ŞENER YOLUN BAŞINDA

Şener sohbeti!
Dünden kaldığımız yerden devam diyelim.
Malum;
Siyasetin ve Milletin ülke profili "mutsuzluğu" ifade ediyor.
Ciddi bir buhran yaşıyor.
Bir taraftan 'karışıklık' üreten hadiseler.
Diğer yandan 'cesaret' kırıcı adımlar.
Velhasıl 'büyük bir ikilem' söz konusu.
Doğal olarak böylesi ortamda; 'arayış' hâsıl olur.

* * *

İşte Şener de bu 'arayışın' alternatifi olmaya aday.
Onun için de; 2011 seçimleri için kolları sıvamış durumda.
Kendisine göre;
Ciddi bir teşkilatlanma içerisinde.
İl ve ilçe 'yönetimlerini' belirliyor.
Parti binalarının açılışını yapıyor.
Katılım gösterenlere de, 'parti' rozeti takıyor.
Geçtiğimiz Cuma gününden beridir de Bölgede.
Mardin ve Diyarbakır'da idi.

* * *

Şener'in branşı malum; 'iktisat'.
Bu münasebetle siyaseti de, siyasi kadrosu da bu minvalde.
Liyakatine ve birikimine -kendince- inandığı bir kadroyla siyaset icra etme gayretinde.
Bunun için de; "Teşkilatlanmaya ve kadroya" büyük önem verdiğinden söz ediyor.
Ama felsefem şudur;
Hangi düşünceye,
Hangi eğilime,
Sahip olursa olsun.
Düşünen her insana 'kucağımız ve kapımız' açık.
Dört eğilimli bir parti anlayışı.
Haydi hayırlısı.

* * *

Gelelim; sohbetin odağına.
Gazi Köşkü’ndeki öğlen yemeğinden sonraki sohbette;
Elbetteki ilk sorum "Kürt' realitesi ve kendilerinin bu yöndeki siyasi yaklaşımı 'nedir' oldu.
İki kelimeyle cevaplamasını istedim. Amacım 'refleksini' ölçmekti.
Çekinmeden cevap verdi.
"Türkiye Kürdistan, Diyarbakır Türkistan".
Peki, barış nasıl olacak?
"Taraflar uzlaşacak, uzlaşmak zorunda"
Yani;
"Çatışma ortamı sonlandırılacak. Silahlar bırakılacak?".
Ve de;
"Siyasiler uzlaşı masasına yönelecek?"

* * *

Sonra detaya girdi?
Hadise üzerinde "siyasi beklenti" tahribattır.
Burda "siyasi rant" düşünülmemeli.
Mevcut siyasal iktidar "çözümden" korkmayacak?
BDP de "ellini" güçlendirerek, 'diyaloga' zorlayacak.
Özet ifadeyle;
"Diyalog, samimiyet ve iyi niyet!".
Bunlar hasıl olursa "Barış niye olmasın?".
Taraflar "ülkenin ve milletin" özellikle coğrafik dağılımın "hassasiyetini" hep göz önünde bulundurmalı.
Yek vücut dahil olmak "çözümün" ilk adımıdır.

* * *

Kuzey Irak’ta "Kürt Federe" bir yapı oluştu. Bu yapılanma "Kürt Devleti" vasfını almasına; bakışınız nedir?
Ne olabilir ki?
"Hamilik" yapmaktan başka.
Kucakla. Ve kontrol sende olsun.
Eğer; sırtını dönüp karşı çıkarsan.
Kaybın olur.
O zaman da; "birileri hamiliğe" soyunur ki.
İş işten geçmiş olur.
Yani dizini döven Türkiye olacak?

* * *

"Kürt Açılımı?".
Şener bunu 5 yıl önce AK Parti'de 'ben hayata geçirdim' diyor.
Ve bunu şöyle anlattı:
"Diyarbakır'a gezi programım vardı. Başbakan Yardımcısı sıfatıyla geldim.
Havaalanında ilk olarak protokol krizi yaşandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir idi.
Liste'de adı yok. Tepki gösterip, listeye aldım.
Sonra yanımda il valisi ve emniyet müdürü, milletvekili Baydemir'i ziyaret ettim.
Protokol krizinde Baydemir'e o gün ilk olarak 'Kürtçe' cümleyle şöyle demiştim.
"Ez te gellek hez dıkım".
Yani "seni çok seviyorum".
Şener bu anıyı ifade ederken; "Farklılık zenginliktir" diyor.
Ve Osmanlı'yı 'örnek' verdi. Uzun 'ömürlü' devlet dokusunu.
Yeter ki;
"Frekanslar" çatışma körüklemesin.

* * *

Anayasa değişikliğiyle ilgili soruya, Şener durgundu!
Ancak "hiç yoktan iyidir" diyenlerden.
Hatta Diyarbakır'dan bunla alakalı aldığı tepkiyi de aktardı.
Esnaf ziyaretinde vatandaşlar kendisine söylemişler;
"Anayasayı destekleyesin" diye!
Evet! 12 Eylül Anayasası mevcut dönem ve yaşanılan demokratik süreç açısından "zulüm".
Ama değişimin getireceği "yeni zulümler" olmasın.
Şener'in bu soruya ilişkin verdiği yanıt şu kanıyı oluşturdu.
"Evet ve Hayır" arasında ciddi bir ikilem içerisinde, ama gönlü yüzde 51 olarak "hiç yoktan iyidir' de.

* * *

Balyoz Operasyonu! Türkiye'nin 'karanlık' yüzü.
Bunu da sordum; "düşünceniz" nedir? Ki bahsedilen tarihte "Başbakan Yardımcısıydınız, fark etmediniz mi?" diye.
Biraz "güvensiz" böyle bir hadisenin varlığına karşı.
"O dönemde hissedici bir durum hâsıl değildi?".
Asker de, Meclis te, Hükümet te "tamamen" Tezkereye odaklanmıştı.
Çıktı mı, çıkmayacak mı diye?
Ama operasyonun 'geneline' baktığınızda; ciddi bir durum gözüküyor.
Ancak ben yine de; "nasıl olurdayım?".

* * *

Ya ekonomi derken; Açıldı mübarek!
"Türkiye dibe vurmuştur".
Ekonomik küçülme "yüzde 4,1".
Örnek veriyor "krizin" merkezinden.
ABD'de krizin yarattığı küçülme "yüzde 2,5".
Yani "kriz teğet" geçmemiş bilakis kalbimizi delip geçmiştir.

* * *

Peki, Şener 2011'de ve zamanında yapılacak seçimde "alternatif" olabilir mi?
Bu soruya;
"Samimi" cevap diyerek "zaman ve süreç gösterir".
Ancak fikrimi sorarsanız?
"Şener henüz yolun başında. Öyle de; ciddi bir "hava" da yakalamış değil?
Nitekim; dün önüme gelen bir ankette.
"Tanıyor ve beğeniyor musunuz" sorusuna Şener için verilen cevap; "yüzde 7,8"
Yani sınıfı geçmediği gibi; yüzde 92,2 geride.

* * *

Şener sohbetine nokta koyarken.
İsterseniz "anketin" diğer sonuçlarına bi bakalım.
"Bugün seçim olursa, kim kazanır?" diye.
Konsensus araştırma şirketi, anketin sahibi.
Kararsızların da katılımıyla; bugün yapılacak seçimde hangi parti ne kadar oy alır sorusuna cevap;
AK Parti:          37,4
CHP:                24,1
MHP:    16,7
Diğerleri:           6,0
BDP:    5,6
THD:     6,7
SP:      3,5

* * *

Ülke hadiseleri de sorulmuş?
Birinci meselemiz nedir diye?
Yüzde 89 İşsizlik.
Yüzde 33,7 Güneydoğu (Kürt Sorunu)
Anlayacağınız;
Önceki gün de ifade ettim.
Mutsuz ve hoşnutsuzluk her kesimde.
Her ne kadar "TUİK Türkiye'de halkın yüzde 85,4'ü kendini mutlu hissediyor" iddiasını veri olarak söylüyorsa da.
Doğru değil.
Yoksa 'Bize ne oluyor? Manşetini atar mıydık?
İntihar, cinayet ve şiddet olayları toplumun 'cinnet halini' gözler önüne seren hadiseleri.

* * *

Doğrusu;
Çözüm de, hadiselerin bertarafı da "yine" hoşnutsuzluk yol haritasında.
Çünkü güven, istikrar ve samimiyet yok.
Zaten bizi 'çıkmaz' sokağa sürükleyen en büyük etken de;
"Bu güvensizlik halimizdir"
Lakin kimse kimseye güvenmiyor ki?