REVİZYON'UN HİKMETİ!

Kabine revizyonu!
Günlerdir bekleniyordu. Ha bugün-ha yarın diye!
Meclis kulisleri, 'Ankara'daki 'önemli' mekânların 'dedikoduları'.
'Şu bakan gidecek, şu kalacak, şu bakan olacak' deniliyordu.
Öyle ki; AK Parti'nin 'Tüm Milletvekilleri', beklenti içerisindeydi.
'Talih kuşu bana konar mı?' diye!
Durum böyle olunca da; 'belirsizlik' can sıkmaya başlamıştı.
'Kabine değişikliği' neden öteleniyor diye?
Bir sürü 'sav' geliştirildi. Ama önemli 'tıkanma' noktaları da yok değildi.
'Değişmesi gereken, değişmemeleri gerekenler' noktasında.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahi 'duruma' dâhil oldu.
Her ne kadar Başbakan Erdoğan 'dâhil' oluşu, 'tavsiyeleri' olarak ifşa ettiyse de.
Gül'ün 'Dışişleri, Adalet, Maliye ve İçişleri' bakanlığıyla; 'tedirginliği' vardı.
Zaten Gül ile Başbakan 'arasında' uzun süreden beri de; 'mesafe' açıklığı vardı.
Neyse!

***

Nihayet; 'kabine de olabilecek' revizyon gerçekleşti.
Ve geçtiğimiz Cuma günü 'deklare' edildi. Kim gitti, kim kaldı, kimler kabineye dâhil oldu?
1 Mayıs 'tatiline', hafta sonu tatili de eklenince; 'kabine' revizyonu üzerindeki 'hava da' dindi.
Gelebilecek 'tepkiler' zaman kaybına uğradı. Gündemin 'değişim' göstermesinden dolayı.
Evet. Yeniler 'iş-başı' yapmaya başladı. 'Görev devir-teslimi'!
Eskiler 'kaldıkları' yerden devam derken, kaydırılanlar ise 'çanta değişikliğine' gitti.
Kabine 'değişikliğiyle' alakalı yorumlar devam etmiyor değil.
Halen de yapılıyor. Ancak şu dikkatimi çekiyor. 'Eleştirilerin' özelinde; 'pozitif' bir yaklaşım hakim.
Ancak bu 'pozitif' yaklaşımın açılımı da; 'Demokrasiye' rağmen deniliyor.
Yani; bu alanda ve bu siyasi kulvarda Demokrasi 'işlev' görmez.
Onun için de; 'Kabine değişikliği' tamamen Başbakan Erdoğan'ın 'nev-i şahsına' münhasır.
Böyle olunca da; 'değişim olsa da olur-olmazsa da olur'!
Nasıl olsa; 'herşey' Başbakan'ın 'dediğidir?'!

***

Değişiklikle alakalı 'çok yorumlar' yapıldığını söyledim.
Ki halen de yapılıyor. Geride kalan biz kaldık.
Sizlerden 'ısrar' gelişmeseydi, hasbi hal ettiğim dostlar 'siz ne düşünüyorsunuz?' sorusuyla beni muhatap kılmalarıydı.
Ve dün ziyarete gelen 'Siyasetin' eski simalarından birinin 'bu konuda' bir şey yazmadın sitemi olmasıydı.
İnanın belki bu yazıyı kaleme almaz. Kabine değişti, iş bitti diyecektim.
Ama 'demek ki' bizlerin fikrini de düşünen siz değerli okurlar var.
Onun için de; 'bir kaç satır da' bizden diyelim.
Kabine değişikliğiyle alakalı 'genel' bir profil yukarıda çizdim.
Durumun 'nev-i şahsa' münhasır geliştiğini.

***

Öncelikle ifade edeyim!
'Kan kaybı' trendine giren AK Parti'de 'siyasi süreç' iyi işlemiyor.
İşlemediğini de; 'gelişen vakalar' kanıtlamaktadır.
Bakınız; 29 Mart Mahalli seçimlerin sonucuna.
Eldeki veriler, var olan 'rakamlar' şunu alenice ifade ediyor;
'AK Parti' kan kaybetti. Hem Güneydoğu bölgesinde; hem de 'İç Anadolu da'!
Her ne kadar; 'tehditler ve baskılar' geliştirildi; 'oy kaybı' bundan kaynaklandı deniliyorsa da.
Doğru değil! Doğru olmadığı da; 'ortada' var olan rakamlar gösteriyor.
Sandık başına 'katılımın' yüksekliği gösteriyor. Van mı, Siirt mi? Ya da.
Diyebilirsiniz ki; 'AK Partinin' kan kaybının 'kabineyle' ne alakası var.
Değişen ve kalanlarla 'ilgisi' nedir?
Var! Hem de 'dik alası' kadar.
Çünkü; hükümet üyeleri. Çünkü icranın başındaki kişiler.
Çünkü seçmenin 'iradesine' sahipler. Çünkü bu ülkenin 'bekası' için görev üstlenmişler.
Onun için de; 'olabilecek' kayıplar ve olabilecek kazanımlardan 'sorumlulardır'!
Tabi bunun da başında Başbakan Erdoğan gelmektedir.

***

Başbakan 'seçim kaybını' nasıl bir düşünceyle analiz etti. 'Neden kayıp yaşandı?"
Bilemiyorum! Ama benim bildiğim; 2004, 2007 ve 2009 'seçimlerinin 'üç ayrı' mesajı var.
Şöyle ki; 2004 'seçimlerinin' mesajı şuydu.
Millet 'koalisyon' hükümetlerinden 'bıkmıştı'!
Her gün 'kaosla' yaşamaktan heder olmuştu.
'Arayış' içerisindeydi. 'Sığınabilecek' liman arıyordu.
AK Parti de bu esnada 'mazlum' idi. Ha gayret; 'bu mazlumiyet' kazanç getirir düşüncesiyle; 'seçime' girdi.
Ve 'ekseriyetin' tercihi oldu.
Yani 2004 'seçimlerinden' çıkan zafer bir arayışın sonucuydu.

***

2007 'seçimlerine' gelince. Burda, 'etki-tepki' ve mazlumiyet vardı.
Asker'in 'gece yarıları' gelişen 'e-muhtıraları'!
Anayasa Mahkemesi'nin 'kapatma' davası.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e dayatılan '367'.
Cumhuriyet 'mitingleri'. 'Asker göreve' çağrıları.
Bunlar 'toplumun' sinir kat sayısını yükseltmişti.
Etki-tepki 'oluşumuyla', AK Parti'nin yanında yer aldı.
Ki Türkiye'nin siyasi tarihinde ilk kez 'iktidarda' olan bir parti dönem sonunda oyunu yükselten parti oldu.

***

2009 Mart'ındaki 'Mahalli Seçimler'!
Burda seçmen tamamen 'kendi' insiyatifiyle hareket etti.
Yani Güneydoğu'da DTP'nin kendisine slogan olarak seçtiği 'oyunu kendine ver'.
Sloganıyla seçmen sandığa 'kendisine' en yakın gördüğü ve kazanımıyla 'huzurlu' bir yaşam coğrafyasına sahip olacağına inandığı 'kişiye' tercih koydu.
Ve şunu da 'beyninden' çıkarmadı. 'Parlak nutuklar, nabza göre şerbet veren vaatler'
Teraziye aldı. 'Güneydoğu'da ayrı, Batı'da ayrı' politika ve konuşma sergileyenleri 'bildi'!
Sandığa bu düşünceyle gidince; 'Seçmen kendine' oy verdi.
Partilerin 'kayba' uğraması, ya da oy patlamasında bulunması tamamen 'bu eksende'!
Belki abartı olacak ama. 2011 seçimleri için de şunu söyleyebilirim.
'Seçmen' bu kez Türkiye 'için' oy verecek. Yarının selameti, toplumun 'kardeşliği' için!

***

Sonuç itibariyle Başbakan partisini ve hükümetini 'bu değişimle' şarj etti.
Bana 'kabinedeki' sürpriz gelen değişiklik; ne Milletvekili olmayan Davutoğlu'nu 'Dışişleri' bakanlığına getirmesi.
Ne de manşetlerden inmeyen Nimet Çubukçu'nun Milli Eğitim Bakanlığına getirilmesi.
Ne de; kabine dışınca kalacaklarına kesin gözüyle bakılan Mehdi Eker, Ertuğrul Günay, Mehmet Aydın, Beşir Atalay, Cemil Çiçek'in koltukları koruması değil.
En büyük sürpriz. Bülent Arınç'ın Başbakan Yardımcılığına getirilmesi.
5 Yıl Meclis Başkanlığı yapan, Cumhurbaşkanlığı seçiminde 'adından' söz edilen.
'Sözünü' esirgemeyen. Parti'nin Ağabeyi' Dobra Adam Bülent Arınç..
Mevcut 'kabineye' nasıl adapte olacak.
'Nev-i şahsına' münhasır 'yönetim' anlayışını benimseyen Erdoğan''la 'nasıl' uyum gösterecek.
Özellikle de MGK'daki 'toplantılarda' sergileyeceği tavır ne olacak?
Gerçekten 'sürprizlerle' dolu bir durum.
Arınç'ı 'bir fren' olarak görüyorum. Özellikle 'AK Parti'den olabilecek 'kopmalar' noktasında.
Arınç 'dışarıda' kalsaydı, 'işler' büyürdü. Onun için de; 'yakın tutmak' gerekliydi.