RAMAZAN’IN ZENGİNLİĞİYLE GELEN BAYRAM!..
Nasipse, yarın Ramazan-ı Şerif’in mükafatı olan bayramına dahil olacağız!.. Her günün minik bayramı olarak nefsimize hakim kıldığımız iftarlarımız, bizlere Allah’ü Teala tarafından bahşedilen bayramın kapısını açtı.. Hiç kuşkusuz ki, şuurlu her müslüman için, onbir ayın sultanı olan Ramazan ayının her günü manevi bir bayram!.. İşte bu ebedi dünyada büyük yatırım olan Ramazan’daki nefis muhasebesinin ikramı, zenginliği ve hediyesi olarak, büyük bayramı kutlamayı hak ediyoruz!…
***
İslam alemi ve müslüman camiasının birer ferdi olarak idrak edeceğimiz bayram, zenginliğin, bolluğun, bereketin, yardımlaşmanın, birliğin, dirliğin, kaynaşmanın, hoşgörü, sevgi, saygı ve mütevaziliğin, en kutsal, ulvi değerleriyle, bütünleşip, yaşamamız gereken, zaman dilimi olduğunu, unutmamamız gerekir.. Öyle gürültü, patırtı, aşırıya kaçış, fuzuli, görgüsüzlük, itici ve hoşgörüden uzak idrak edilebilir, ne de sebebiyet verilebilir. Ki bizim kültürümüzde böylesi bir fikri tahakkuk yoktur, olamaz da!?.
***
İslam ümmeti için, iki dini bayram vardır.. Biri Ramazan-ı Şerif’in mükafatı olan Ramazan, diğeri de, Hac mevsimi ve Yüce Yaradan’a kurban bahşetmenin zenginliğini ikmal eden Kurban Bayramı.. İki bayram da, bizler için mukaddestir.. Öyle ki, gelişini bir yıl boyunca bekleriz.. Geldiğinde coşku, gittiğinde hüzün, geleceğine dair umutlar, beslenir.. Çünkü, oluşan manevi atmosfer maddi ve manevi yönde nefsin, hayatın tüm kulvar ve argümanlarını büyülü bir şekilde, hanesine alarak, özüyle bütünleşip, çözümler getirir!..
***
En önemlisi de, ifa ettiğimiz zaman süreci içerisinde kendi ruhu hazinemize depoladığımız o manevi duyguların en yüksek enerji dozajıyla, iyilikleri çoğalmak kötülükleri de minimize etmek adına, koruyup kollayıcı olarak, kullanır oluruz!.. Yaradanı, Resulü ve iman mesafesi olan Kur’an-ı Kerim'in ışığında, böylesi bir atmosferle hemhal oluyorsak, işte o zaman esastan bir bayram geçirmiş, yaşamış ve hak etmiş oluruz!.. Aksi takdirde, kuru, meyvesiz, anlam ve önemi olmayan bir hayatın, verimsiz ağacı olur kalırız!…
***
Ne diyor şair.. “Mevla bizi af ede, Bayram o bayram olur.. Bütün hatalar gider, bayram o bayram olur!..” Hiç kuşkusuz ki bu seneki Ramazan ayını, geçmiş bir çok Ramazan’dan daha farklı gelişmelerin vücut bulduğu bir zamanda, geçirdik!.. Özellikle, İslam aleminin içerisinde bulunduğu, Gazze başta olmak üzere yaşanan siyonizm zulmü, emperyalist yapıların yarattığı terör, kan ve gözyaşı içerisinde, geçti!.. Ki hala bir çok İslam beldesinde; kan ve gözyaşı hakim!..
***
Ama her şeye rağmen insanlık dramına karşı dik duran, tepki veren, karşı olan olduk!.. Sabırla, güvenle, istikrarla!.. İnsani ve rahmani noktada da öyle inanıyorum ki, bir çok mümin kardeşimiz, üzerine düşen vazifeyi zekatıyla, fıtrıyla, hayır ve hasenatıyla, üzerine düşeni yerine getirmiştir.. Asaletini ve Ramazan’ın o bitmez, tükenmez manevi atmosferiyle bütünleştirerek, kendini idame etmiştir.. Gönül birliği içerisinde!!!..
***
Diyarbakır'ımız dahil!.. Gördüm ki, ülkenin dört bir tarafında gönüllü kuruluşlar, hayırsever iş dünyası, devlet-i aliye, merkezi ve yerel iktidar noktasındaki kurumlar!.. Büyük bir uyum ve kardeşlik duygusu içerisinde, Ramazan’ın “merhametine, yardımlaşmasına, dayanışmasına, iştirak edici noktada katılım gösterdi!?. Şehir merkezlerinde kurulan iftar çadırları, kültürel etkinlikler!.. Camilerdeki, doluluk, tedavi namazlarındaki ihtişam!..
***
Tabi ruh aleminde inanç taşımayan, dinden, imandan ve insanlıktan ırak kalan şer yapılar, kan, gözyaşı, şiddet sarmalı içerisinde, egemenlik kurmaya çalışan oluşumlar da, olmadı değil.. Sokakların terörize edilişi, devlet ile milletin karşı karşıya getirici, hadiseler zincirinin oluşturulmaya çalışılması!.. Öyle inanıyoruz ki, bu millet ve ülke hasımları da er ya da geç, hidayete ereceklerdir!.. Baki olan hak herkes için tecelli edecektir!?..
***
Ne diyoruz, Bayram birliğin, dirliğin ve maneviyatın en zengin zaman dilimidir.. Ki bu zamanda, küskünler, dargınlıklar, hizipleşmeler, kutuplaşmalar, öfkeler ayaklar altına alınarak, insanlık ve barış daha kutsal bir kimlikle, zenginleşip, büyütülür.. Öyle inanıyoruz ki hep böyle olacaktır!.. Benliğimizi, kaprislerimizi, dünya hırslarımızı bir kenara itip, erdemliliğimize dahiyane üstünlük yüklersek, nefis ve egolarımızdan kurtulursak; ümmeti beşer oluruz!…
***
Şunu hep ifade etmişimdir!.. Beşerin en büyük düşmanı, beşerin bizatihi kendisidir.. Eğer ki o içimizdeki düşmanın üstesinden gelebilirsek, en müstesna günlerimizdeki zenginlikten, nasibimize düşmanı alırız.. Yeter ki, ahiret aleminden haberdar olalım.. Özellikle, annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi, ablalarımızı, ailemizi!.. Büyüklerimizi özellikle, bilelim, tanıyalım, hatırlayalım!.. İster fani dünyada ister ebedi dünyada olsun onları hiç ama hiç unutmayalım!.. Ne diyor şair.. “Hayat dediğin nedir, dalda bir kuru yaprak.. Ne kadar yaşarsan yaşa, sonun kara toprak..!”
***
İşte biz, o kara toprağın altını da düşünmemiz, idrak etmemiz, ona göre fani dünyadaki iş ve işlemlerimizi dizayn etmemiz lazım!.. Ki fakir değil, zengin olarak ebedi dünyaya dahil olalım.. Bu feyzi, sadece Bayramlarda değil, yaşamın her saniyesinde idrak edici olmalıyız!.. Ve bilelim ki, bizden önce ebediyete intikal edenlerin beklentisi duadır, kabristan ziyaretidir okunan Kur’an-ı Kerim'i onlara ithaf etmektir, bizden beklentileri!.. Sevindirmeliyiz!.. Ki bizimle, gurur duysunlar, ahiretin bahçesinde gözü arkada kalmadan, Allah’ı nuruyla hemhal olsunlar!?.
***
Çağ açısından şöyle bir uyarım var.. Malum, dijital çağdayız.. Ne yazık ki, dini bayramlarımız dahil olmak üzere, kutsal günlerimiz, değerli anlarımızı artık bu mecrada yaygın bir şekilde, kutlar olduk!.. İşte bunu alt etme adına, temaslı, birebir yüz yüze, Bayramın manevi duygusuyla, karşımızdakiyle bütünleşmeye önem verelim.. Ziyareti, sohbeti, yemeyi, içmeyi, gülmeyi birlikte yapalım!.. Çünkü, bir çok ulvi değerleri maalesef dijital yaşamın egemenliği yüzünden, unutur, yok edilir hale geldik..
***
Duam ve temennimiz odur ki!.. Dostlukların tükenmediği, gözyaşlarının olmadığı, gülücüklerin mutluluk saçtığı, sevgilerin kalplere dolduğu.. En önemlisi kanın, gözyaşının, şiddetin, terörün yaşanmadığı bir dünya, siyonizmin ve emperyalizmin zulmüne, soykırımına maruz olan Müslümanların özgürlüklerine kavuşacağı, bağımsız hürriyetleriyle bütünleşeceği!.. Ülkemizin ve milletimin içerden ve dışarıdan gelen şer içerikli saldırılar, hizipleşme ve kutuplaşmaların son bulacağı, güzel günler için..
***
En güzel Bayramlar, en güzel sevgi muhabbetleri sizlere ve bizlere olsun!.. Amin sözüyle, sohbeti noktalıyorum.. İbadetleriniz makbul, dualarınız da kabul olsun.. Bir de not düşüyorum.. Bayramda Pazartesi ve Salı günleri, gazetemiz çıkmayacak.. Bu nedenle de yazı yazmayacağım!.. Hemen akabinde sizlerle yeniden birlikte olup, kaldığımız yerden hasb-i halimize devam edeceğiz.. Sağlıkla ve sıhhatli kalın, yemenize ve içmenize de dikkat edin!?. Bayramınız mübarek olsun..
GÜNÜN SÖZÜ…
Fani dünyadaki maddi zenginliğini, ebedi dünyaya manevi zenginlik olarak götürebiliyorsan; müminsin!?.