OLUR MU YAHU!…
Demek ki olduğu içindir ki; "olur mu yahu?" diyebiliyoruz.. İşte, bir kaç "olur mu yahu ya" olabilecek, cevabi yanıtlarımız!..
ÜNİFORMA YOKSA, OKUL DA YOK…
İşte, Diyarbakır Şehitlik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi.. 14 yaşındaki kız öğrenci.. Lise ikinci sınıf.. Şevval İnan.. Maddi imkansızlıktan, "Okulun siparişli üniformasını" satın alamadığı için.. Yani üniforma olmadığından, Okul müdürü "öğrenciyi" okula almamış…
Eee; boşuna söylenmiş bir söz değil hal-i hazırdaki eğitim ve öğretim sistemimiz için; "Paralı Eğitim.." Bu arada; olur mu yahu, hangi çağdayız dedirten, "hadiseyle" alakalı, ilgili ve yetkili zevat, en tepeden, en diptekine "tık" yok.. Neden acaba!..
***
Şükürler olsun ki, "hayırsever" insanlarımız var.. Yine imdada "onlardan" biri yetişti.. Haberin gazetemizde yayımlanmasından sonra; devreye girip yardım elini uzatarak, "üniforma" almış.. Şevval artık rahat bir şekilde okula gidebilecek.. Ve o müdür de, başı eğik önü görecek?… Olur mu yahu, olur, olur?.. Olduğu içindir ki, olur mu yahu diyoruz!?..
***
Eee, bakar mısınız İl Milli Eğitim Müdürlüğüne… Vaka öncesi "ketum" sonrasında, "ahkam kesici" mekanizmasıyla, "vaziyeti" tek satırlık bir sosyal medya paylaşımıyla "gerçek dışı" deyip, sonrasında "Ne sebeple olursa olsun hiçbir öğrencimizin eğitimden uzak kalmasına müsaade edilmemektedir, edilmeyecektir. Ayrıca konu ile ilgili inceleme başlatılmıştır…"
***
Vaziyete atılacak nara; 'oldu mu şimdi yahu!…' Konuşan veli var, konuşan öğrenci var.. Ve tüm bunlar kamera kayıtlarında var.. Ama; İl Müdürlüğü "yok" görüyor.. Çarpıklığı gidermek yerine; "külliyen" gözleri kapatıyor… "Bühtan" diyor.. Tabi gerçek dışı idiyse "inceleme" neyin nesi?. Yoksa, kameralara karşı konuşan veli ve öğrenci mi, ya da haberi yapanlara bir inceleme mi?.. Olur mu yahu!…
***
HDP'NİN ADAYI BAŞAK MI?…
Olur mu yahu, nerden çıktı bu sorusuna önce bir yanıt, bulalım?.. Selahattin Demirtaş'ın Başak Demirtaş'ın "isminin siyasete" dahil edilip, HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı mı, dedirten sözün sahibi kim?. Diyen CHP'li eski Milletvekili.. İş adamı da.. Aydın Ayaydın… 2 Ekim'de, T-24'deki son yazısında, ifade etmiş…
***
Demiş ki; "HDP'nin muhtemel Cumhurbaşkanı Adayı Başak Demirtaş.." Bu ifadenin üzerinden dört gün geçti ki.. Tarihte, "derin izlere" sahip ve üzerinden 7 yıl geçmiş olan, 6-8 Ekim olaylarının sene-i devriyesinin ilk gününde.. Ki eşi Selahattin'in, bu olaylardan dolayı "cezaevinde tutuklu" bulunduğu dikkate alınırsa…
***
İşte böylesi bir zaman dilimi içerisinde… İktidar muhalifliğiyle bilinen.. Ve muhalefetin de "popüler" kanallarından biri olan Fox Tv'de "sabah programına" konuk… Bir öğretmen Başak Demirtaş.. Tanıdığım ve bildiğim kadarıyla, bugüne kadar hep "siyasetten, siyasi mevzulardan" uzak, kalıp, kendini "polemiklerden" izole etmiş biri…
***
Vaziyet bu iken; gün, zaman ve tarih ölçeğinde siyasi kulvara meyil verici noktasında "dikkatleri" çekmesi, sıra dışı olsa gerek!.. Der demez Ayaydın'ın, "kehanet mi, keramet mi, bir bildiği var ki" sözüyle, Başak Demirtaş "siyasi kulvarın" yeni aktörü mü oluyor?… Bekleyip göreceğiz!..
***
AKŞENER'İ KİM VETO ETTİ?..
Olur mu yahu, demeden önce bir bakalım, kim "vetodan" söz etti, Akşener'in hal-i pür melali, siyasi "seyri" neden böylesi, bir girdapta, kalıp duruyorsa bakalım… Veto'dan söz eden, Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu?… 2.5 ay sonra, Meclis kürsüsünde.. Yeni yasama yılının ilk grup toplantısı!. Bir saati aşan konuşmasının, en "pür dikkat" çekilen kısmı, Akşener'e dair halk deyimiyle "salvolarıydı?".. "Can alıcı" bir noktada, Akşener'i yakalamıştı…
***
28 Şubat kararlarının altına imza atan biriydi; Akşener.. O Dönemin İçişleri Bakanı.. Güne dair Akşener'in konuşmasına ait videoyu, grupta dinletti. “28 Şubat kararlarına imza attım, hepsine de gönülden inanıyorum” sözlerini hatırlattı… Ardından, Akşener'in yakın zamanlarda söylediği “Başörtüsüne uzanan eli kırarım diyen bendim” sözlerine değinerek bu tutarsızlığa vurgu yaptı. Erdoğan, “İnsanda ilke ve omurga olmayınca her devirde ne söylemesi gerekiyorsa onu ağzından saçmaktan geri kalmaz.” ifadelerini kullandı.
***
Gelirsek Veto sözüne.. Erdoğan, meselenin bu boyutuyla ilgili daha önce kimsenin gündeme getirmediği bir iddiada bulundu. “HDP kanadı, hanımefendinin Başbakanlığını kabul etmeyeceğini zaten söylemiştir. HDP, Millet İttifakı’ndaki gizli ortaklık hakkını kullanarak bu hanımefendiyi veto etmiştir. Hayali bir makama talip olmasının gerisinde bu vetonun sineye çekilmesi vardır. "
***
İşte hal-i durum bu!.. Halk kendisinden gizlenmek istenen gerçeği gördüğünde; "olur mu yahu" demez mi; der!… Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadesiyle; "Allah kimseyi böyle bir konuma düşürmesin…”
***
BADECİ ŞEYH RIZAYLA YAPMIŞ..
Süleyman Işık.. Namı diğer "Badeci Şeyh.." Malum, "taciz, tecavüz" noktasında "luti" sapıklıktan yargılanıp, 62 yıl ceza almıştı.. İşte bu ceza davasını, Yargıtay bozmuş.. Gerekçesi ise mağdurların "rızası ile herşey oluvermiş?"… Eee; hukuk ne diyor "rıza varsa" suç da yok, mağdur da yok!..
***
Biliyorum diyeceksiniz ki; "peki ahlak yok mu?…" Ha bir de; "mağdurların rızası ile herşey oluvermişse" şikayet, mahkeme, "lutluk" gibi "suç isnadı" nerden çıktı da, aylar yıllar aldı; bu davanın seyr-ü seferi!.. Demek ki; "bir suç, bir lutluk var idi ki" bilahare, "şeyhin, müritlerin" devreye girmesiyle; "masumiyet" karinesi oluştu.. Ama, ahlak yoksunu olarak…
***
İki gündür, sosyal medyada "olur mu yahu" çekilip duruluyor… Ne yazık ki, oluyor?.. Tepkiler haklı, ifadeler, söylemler yerli yerinde.. Ama velakin, hukuki işleyişte ""Ahlak" denilen mefhum, pek kabul görünmüyor.. Vaziyet ikilem yarattı değil mi…? Bu sapık yarın-öbür gün çıkıp da "Ben LGBT'liyim..." derse, sahi ne diyeceklerdir?..
***
Neyse!… Üstadın bir ifadesi vardı fi tarihte.. Derdi ki; "hukuksuz ahlak işe yaramaz, ahlaksız hukuk ise hiç bir şekilde adil olamaz?"…
***
GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM!..
Önceki gün, "mecliste" HDP'siz muhalefet bu minvalde, "ilk istişare" toplantısını yaptı.? Çıkan sonuç, "olur mu yahu" sözünü ne hazindir ki, manşete çıkarıyor… İşte o manşete ait iki spot…
***
İlk spot.. Beş benzemezin "ittifakında" tabandan gelen zılgıtları minimize etme adına; "zihinlerindeki, fikirlerindeki, ruhlarındaki, fiziki hareketlerindeki" açık ve aleni olan, Erdoğan "düşmanlığını" gizleme adına söylem geliştirme!…
***
İkinci spot… Vesayeti ikmale getirme adına, siyaseti "milli iradeden" milli iradeyi de, ülke yönetiminden koparma adına, 90'ları "yaşatan, yaşattıran" bir Parlamenter sistemi, dikte etmek istiyorlar..
***
İki spotun sonucuna dair ne gariptir ki; "bunu nasıl yapacaklarını, nasıl bir yol çizmeleri gerektiğini, ikna yönündeki stratejilerinin ne olabileceğini" bilemiyorlar.. Yani bir meçhuliyet içerisindeler…
***
WHATSAPP VE FACEBOOK ÇÖKÜNCE…
Fark etmişsinizdir… Bir kaç saatlik "kesintiyle" hal-i durumumuz "nice" oldu?.. "Bellek" kaybına uğradık.. Koşuşturmanın içerisinde; "alternatif" arayışlara girdik.. SMS olmadı, BİP, sonra Telegram!…
***
Arıza giderilince, "rotaya" girdik.. Her ne kadar, alternatifler çoğalıyorsa da, okkalı silleyi şu şekilde bize yansıttı diyebilirim.. "Hatırlayan var mı, eskiden biz ne yapıyorduk?.." Bilen gelsin, bilmeyen ne yapıyor yahu diyerek, sıvışalım
***
GÜNÜN SÖZÜ
Artık Boğaziçi denilince aklıma; "üzüm yok, bağcıyı döv" geliyor?…
***
Hayırlı Cumalar…