RİSKLER PAYLAŞILIYOR

Malumunuzdur! Toplum ve ülkenin kurumsal mekanizmaları olarak 'odaklanmış' olduğumuz siyasi gündem 'Kürt Açılımı'dır'!
Ya da siyasal iktidarın deyimiyle 'Demokratik Açılım'! Günlerdir 'işleniyor'! Getirisiyle-götürüsü ne olabilir noktasında!
Anlayacağınız 'mevzuu' yoğun bir siyasi trafik içermektedir. Ki bu yoğunluk arz eden trafik tempo önümüzdeki günlerde daha bir artacak.
Emareler bu yönde bir hayli ciddi. Çünkü mevzuu 'gündeme' dahil olduğu günden buyana sürekli 'aşama' kaydetmektedir.
Kazanılan 'ivmeler', 'açılıma' güzel gelişmelerle 'güç' veriyor. Özellikle sorunun çözümlenmesi, toplumsal barışın sağlanması açısından.

***

Çok ciddi ve önemli 'adımlar', mevzuunun 'taraflarına' güç verdiği gibi, 'riskler' de paylaşılmaya başlandı. 'Kuşkular ve kaygılar' dağıldı.
Olabilir mi, olmayabilir mi 'gibi' derin ikilemlerden 'kurtulur' düzeye gelindi. Yani anlayacağınız 'Kürt Açılımı' paketi olgunlaşma evresini bitirdi.
Artık 'sofraya' taşınma noktasında 'aşçının' hikmetini bekliyor? İşte bu 'hamle' için de son 48 saat içerisinde 'her ne kadar' siyasi kavga haiz ise de.
Kurumlar ve Devletin 'tepesindeki' düşünceler 'anlamında', tarihsel 'açılımlar' söz konusu. Taktir edersiniz ki;
Kürt Açılımıyla alakalı siyasi fikirleri 'az çok' herkes biliyordu. Ancak bilinmeyen 'Asker'in bu duruma rıza gösterip göstermediğiydi?

***

Nitekim ona da önceki günkü MGK toplantısında 'vaki' olduk. Saatler süren görüşme sonrasında açıklanan 'sonuç bildirgesi' çok önemliydi.
Satır araları 'çok' ifadeler içeren bildiriyi okudum. Ve tarihsel anlamda ilk kez 'belli' ifadeler yer aldığı gibi, yer almayan da oldu.
Özellikle 'Terörle Mücadeleye Kararlılıkla' devam edileceği ifadesi yoktu. Bu demektir ki, 'Askerin' gündeminde artık 'Terörle Mücadele' yok.
Bundan daha önemli bir diğer gelişme ise, 'Kürt Açılımına' askerin bakış açısı nedir 'sorusunun' cevap bulmuş olmasıdır.
Ki bu sorunun cevabı da net olarak alındı. Bildiride yer alan soruya ilişkin cevap aynen şu ifadeleri içerdi:

***

MGK'NİN ÜSTLENDİĞİ SORUMLULUK?

Toplantıda; Türkiye'nin güvenliğini yakından ilgilendiren önemli iç ve dış gelişmeler gözden geçirilmiştir.
Kurulun önceki toplantılarında yapılan değerlendirmelerinde ışığında;
Devletimizin ülkesi ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü pekiştirmek, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak üzere,
İçişleri Bakanlığı eş güdümünde yapılan çalışmalar hakkında Kural'a bilgi sunulmuş ve çalışmaların devamı tavsiye edilmiştir."
Yani Asker 'Kürt Açılımı' hamlesinin 'arkasında ve destekçisi'!

***

Ki bu mevzuunun daha önce 'haberdarı' olduğu da bildirinin 'satır' arasında yer aldı. O ifade de şu. "İçişleri Bakanlığı eş güdümünde yapılan çalışmalar hakkında Kurul'a bilgi sunulmuş.". Demek oluyor ki; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kürt sorunuyla alakalı 'önemli gelişmeler' olacak sözünü zikrederken.
Bu konu MGK’nın 'gündeminde' yoğrulup, görüşülmüştü. Sonuç itibariyle Hükümetin ve Türk Silahlı Kuvvetleri ve Çankaya Köşkünün 'ortak payda' geliştirdiği bu hamle; Önümüzdeki günlerde 'nelere' kadir olacağını da hep birlikte göreceğiz. Ancak var olan bir gerçek vardır ki 'mevzu’da kararlılık hakim.
Dün MGK’nın 'tavrı' ve hükümetin de 'kararlılığı', siyasi cephede bir hayli 'dozu' yüksek eleştiriye maruz kaldı.

***

Özellikle 'mevzunun' gündeme geldiği günden buyana 'akıl-sır' erdirmeyen bir tavır sergileyen CHP ve MHP 'ekseninde' gelişti. Devlet Bahçeli ki dozu aşarak;
'MGK'ya 'bölücü' suçlaması getirdi. Hatta süreci ve yapılanları, bildiriyi 'Anayasal suç' olarak gösterdi. Ve 'Türk kimliğine' karşı bir yıkım başlatıldığını iddia etti.
MHP'nin 'Türk Milliyetçiliğini' biliyorduk da, 'Barışa ve Kardeşliğe' olan hasımlığı yeni. 'Açılıma' ve uzlaşıya 'anlayacağınız' kapıları dünkü ifadeyle 'kapattı'!
Aslında Başbakan da 'bıçak kemiğe dayandı' misali, kapıları kapattı. Ki dün MHP ve Bahçeli'nin 'Kürt Açılımına' ABD projesidir 'tanımlamasına' sert çıktı.
Ve siyasi söyleminin de dozunu yükselterek 'Bunu ispatlamazlarsa namussuzdurlar'!

***

Neyse! 'Türk' Milliyetçiliğine 'toz' kondurmayan MHP, 'Kemalist' düşünceyi 'kendine göre' yontmada ustalık gösteren CHP'ye rağmen, 'iyi işler' oluyor.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay dün de 'görüşme' turundaydı. Bu kez adres 'memur ve esnaf kesimiydi'! Sırasıyla Memur-Sen, KESK, Türkiye Kamu-Sen ve TESK'le görüşüldü. 'Türkiye'nin Üniter Devlet' dokusu içerisinde olabilecek 'değişime' ve açılıma 'katkı ve destek' var dediler. Tabi ki; 'TESK' kaygılar geliştirmedi değil.
Ancak bu görüşmelerde 'en hassas ve dikkat çeken', KESK'in 'tavrı' ve açılıma yönelik 'önerileri'! Çünkü bu alanda en çok 'mağduriyet' geçiren KESK'tir.
Ki Diyarbakır'da, Güneydoğu'da görev yapmış birçok 'Kürt Kökenli' üyesi, 'sorunun' girdabına kapılmıştı.

***

Dedik ya 'Kürt Açılımı' olgunlaşma evresini tamamlama aşamasına geldi. Artık 'projelenme' ve servis edilmeye doğru hamle geliştiriyor.
Doğal olarak 'çözüm' ve üretim çatısı Meclis olacağı için; 'geliştirilen' diyaloglarda 'çözüme' katkı anlamındaki öneriler de çok önemli.
Hükümetin şuan için yapmaya çalıştığı da 'görüş ve taleplerin' ortak bir havuzda buluşturulup, 'paketlemektir'!
Şuana kadar birçok 'kurum ve düşünce örgütünün' görüş ve taleplerini okuduk, yazdık çizdik. Notlara dahil ettik. Kamuoyunun 'bilgilenmesi' açısından önemli notlar. Birçok 'Kürt Aydını'. Bu minvaldeki 'siyasi partiler', Sivil Toplum Örgütleri, 'birçok' noktayı seslendirdiler.

***

KESK'İN ÇÖZÜME ÖNERİ RAPORU?

Nitekim bu seslendirmelerden biri de dün Bakan Atalay'la 'randevuları' olan KESK yaptı. Az önce aktarmıştım sürece 'üye' noktasında en çok mağdur olan bir örgüt. O nedenle; Atalay'a sunduğu 'çözüm önerisi' raporu önemli. Bir bölümü 'basına yansıdı'!
Taktir edersiniz ki Çözüm konusunda farklı görüş ve önerilerin olması doğaldır. Zaten bu da demokrasinin gereğidir. Burda esas olan şiddet ortamını sona erdirmektir. Görüş ve önerilerin özgürce tartışılabilir olmasıdır. İşte bu noktada; KESK'in 'basına' yansıyan 'çözüm' için olmazsa olmaz dediklerini 'okumak' gerekir. Özetlersek sorunun çözümü için KESK’in geliştirdiği önerilerden bazıları şunlar:

***

*Çözüm yolunda atılması gereken ilk adım sorunun tarafları ve siyasal temsilcilerinin muhatap alınmasıdır,
*Öncelikle eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik yeni bir anayasa çalışması başlatılmalıdır. Yeni anayasa çalışmalarında başta siyasi partiler ve parlamento olmak üzere toplumun örgütlü kesimlerinin temsilcileri yer almalı, anayasal vatandaşlık tanımlaması eksen olmalı, başlangıç ilkelerinde herhangi bir etnik kimliğe, kurum ya da değere kutsallık atfedilmemeli, "Türkiyelilik" kimliği öne çıkarılmalıdır,
*Bölgeler arası sosyal-ekonomik farklılıklar ve eşitsizlikleri giderici önlemler alınmalıdır. Adaletsizliğe uğrayanlara pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır.

***

*Korucu sistemi kaldırılmalıdır,
*JİTEM, Kontrgerilla gibi yapılanmalar dağıtılmalı, toplumsal denetimin dışında, şeffaf olmayan derin yapılanmalar ilga edilmelidir,
*Güvenlik güçleri arasında vatandaşlara tam bir eşitlik ilkesi ile yaklaşım hâkim kılınmalı; şoven, gerici kadrolaşma terk edilmelidir,
*Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmelere; gerek Kürt sorununun çözümsüzlüğü politikalarının ve gerekse de çalışma yaşamının demokratikleştirilmesinden korkunun yansıması olarak koyduğu çekinceler kaldırılmalıdır,
*İlköğretim 12 yıl, zorunlu, parasız ve herkesin kendi anadilinde olmalıdır,

***

*Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelere yapılan kamu personeli atamalarında Kürtçe bilen, nitelikli, tecrübeli ve bölge insanına karşı önyargısız kişiler tercih edilmelidir,
*Eğitim sistemi bütünlüklü bir biçimde masaya yatırılmalı; müfredatta var olan milliyetçi, sınıfsal, inançları dışlayan ve cinsiyetçi örüntüler ayıklanmalı, yurttaşlar arasındaki eşitliği, kardeşliği ve insan haklarını temel alan özgürlükçü, demokratik yeni bir müfredatın oluşturulması süreci başlatılmalıdır,
*Değiştirilen köy isimleri eski hallerine döndürülmeli, insanların çocuklarına kendi dillerinde istedikleri isimleri takmalarına engel olunmamalıdır. Ülkede yaşayan her yurttaşın kendi kimliği ve inançlarını geliştirme çabası teşvik edilmelidir,

***

*Genel Af çıkarılmalıdır,
*Bu süreçte bedel ödemiş, yakınlarını yitirmiş, fiziksel ve psikolojik travma koşullarında yaşamını sürdürmekte olan yurttaşlarımızın yarasını saracak önlemler alınmalıdır,
*Zorunlu göçe maruz kalmış yurttaşlarımızın köylerine dönüşleri sağlanmalıdır,
*Sokak gösterilerinde tutuklanarak yaşlarının katlarınca ceza istemiyle yargılanan çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılmalı, bu çocuklarımızın olması gereken yerlerine, okullarına dönmesi sağlanmalıdır,

***

*30 yıllık savaş boyunca gerçekleşen işkence ve katliamları, infazları, faili meçhul cinayetleri aydınlatmak ve sorumlularını yargı önüne çıkarmak için yasal altyapısı olan bir "Hakikatler Komisyonu" oluşturulmalı, bu komisyonda mağdurların da yer alması sağlanmalıdır,
*12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen anayasa hükmü kaldırılmalı Diyarbakır Cezaevi başta olmak üzere cezaevlerinde işlenen suçlar; işkenceler, infazlar, katliamlar ve siyasi cinayetlerin soruşturulabilmesi ve sorumluların adalet önüne çıkarılması sağlanmalıdır,

***

Yani özetle 'talep ve görüşlerin' geneli böyle. Burda ana kriter şu olmalıdır; 'olmazsa olmazın' ekseninde 'varlığı yok' soymamaktır. Toplumsal "uzlaşıyı' geliştiren, demokrasiyi güçlendiren, 'eşitliği' öne çıkaran, değerlerin ve kültürlerin 'özgürce' ifade edilip, yaşandığı.
Hak, hukuk ve adaletin 'bağımlılık' arz etmediği. Kişiye ve kuruma 'özgü' hareket etmediği, eşitlik 'ilkesinden' sapmayan bir oluşumun sağlanması.
Kısacası 'insanı' insan olarak gören bir 'Anayasal' düzenleme, Türkiye'nin önündeki ve gerisindeki 'kapalı' tüm kapıları açmaya yeter.
Evet! Ülkede 'bazı siyasi' açmazlar haiz ise de, 'aydınlık' yarınlar noktasında çok önemli ve güzel gelişmeler 'yaşıyoruz! Ve en güzeli de; 'risklerin' artık kurumsal düzeyde paylaşılır olmasıdır.