SODES'i ranta dönüştürenler

Eee.
Ustalarımız boşuna söylenmiş değiller;
"Burası Türkiye... Her an her şey olabilir" diye!
Aynen de öyle!
Çünkü yaşam, koşullar ve ülke seyri "dönme dolap" gibi!
Hilesiz, Çarksız ve tabi ki kayırmasız bir "iş icra" etmediği gibi.
Vahim, bir dengesizlilik içerisinde. Doğru bir çark işlemiyor.
Hani deriz ya; "kime güvenesin?"

* * *

ÇARKIN NİYE ÇARK ETTİ?
Bakınız; Ayhan Çarkın'a.
Derin devletin, çocuğu olarak, şimdi ortada kaldı. Çıktı dedi ki; "her şeyi" itiraf ediyorum.
Binlerce; faili meçhul cinayette rol aldım.
Güneydoğu'daki toplu katliamları JİTEM yaptı.
Musa Anter, Cem Ersever ve Vedat Aydın'ı "öldürenleri" biliyorum.
Hatta Mehmet Ağar "her şeyi" bilen ve bildirendir, dedi.
Tabi bir de kitap yazdı; "cezaevinden".

* * *

Ama "Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar" misali.
Şimdi; bu dediklerinin hiçbirini "kabul" etmiyor ve inkâr ediyor.
Diyarbakır, Cumhuriyet Başsavcılığı Bölgedeki faili meçhul cinayetlerle ilgili ifadesine başvurmuş.
Bu konuda; Önceden ifade ettiklerinizle ilgili "ne biliyorsunuz diye" sormuş.
Verdiği cevaba bakın; ‘Benim öngörümdür. Öyle düşünüyorum.”
Yani; kesin bir şey yok.

* * *

Birileri; Çarkın'a "çark" ettirdi. Ama bu "uyuşturucuyla mı" gelişti.
İnfaz korkusuyla mı? Yoksa; "rant teminine" yönelik mi?
Bilemiyorum.
Ama bildiğim; "1991 ila 1998" dönemi, neşter istiyor.
Çiller de, Ağar da, Mesut Yılmaz da, Demirel de, pek tabi ki Bahçeli'de.
"O dönemin" hesabını ve sorgusunu vermeliler.
Çünkü Türkiye "geçmişiyle" yüzleştikçe, "tam demokrasiye" kan pompalanmış olur.
Yoksa "hiçbir şeyin" kıymeti harbiyesi olmaz, "yalandı ve çark etmekten" başka.

* * *

SODES, MAŞALLAH ÇİFTLİK GİBİ
Gelelim; geçen hafta burada "SODES'ten" söz etme meselesine.
Yani; şu adına "Sosyal Destek Projesi" denilen,
Beşeri sermayenin gelişmesi, Toplumsal bütünlüğün sağlanması.
Ve yerel dinamiklerin harekete geçirilmesi gayesi güden proje.
Her ne kadar; Projenin "muhtevası ve içeriği, gayesi" bu ise de, "işleyişi" tam bir "güvensizlik".
Çünkü Projeniz "içerik ve gaye" noktasında tabiri caizse "ağzıyla" kuş tutsa!
İnsani ve toplumsal "değeri", hali durumu, sosyal bütünlüğü ne kadar "üstün" olursa olsun!
Hiç, bir şekilde "kıymeti harbiyesi" yok!
Olmaz da?

* * *

Niye derseniz; çünkü kararı veren ve verdiren "projenin" her ne kadar muhtevası olması gerekirken, değil.
Kabulüne, ilişkin "yol haritasını" sağlamlaştıran karar "yetkili" kılınan Vali Yardımcısının "iki dudağı" arasından çıkan; "tarafgirliktir".
Sorulmaz, sorgulanılmaz ve tabi ki "cevabı da" kâmil değil.
Neyse!
Benim,
Satır arasında hatırlatmak istediğim. Şu;
Hikmetinden sual olunmaz SODES'in paralarının, "hortumlanması".
Bilmem hatırlar mısınız?
Geçtiğimiz yıl; kentin bazı semtlerinde, "anlı-şanlı" bazı açılışlar icra edildi.
Özellikle; "Okuma salonları" adı altında!
Bir iki tanesine; ben de bizatihi davet alarak, "açılışlarına" katılım!
Hatta birinde İl Valisi Mustafa Toprak'ta katılmış, sohbet imkânı bulmuştuk.

* * *

ŞU OKUMA SALONLARI NE OLDU
İşte, bu okuma salonlarıyla alakalı, bir iki okurum aradı.
Özellikle; Şehitlik semtindeki "Okuma" salonuyla alakalı!
Diyor ki; bi açılışını gördük, bir kaç gün de gelen gideni.
Ondan sonra; okuma salonunun "kapısına" kilit vuruldu, ne gelen var ne giden?
Nasıl olur dedim?
Sordum; Projenin "süresini" ve sağlanan "parasal" desteği.
Maalesef; herkes "ketum" vaziyette.
Çünkü "hikmetinden sual olunmaz" bir, kapsam alanı SODES!

* * *

Ne diyeyim?
Etkili ve yetkili zevat her kim ise, buradan kendisine duyurulur.
Şu SODES, kapsamında "parasal" imkân sağlanarak, "açılan" okuma salonları.
Neden; bugün "kapıları" kilitli, kepenkleri inik. Ve Şehitlikteki "okuma salonu" neden sadece 15 gün iş gördü.
Sonra; ne öğrenci, ne okuma-yazma için gelen giden "bacılar" ve mezun olmuş herhangi biri yok?
Soruyorum;
Diyarbakır'da "kaç tane" okuma salonu, SODES destekli açıldı.
Kaç tanesi; şu an fal ve hizmet yürütüyor. Tabi bunlara; aktarılan "para" miktarı ne kadar?
Cevabını bekliyorum.
Tabi; yoksulluğun, işsizliğin ve fakirliğin diz boyu olduğu ilimizde.
SODES'in, paralarının "Buz ve çim hokey'ine" gidişi de, sorgulanmalı.
150 bin liraya "ne alınmaz ki?"
Hele, "Kültürel" etkinlikler için, en sıradan sanatçıya "30–40 bin lira" ödenmesi.

* * *

GENÇLİK SPOR, ALİ BABANIN ÇİFTLİĞİ  MAŞALLAH
Bir de; şu Gençlik Spor İl Müdürlüğü'ne münhasır SODES projesi.
Tabi; projenin muhtevasıyla gelişen bir hal var ki; "çiftlik" maşallah!
İstihdam ve tabi ki "spor'u geliştirme" tanıtma ve bilgilendirme.
Burada, personel alımı var. Ama ne alım.
Peşinen,
Söyleyeyim, personel alımıyla ilgili olarak şimdi diyebilirler ki ‘alımları İŞKUR yapıyor. Bizimle ne alakası var?’ diye.
Evet, alımları İŞKUR yapıyor.
Ama listeyi siz veriyorsunuz.
İŞKUR’ UN, icraatları da sizden geri kalır yanı yok?
İki haftadan beridir;
Bu meseleyle ilgili bilgi ve ihbar almıyor değilim.
Ama iş artık genel itibariyle "ayyuka" çıktığı için, değineyim dedim.
Peki, kim bu "personel" alımından nemalanmış? Kimler hangi eş ve dostu, "kayırmış?".

* * *

Şimdi; soruyorum Gençlik Spor İl Müdürlüğü'ne.
Şube Müdürü statüsündeki yetkili şahsın "eşi" bu projede işe alındı mı?
Hatta eşinin "odasından" sorumlu olarak gösterilip, "işe gelmeden" maaş alması.
Ve yerine imzayı da "eşinin" atması, doğru mu?
Salt eşi değil. Kardeşi, kayınpederi.
Gelelim; diğer şube müdürlerine ve çalışanlarına.
Bi bakın; İŞKUR’UN "işgüzar" işe alım listesinde; "hangi soyadı" taşıyan kaç kişi var.
İşsiz, çaresiz, asgari ücrete muhtaç "kaç kişi" hakkıyla ve hakkaniyetle "alınıp" istihdam edilmiş.
Bu projenin amacı;
Bu kurumun yetkilileri kendi aile şirketlerine çevirmek miydi?
Yoksa gençlere istihdam alanı yaratmak ve aynı zamanda dezavantajlı çocuklara spor yaptırmak mıydı?

* * *

Şimdi; bu anlayışla nasıl sporcu yetişecek?
Bu işin uzmanı olan ama bu mantıktan dolayı iş bulamayan gençler ne olacak?
Gerçekten; Gençlik spor çiftlik olmuş.
Bu arada; uzun süredir müfettiş kıskacında olan bir kurum.
Çok vahim iddialar var.
Hatta bunların belgeleri elden ele, dilden dile de dolaşmıyor değil.
Velhasıl; kent yöneticilerinin de dikkatine sunuyoruz.
SODES,
Ne vali yardımcısının "iki dudağı" arasında kalsın.
Ne de;
Birilerinin namı hesabına "çiftlik" olarak kullanılsın.
Bir de;
Çağrıda bulunuyorum, SODES'in tüm projelerinin "iç dünyasının" deşilmesi şart diye.