MANEVİ SESİ KISMAK MI- UYANIKLIK MI?

Elbette ki manevi sesi kısmak, ne mümkün?..  Hele ki, İslam beldesinde..  Kadim Diyarbakır’ı, sessiz bırakmak!.. O ki, bağrında, beşinci harem-i şerif olarak göğüsleri kabartan, Ulu Cami var iken.. Peygamber ve Sahabeler Diyarı.. Ergani’de Hz. Zülküfl, Eğil’de ise Hz. Elyasa Peygamberlerin makamı!.. İslamla müşerref olduğu tarih itibariyle, işgale uğramayan tek şehir vasfına sahip iken!..

***

Hz. Süleyman ve onlarca sahabenin mekanının bulunduğu, Hz. Süleyman Cami.. Ya hendek ve barikat terörü döneminde, yakılan, bombalandıktan sonra küllerinden yeniden doğan Kurşunlu Camii!.. Şairin dediği gibi;  “Bu ezanlar ki şahâdetleri  dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli..” 

***

Hal bu iken.. Ki böylesi bir il ve beldede vaki mi, “Ezan ve Kur’an-ı Kerim Tilavetinin sesini kısmak, ya da o sesten rahatsızlık duyulacak bir gaflet ve delaletin söz sahibi olmasını beklemek?!.. Ne yazık ve hazindir ki, öylesine dejenere olmuşuz ki, birileri için artık bu anlattıklarımız ve varlıklarımız, anlam ve önem içerme adına, farklı hesaplara malzeme yapılır hale gelindi..

***

Baksanıza, Kurşunlu Cami’de vuku bulan imam sürgün mü, yer değişikliği mi her ne ise gündemleşme hali, Diyarbakır’ı ve bizleri rahatsız edici noktada şekilleniyor?.. Şöyle ki, vakıayı ilk duyduğumda hayli öfkelendim? Neymiş Ezan ve Kur’an tilavetinin cami dışındaki hopörlere ses verildiği için birileri rahatsız olmuş!.. Basına ilk etapta böyle yansıdığı için ifade ediyorum?!..

***

Bir yanlışlık var?.. Yalan, asparagas bir haber olmasın? Birileri kendi kirli çarkını, kamufle etmek adına halk nezdinde algısal operasyon, gerçekleştirme gayretinde bulunmasın mı diye bir dizi soruyla mevzuya daldım!.. Sordum, soruşturdum, basına yansıyanıyla değerlendirdim.. Mahalle muhtarının anlatımı, cami cemaatinin söyledikleri..

***

Ve Mil Diyanet Sen Diyarbakır Şubesince yapılan açıklama.. O açıklamada şöyle denilmişti.. Kurşunlu Camii’de görev yapan din görevlimize, Minareden Kur’an-ı Kerim Tilaveti sesi vermesi gerekçesiyle uygulanan disiplin cezası ve sürgün kararı kabul edilemez. Kur’an Tilaveti gibi kutsal bir maneviyatın cezaya konu edilmesi, toplumun inanç hassasiyetiyle çelişmektedir.”

***

İmam Ömer Tekin’le alakalı gelen bu açıklamanın satır arasındaki iddia edilen gerekçe ne?.. Dediklerine göre, o bölgede bulunan, pansiyonların, kafelerin, barların işletme sahiplerinin turistler rahatsız oluyor şikayetine binaen, böylesi bir muamele reva görülmüş.. Hoparlörler kısılmış, cami de sessizliğe gömülmüş?. İmam da buradan alınarak, başka bir camiye verilmiş!…

***

Birkaç günlüğüne gelen, fotoğraf çeken, otelde uyuyan, ya da günübirlik tur yapan, çay kahve molası verip, sonra da dönüp giden misafirler için mi?… Onların birkaç saati için mi, bizim asırlık çağrımız, Rabbimize yükselen o kutsal nağme, birilerinin ticari kazancı nam-ı hesabına sessizleştirilir mi?!… Susmayan sesler kesilir mi?

***

Bir çocuğun ilk kez duyduğu, kalbine işleyen o ses!… Bir babanın işten dönerken dinlediği, yorgunluğunu unutturan o davet… Bir annenin bebeğini uyuturken mırıldandığı o melodi… Bir hastanın yatağında, son nefesine yakınken duyup huzur bulduğu o “Hayyeale’l-felah..”  Hepsi bir anda ticari menfaat uğruna, sessiz boş maneviyata terk-i diyar edilir mi?

***

Bunları düşünür ve sorgularken, yanıt İl Müftüsü Celal Büyük’ten geldi.. “Vakıa basına yansıtıldığı gibi değil” diyerek,  şöyle dedi; “Esnafın bu yönlü bir rahatsızlığı yok. Burası Diyarbakır. Kimsenin rahatsız olacağını söylemek doğru değil. Mesele imamın sorumluğu ile ilgilidir. İlçe Müftüsü ve Kaymakamın talimatlarına uymamasıdır!..

***

Kendisi görev ve talimatları yerine getirmediği için, verilen disiplin cezasıyla yer değişikliği yapıldı. Sürgün söz konusu değil. Görev yaptığı caminin 150 metre ilerisindeki başka bir camiye görevlendirildi.”

***

İki farklı beyan, iki farklı iddia.. Denir hangisine inanalım.. Bir tarafta cami imamı, cemaat ve sendika, diğer tarafta İl müftülüğü.. Meselenin, Diyarbakır ekseninde gündeme gelmesi hiç kuşkusuz ki, kabul edilir değil.. Hele ki, çelişkiler yamağı içermesi? Maneviyat hiç bir şekilde para ile ölçülür mü? Turizm geliriyle tartılır mı?.. Ne mümkün?

***

Kaldı ki, o turistin Diyarbakır’ı gezilecek, görülecek yer” olarak görmesindeki temel felsefesi; inanç turizmine odaklı, iddia edilen meyhane kültürüne değil… Turistler gelir, kültürümüzü merak eder, minarelerimizi fotoğraflar, Ezanımızı, Kur’an Tilavetini dinler ve ne kadar güzel, ne kadar manevi bir inanç der. 

***

Kurşunlu camiyi, Ulu Cami ve Hz. Süleyman Cami’ne giden turistleri bir göz önüne getirin ve sorun siz Diyarbakır’a hangi amaç ve gayeyle geldiniz, diyeceklerdir ki, mabetlerinizi görmek, kültürünüze vakıf olmak üzere geldik? Kaldı ki, biz o ezanı onlara beğendirmek için değil, Rabbimize kulluğumuzu haykırmak için okuruz.  Onların rahatsızlığı geçicidir; bizim suskunluğumuz ise kalıcı bir yara olur.

***

Bizim medeniyetimiz ezanla başlar, ezanla dirilir. Kur’an-ı Kerim bize haykırıyor, uyarıyor ve kendinize gelin, tövbe edin diyor..  “Allah’ın ayetlerini az bir bedel karşılığında satmayın.” (Tevbe, 9) Evet, az bir bedel... Belki birkaç turist daha fazla kalır, belki birkaç kafe, bar, pavyon meyhane, pansiyon müşteri alır!.. Ama biz neyi satıyoruz? Kendi ruhumuzu, kendi kimliğimizi, kendi ezanımızı?…

***

Hasılı kelam.. Derim ki, birilerinin bi kaç kuruş daha fazla kazanabilirim, söylemine binaen İmam’ın sürgün edilmesi yönünde alınan karar en basit ifadeyle, inancımıza, ibadetimize, felsefemize ve kadim Diyarbakır’a yakışmadığı, yakışmayacağı gibi, günahı da ve de ihaneti de barındırmaktadır. Ümmet şiarına da halel getirir..

***

Yoksa tam aksi durumda, sorumlu olduğu makama, kuruma ve amir hükümlere riayet etmeyip, radikal söylem ve eylemlerde bulunmadan dolayı gelen ceza-i hükmü,  toplumun hassas duygularını kullanarak, kendine kamuflaj yapmak adına böylesi bir yola tevessül ediliyorsa, daha bir gayri ahlaki, durum içerir.. Ki kabulü hiç mümkün değil. Ve Diyarbakır’ın böylesi bir hadiseyle gündeme gelmesi, yakışıksız bir durum içeriyor..

***

İki tarafa da söyleyecek sözümüz şu!.. Kimsenin ister imamın, ister cemaatın, ister o bölgedeki turistik tesislerin ve tabi ki, ilgili ve de yetkili amirlerin, şehrin ümmetin oksijenine halel getirici tutum, ve davranış içerisinde, olmamalı. Hakkı da yok!. İki taraftan da kendini çek etmesini öneririm!..  Nokta..

***

GÜNÜN SÖZÜ…

İslam diyarının oksijeni ezan ve onu okuyan imamdır!,

***

HAYIRLI CUMALAR..