuuyla' alakalı olup bitenler çok önemli.
Yaranın 'tedavi' edilmesi, çözümün 'kademeli' olarak sağlanması.
Tarafları 'rencide' etmeden, 'ötekileştirmeyi' değil, 'Bütünleşmeyi' sağlayan.
Bir yol haritasıyla; atılan adımlarda önemli mesafeler katedildiğini görüyoruz.
Şöyle ki.
Son altı ay içerisinde 'atılan' adımlar; 'geçmiş' dönemlere oranla bir milat.
***
Mini bir analiz yapalım. Bu altı ay içerisinde; 'nasıl' bir diplomatik trafik yaşandı?
Çözüme doğru yol alınırken, kimlerle 'diyalog' sağlandı?
Hatırlarsanız! İlk Adım 'Bağdat'la atıldı.
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani.
Aslında bu adımlardan önce 'Alt kademedekiler' görüşmelerde bulunmuş.
Taraflar açısından 'gerekli' zemin oluşturulmuştu.
Talabani-Gül 'görüşmesi'! Derken; Talabani'nin Türkiye 'ziyareti'.
Ve bu ziyaret esnasındaki 'ikili' görüşmeler.
Yol haritasındaki ilk durak olan Bağdat 'tamam'!
İkinci durak Kuzey Irak'taki Federe Kürt Yönetimi.
Ve Bağdat'ın sorumlusu Talabani'nin 'trafiği'!
Ki Mesut Barzani ve Celal Talabani 'bu zaman diliminde' tam 5 kez görüştüler.
Her görüşme öncesi ve sonrasında 'çıkan' sonuç, Ankara ile paylaşıldı.
Üçüncü hamle; 'daha kapsamlı'! Washington-Erbil-Türkiye ve Kandil.
***
İnce eleyip-sık dokuyan bir pazarlık gelişti.
Tabi bu eksendeki 'görüşmenin' detaylarına komşu ülkelerde dahildi.
İran, Suriye, Ermenistan. Bu alanda da; 'ciddi' diplomatik trafikler gelişti.
Ve dikkat ederseniz ki; hepsinde 'ombudsman' Cumhurbaşkanı Abdullah Gül.
Gül 'her yurtdışı' gezisine ya gidişte veya dönüşte.
'Kürt Sorunuyla' alakalı 'tartışma' geliştiren beyanatlar verdi.
Buradaki amaç; 'kamuoyunda' nabız yoklamak.
Toplum 'bu noktada' ne diyor duygusunu almak.
Hem Türkler açısından hem de Kürtler açısından.
Sonuç itibariyle Cumhurbaşkanı Gül'ün ifade ettiği gibi;
'Tarihi bir fırsat' yakalanmış.
***
MUHALEFETİN FELAKETİ?
Evet.
Türkiye şuan için 'çok önemli' bir zaman dilimi içerisinde bulunuyor.
Esen rüzgar 'toplumsal' düzeyde olumlu.
Sorunun 'muhatapları' noktasında olumlu.
Özellikle Asker de 'eski' sertliğinde değil.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da 10 ay önceki 'temada' değil.
Gül'ün 'söylemlerine' uyar bir düşünce içerisinde.
Parti'nin ve hükümetin ikinci adamı Cemil Çiçek bile dikkat edilirse; 'aynı temayı' işliyor.
Ki Hasan Cemal'in 'Kandil'le alakalı' yazı dizisinden çıkan görüşlerde.
İlk kez oradaki ifadeler; 'ülke kamuoyunda' tartışma konusu oldu.
'Çözüm' konuşulsun diye.
Nitekim günlerdir 'bu eksende' konuşuyor ve yazıyoruz.
Türkiye'nin 'selameti' açısından; 'barışın' sağlanması gerekir.
Bunun için de; 'daha çok demokrasi' gerekli.
Çünkü; 'demokrasi' güçlendikçe. Toplumsal 'değerler' paylaştıkça.
Sorunların çözümünde 'paylaşımcı' olundukça.
'Aşılmayacak' engel yoktur. Yeter ki; 'inanç, samimiyet ve azim' olsun.
***
İşte böylesine 'çözüm' havası hakim iken;
'Ateşe körükle' gidenler var. Giderek de; 'fırtına' koparıyorlar.
Sanki 'Türkiye' bölünüyor, ülke elden gidiyor?
Aslında 'çözümü' çözümsüzlükte bulan zihniyetin 'tarafları' az ise de.
En çok 'anlayamadığımız', ülkenin siyasi iradesine talip olan 'partilerin', sorunun 'kalıcılığında' ısrar etmesidir.
Özellikle de 'Muhalefet' partilerinden MHP ve CHP.
Ve onlarla 'aynı havayı' soluyan kalemler. 'Olumlu' havayı 'olumsuzluğa' dönüştürmek için var güçleriyle çaba gösteriyorlar.
Felaket tellalları gibi.
Son üç gündür MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi 'takip' ediyorum.
Parti 'grup' toplantısında ve gazetecilerle yaptığı sohbetteki konuşmaları.
'Ateş' misali. Sert. Hem de çok sert.
Anlayamıyorum.
Kürt Sorunu 'çözülür', PKK da silah bırakır. 'Kan da akmaz'!
Gerçeğinden 'korkuyor' gibime geliyor.
Her ne kadar Diyarbakır'da 'tabelasını' indirdiyse de.
Onlar için; 'Şehit' cenazeleri 'oy potansiyelidir'.
Kazançları 'Etnik Milliyetçiliğin' körüklenmesidir.
Baykal'ın söylemlerinin de Bahçeli'den geri kalır yanı yok.
'Ne fırsatı, kime fırsat' diye çıkışları manidar.
Aslında; 'ahali' olarak bu zat-ı muhteremlerin 'gerçek' yüzlerini görmüş durumdayız.
Çünkü ne zaman ki Türkiye 'selamete' doğru yol alırsa.
Birileri 'fırtına' koparır. Birileri 'ateşi körükler'.
Ülke kaosta kalsın, huzur ve güvende 'istikrarsızlık' sağlansın.
Bizler de birer kurtarıcı kahraman(!) gibi; hep ihtiyaç duyulan olalım.
***
GÜL HAKKINDAKİ DAVA!
Bir son dakika gelişmesi de;
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le alakalı 'dava' kararı.
Yani 'Kayıp Trilyon' davası. Sincan Ağır Ceza Mahkemesinden çıkan karar.
'Yargılanmalı ve Şüpheli' gösterilmesi.
Hukukçular 'mevzuuyu' siyasi ve kabul edilemez olarak değerlendiriyor.
Çünkü Cumhurbaşkanı ancak ve ancak 'Vatana İhanet' suçundan yargılanabilir.
Öyle 'mahkemeye' çıkarılabilinir. Anayasa'da 'zaten' hüküm yer almaktadır.
Hukukçular bu eksende bakıyor.
Ancak ben 'tarih tekerrürden ibarettir' sözünü hatırlatarak.
Özellikle son 25 yıl içerisinde. Gerek 'siyasetin' üst kademesindeki şahsiyetler.
Gerekse de Devletin tepesindekiler.
'Kürt Sorununun' çözümüne yönelik 'söylemler' ifade ettiklerinde; 'birileri' takoz oluyor.
'Konuşma, karışma, ilgilenme' otur oturduğun yere.
Yoksa.
İşte ben 8 yıl sonra Cumhurbaşkanı Gül'ün 'önüne getirilen' kararı.
Ve toplum nezdinde 'güven' kaybını bu minvalde görüyorum.
Çünkü 'zamanlama' çok ama çok manidar.
Ergenekon yapılanması ve ortaya çıkan binlerce sayfalık iddianamedeki anlatımlar.
Durumun hiç de yabana atılamayacak bir havada olduğunu gösteriyor.
***
19 MAYIS KUTLAMALARI
Dün gönül coşkusuyla 19 Mayıs'ı kutladık.
Yurdun dört bir yanında olduğu gibi, Diyarbakır'da da coşku hakimdi.
Renkli görüntüler oluştu. Olumlu 'buluşma' ve katılımlar gerçekleşti.
DTP'li Belediye Başkanı Osman Baydemir ve İlçe Belediye Başkanları.
Tam 'kadro' katılım gösterdi. Hem Atatürk anıtına çelenk sunumu törenine.
Hem de stadyumdaki törenlerde. Özlenen ve olması gereken 'bir resim' dün çekildi.
Vali, Belediye Başkanı, Garnizon Komutanı. Yan yana..
Her ne kadar 'el sıkışmada' taraflar imtina ettiyse de, önemli bir görüntü.
Özellikle; Türkiye'de Güneydoğu eksenine yönelik esen olumlu havanın hakim olduğu zaman dilimindeki bu resim.
Çok şey ifade etmektedir.