OLMASI GEREKEN "EVET Mİ?"
Zaman su gibi akıp gidiyor!
Göz-açıp kapayana kadar "günler, aylar" geçiyor.
Aylardır "odaklı" vaziyette 12 Eylül Referandum gününe "gün" sayıyoruz.
Ve bugün; bir aydan az bir süre kaldı.
Eee! Boşuna dememişler; "sayılı günler" tez geçer diye!
Evet!
12 Eylül'e, yani Anayasa Değişikliğine ilişkin "oylama" atmosferi giderek "hareketleniyor."
Liderler "miting" meydanlarında!
O il senin, bu ilçe benim deyip; "koşuşturma" içerisinde.
Lakin "konuşmaların" içeriği ve verilen mesajlar; "seviyesiz".
***
Nedenine gelince de;
"Asıl sorun, asıl mesele" konuşulmuyor.
Ne değiştirilecek Anayasa Maddelerine.
Ne de; değişiklik sonrası olabileceklere.
"Fikir" ortaya koyan yok.
Bireysel "atışmaların" ötesinde, siyasi bir aktivite söz konusu değil.
Bu da; "kısır" bir siyasi çekişme üretmektedir.
Recep bey!
Memur Kılıçdaroğlu.
Gibi; havuzlu, maaşlı ne kadar "çıkın" dolu sözler.
Bir de; "evet ve hayır" noktasındaki eleştiriler.
Ciddi manada "öfkeyle" körükleniyor. Bu da "kutuplaşmaya" neden olmaktadır.
Şu tarihi bir gerçektir.
Ki düşüncelerin de; "hikmetliliğine" naildir.
Çünkü tüm fikirlerin ve beklentilerin bir olması mümkün değil.
O nedenle; referandumda "evet"çiler de, hayırcılar da" olacak.
Tabi ki; "ikisini de benimsemeyen" boykot ediciler de olabilir.
Burda önemli olan; "kutuplaşmayı" körüklememek.
Yani "ortak" akıl icra etmek gerekir.
***
Diyebilir misiniz ki; "iktidarlar" tek başına çözüm sağlayabilir.
Ya da; muhalefetler tek başına "iktidar" devirebilir?
İkisi de mümkün değil.
Mümkün olan; "toplumsal" mutabakat. Eğer bu sağlanırsa; istekler çoğunluk kazanır.
Toplumda kaygı geliştirici; "kavgacı" bir siyasi mülahazadan uzak durulmalı.
Ne diyelim!
Sağduyulu olmaktan başka.
Biz yine; Referandum'un "gidişatına" dönelim.
Malum;
Üç cephe hâsıl; referandum'a yönelik!
Şöyle ki;
AK Parti ve cenahı "evet" kanadında!
MHP ve CHP "iç kırılmalar" vaki ise de cenahıyla "hayır" cephesinde.
BDP ise "iki fikri"n de ötesinde; "boykot" parkurunda.
Bir önceki yazımda; "bu durumun" partiler açısından önümüzdeki zaman diliminde "hayli" kırılma yaşanacak.
Gerek "parti" tabanından, gerekse "demokrasiyi" içine sindirme noktasında "görüş" ayrılığı olacak.
***
Çünkü
Her ne kadar "siyasi tercih" kulvarına sokulmak isteniliyorsa da.
Bu seçim "siyasi" değil.
Olmadığı için de; "parti" seçiciliğinden çok "bireysel ve toplumsal" haklar getirisi öncü.
Bu da; "ciddi" kırılmayı işletecek. Nitekim hissettirir bir trende gelişiyor.
CHP'den, MHP'den "gelen" istifalar, aynı tabanda siyaset yapanların "tercih" ortaya koyması.
Meclis dışında kalan ve "arka bahçeleri" olarak görülen küçük siyasi partiler de; "fikir" kırılmasında.
BDP de "kendi" tabanında bu kırılmadan pay alıyor.
12 Eylül darbesinin en kapsamlı mağdurlarının cenahı ve düşüncesinde olan BDP; "boykot" kararında.
Yani;
Ne destek, ne de köstek!
Ama sergilediği duruş; iki tarafa da" hem "yarar hem de zarar" getirici.
Malumunuz;
Dicle Üniversitesi referandumla alakalı "yürüttüğü" araştırma sonucunu hafta başı açıkladı.
"Tercihlerin" nasıl bir seyir içerdiğini.
Verileri isterseniz öncelikle; "parti" kararlarıyla alakalı "tercih" yansımasıyla analiz edelim.
***
Bakınız;
Katılımcıların yüzde 33'ü Anayasa Değişikliğinde "parti kararına" uymayacak.
Yüzde 57'si uyacağını söylerken, yüzde 10'u ise "kararsız" bir durumda.
Bu da; "ciddi" bir taban kayması olacağını gösteriyor.
Gelelim "anketin" en hassas sonucuna; "tercih" hangi cenahta.
Yüzde 48 "evet" diyeceğini, yüzde 16'da "hayır" diyeceğini,
Yüzde 36 ise referandumu "boykot" edeceğini söylüyor.
2009'daki Mahalli Seçimlerde DTP'ye (BDP) oy vermiş katılımcıların da yüzde 30'unun "rengi" beyaz.
Yani "evet" olacak.
Anketin dikkat çeken bir diğer önemli verisi de; "deneklerin" eğitim düzeyi.
Eğitim oranı "arttıkça" Anayasa Değişikliğine "evet" desteği de artıyor.
Sonuç itibariyle;
Ankete katılanların yüzde 67'si çok gerekli olmak üzere, toplam yüzde 89'u yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğunu düşünüyor.
Yüzde 48'i 'evet', yüzde 39'u 'kısmen' olmak üzere, toplamda yüzde 87'de bu değişiklik paketinin daha demokratik bir anayasa için hazırlık olduğu düşüncesinde.
Yüzde 83'ü anayasa değişikliğinin darbe mağdurlarına hak arama imkânı sağlayacağını düşünüyor.
Yüzde 35'i 'evet', yüzde 28'si 'kısmen' olmak üzere toplamda yüzde 63'ü anayasa değişikliğinin Kürt sorununun çözümüne katkı sağlayacağını dile getiriyor.
***
Doğrusu;
Anket referandumla alakalı Diyarbakır'ın "düşüncesini" kısmen ortaya koyuyorsa da.
Önemli "ayrıntı" bu referandumla gelişebilecek demokratik zenginlik "Kürt sorununun" çözümüne yönelik "umutların" yüksek oluşu.
Peki, siz sevgili okurlar!
Siz tercih noktasında "fikrinize" kesinlik kazandırdınız mı?
Sandık huzurunda; "şu anki" esen rüzgârın esintisiyle "evet mi, hayır mı?" diyeceksiniz.
Yani "beyaza mı" gönül koymuşluğunuz olacak, yoksa "kahverengiye mi" tercih getireceksiniz.
Tabi "boykot" tercihiniz de ayrı bir hak!
Ama şunu ifade edeyim;
Ki her düşünce analizinde belirtmekten kaçınmam.
12 Eylül Askeri Darbe'nin "en büyük" mağduru Diyarbakırlı ve Güneydoğu insanı.
Acıların "faturası" işkencelerin sayısı, ölenlerin haddi hesabı yok!
***
Bence; "siyasal" düşünce ne olursa olsun!
Siyasal iktidarda kim bulunuyorsa bulunsun.
Anayasa Değişikliği "paketini" referanduma sevk eden; hangi siyasi parti olursa olsun.
Hiç önemi yok!
Önemli olan; burada "demokrasi ve demokratik" bir yapının var olduğu.
Eğer bu referandum "sivilleşmeye" yönelik bir adım ise.
Statükocu ve darbeci, baskıcı bir rejimin "bertarafını" içeriyorsa.
Türkiye'ye ve ülke insanına "karanlık" günler ve yıllar yaşatanlardan hesap sorma imkânı veriyorsa.
Kurumların toplum üzerindeki "vesayetlerini" yıkıyorsa.
Soruşturan, sorgulayan ve hesap soran "haklar" tanılıyorsa.
Velhasıl; "toplumu ve bireyleri" yani Milli iradeyi "üstün" kılan ve kabul eden bir Anayasa Düzenlemesi varsa.
Öyle ise; "neden hayır, neden boykot".
Olması gereken; "destek" ve bunun yolu "beyaz" zarfla "evet" demek!