SİYASETTE OLMAYANLAR?..
Siyasetin "serüveninde" hal-i hazırda ne var?.. Doğrusu ne vardan çok, "ne yok" demek gerekir!… Nitekim, "doğmamış bebeğe bile don biçiliyor…" Öyle bir iki donla yetinen de yok?.. Formüller üzerine formüller, üretiliyor.. Dün ifade ettim "siyasetin ve politikanın" tutarlılık haline!….
***
Adam diyor ki, "Cumhurbaşkanı" olan kişiyi, "halk seçecek… " Yüzde 50 + 1 oy alacak.. Ama "yetkisiz" olacak.. Ankara'da değil, İstanbul'da "Vahdettin" köşkünde oturacak, "reis" olacak, ancak hiçbir şekilde "hükmü ve emri" olmayacak, yani "Budist" bir heykel, olacak!… Vay da vay!…
***
İşte bu ülkemin siyasi serüveninde "neler yok ki" dedirten hal.. Ama bir şeyler, dikkatimi çekiyor.. O da bu seçimde, "ilk kez" esamileri okunmayan, "siyasi ve ideolojik" uçta olan bazı isimlerin, kurumların, şahsiyetlerin olmayışı… Yani yoklar…
***
İşte, Sosyal Demokratlar.. İşte, Sosyalistler… İşte, Kemalistler.. İşte Atatürkçüler… Farkında mısınız, "postal" seviciler bile, "ulu orta" görüntü vermiyorlar..
Yani yoklar!… Eskisi gibi, Ordu içerisinde "darbe" homurtusu verenler de yok!…
***
Malum, Türkan Saylan yok… Tarhan da… Hele ki, Atatürkçü Düşünce Derneği!… Öyle ya, her biri kendisine has "siyasi parti" merkezi olarak, "iş tutup" faaliyet yürütüyorlardı…
Radikal Kürt solu da… Tıpkı Türk solunun marjinal şahsiyetleri gibi; "ağızları" bıçak açmıyor..
***
Diyeceksiniz ki, peki kim var… Var olan Bay Kemal'in "dostlarım" dedikleri.. Ve beri yanda; Erdoğan "hasımlığı, düşmanlığı, kindarlığı" üzerinden, inşa edilen bir blok.. Karşılarında; AK Parti ile MHP.. Kısacası, siyasetin seyrindeki "varlar da, yoklar da", hazurum!…
***
Onun için de, insan bir iç geçirmiyor değil!.. Sağcısı, solcusu, radikali, marjinali, liberali bıraktık!.. 84 milyon nüfuslu ülkede bırakın "iktidara alternatif" olabilme adına; "sosyal demokrat" bir partiyi, zümreyi bulmak bile zor!..
***
Sağı da, solu da; "sağ" eksenli bir izdihamın kulvarında; "her şey, her yol, her fikriyat" mubah denilip, duruluyor!.. Gidişat; görünüyor ki iki uçlu değnek misali "bildik..!"
***
PARLAMENTER SİSTEM!…
Yahu, Allah billah aşkına.. Anlata anlata, dilimizde tüy bitti… "Parlamenter Sisteme" şıp diye, dönülemez.. Velev ki, şakacıktan Cumhurbaşkanı Erdoğan bile istese; "kat edilmesi" bir merhale olduğu kadar "kazanması" gereken, seçimler de var.. Yani; "iş curcunalı ve meşakkatli, uzun soluklu…"
***
Yineliyorum!.. Duyan, duymayana, bilen bilmeyene aktarsın.. Çünkü, her platformda dillendiriliyor bu mevzuu!.. "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle" Erdoğan'ı alt edebiliriz diye, gelen sorular var?.. Bakınız, bunun olabilmesi için, şu merhalelerin "bir bir" gerçekleşmesi gerekiyor..
***
Şöyle ki!… Önce, Cumhurbaşkanlığı "seçimi" kazanılacak.. Yanında bir de, Anayasa Değişikliğini "sağlayacak" Meclis aritmetiği noktasında; çoğunluk sahibi olunacak.. Ya 400 Milletvekili "direk değişim" ya da, referandum için, 360 sandalye sahibi olmalı!…
***
Tabi iki koşulda da; "Cumhurbaşkanlığı sisteminden" çıkıp, "Parlamenter Sisteme dönüş belgesini" olduktan sonra; "yeniden sandık kurulup, seçime" gidilecek.. Ki bu seçimde de, "birinci parti" çıkmak gerekiyor… Çoğunluk sağladığında, bu kez "koalisyon" görüşmeleri ve ikna turlarına girilecek..
***
Velhasıl; iş deveye hendek atlatmadan daha zor bir siyasi serüveni, barındırıyor!.. Ha bir de; "işin" iştahı, makam ve yetkinin gücüyle, "zihnin" değişime uğrama hali var.. Cumhurbaşkanı "seçilen" zat-ı muhterem, "o gücü ve koltuğu" bırakıp, muhalif mahallenin dediği; "yetkisiz, kifayetsiz" konumu kabul eder mi?..
***
Zor dostum zor!… Vaziyet; sahte, tadı olmayan "yanağa" çalınan bir parmak baldan daha; "berbat!.." Ki, büyük de bir tuzak var; işin içinde.. O da; bu patırtı üzerinden "siyasi otorite krizi" yaratmak, istikrarsız kıvılcımı oluşturmak…
***
Bu arada, AK Parti kulvarında, "eskiye dönüş" meyillinde olanlar da yok değiller!… Ki onların tek gayesi; "mevcut durumda" Milletvekili koltuğu pek "itibar" görmüyor, sıradan 657'li gibi hallerinin üzüntüsü de olsa!!… Gidişat; kötü niyetin eforudur…
***
Neyse!… Cumhurbaşkanı Erdoğan bu minvalde net bir beyanat verdi.. Hem de, Soçi zirvesi dönüşünde, gelen soruya yanıt verdi.. Ve dedi ki;
***
"-Başkanlık sistemini getiren bir iktidar kalkıp da muhalefetin kuyruğuna takılır mı? Böyle bir şey asla olamaz. Biz başkanlık sistemini getirdik ve bu yeni sistemden de memnunuz. Başkanlık sistemiyle inşallah yolumuza devam edeceğiz. Başkanlık sistemiyle aldığımız mesafe de ortadadır."
***
Geçmişin, tahribatlarını da hatırlatan Erdoğan bu yöndeki kararlılığını, şöyle dile getiriyor…
"-Bizi yıllarca geride bırakmış olan eski vesayetçi sistemi tekrar denemenin anlamı yok. Eski sistem demek, yamalı bohça demektir. Eski sistem demek, sürekli koalisyon hükümetlerinin olması demektir. Eski sistem demek, kesinlikle sağlıklı bir yönetim biçiminin olmayışı demektir. Olay bu kadar basittir”
***
Netice itibariyle; "mesele anlaşılmıştır…" Şimdiden sonraki konuşmalar "havanda su dövmenin" ötesinde, anlamsız, kıymetsiz, "balon" misali, lakırtı, geyik muhabbeti olacağı gibi..! Meyil vermek, prim kazandırmak da, "istikrarsızlık" kıvılcımını yakmak isteyenlere de; "kibrit" olunacağını da, bilmek lazım!..
***
Çünkü, "Başkanlık sistemiyle bölgesel ve küresel bir güç haline gelen Türkiye’nin etkinliğini kırmak istiyorlar. Parlamenter sistem var olan ve uygulanan bir sistemdi. Bugün Millet İttifakını oluşturan partiler de bu sistemde görev aldılar. Denenmiş olan bir sisteme tekrar dönmek mantıklı değil."
***
GÜNÜN SÖZÜ
Güçtür, insanın sevdiklerine haksızlık etmemesi.