ÜLKEYİ TEHLİKELİ SULARDA YÜZDÜRMEK!…
İBB.. İmamoğlu.. Ve de CHP.. Hal-i hazırda, baş döndürücü gelişmelerin, öfkenin, kutuplaşma ve kamplaşmanın, odak merkezi olarak şiddeti körüklüyor!.. Yüksek bir gerilim, sinir uçları açık bir duygu sömürgesiyle, debeleniyoruz!..
***
Şuur ve akıl kilitlenmesiyle sokak çağrıları yapılıyor?.. Ve bunu, ülkenin idaresine alternatif olduğunu söyleyen, siyasiler yapıyor.. Solunan hava, geçen her zaman dilimi açısından, korkunç şekilde enva-i şeytani, sinsi provokasyona meyil edici hale geldi?..
***
Ön safta, heyecan katsayıları yüksek, gençler!… Atılan manşetler.. 80’lerin, 90’ların, manşeti.. Üniversiteler karıştı.. Böylesi zaman ve aksiyonel hadiseler zinciri, her daim siyasal ve toplumsal ağır sonuçlara ve bedellere neden olmuştur!..
***
Çünkü, sokak çağrısı demek eylemi ve söylemi masumiyet karinesinden çıkarır, çatışmaya, şiddete, enva-i teröre azgınlık, yaratır..! Kontrol edemez, edilemez bir potansiyel gelişir ki, her kıvılcım volkanik patlamaya neden olabilecek yangına dönüşebiliyor.
***
Ortamı fırsat bilen, illegal terör örgütlerine, marjinal yapılara, gün doğuyor!.. Kendilerine vazife çıkarırlar.. İç ve dış şer yapıların da iştahını kabartarak, ülkenin istiklaline, istikbaline ve istikrarına halel getirici vakalara neden olur!.. İstanbul’da, Ankara ve İzmir’de, yaşananlar bu!..
***
Polisle, vatandaş!.. Polisle marjinal guruplar.. Polisle, illegal örgütler.. Maskeli, maskesiz!.. Devlet ile vatandaşı birbirine çatıştırır hale getiren, sokak çağrısının özünde kaos vardır.. Sokak şiddetinde, kaosta haklı, haksız ayırt edilemez hale geleceği gerçeği bilinmesine rağmen!
***
Haklı iken haksız, haksız iken haklılık kazanan, böylesi bir atmosferden, sokak sarmalından, bilaistisna her siyasi parti kadar! Kendini bu devletin kurucu partisi olarak gören CHP’nin daha yüksek dozajlı hassasiyetle yaklaşmalı, kaçınması gerekir!.. Maalesef ateşi körükleyen bizatihi kendisi!..
***
Bakar mısınız, akıl tutulması girdabında vatandaşlarla devletin güvenlik güçlerini karşı karşıya getiren Özgür Özel’in çağrısına!?. Fecaat.. Diyor ki; “Çıkın sokağa. Önünüze kanuna aykırı emirle set çeken, bariyer çeken varsa, polise zarar vermeden yıkın geçin. Yıkın geçin.”.. Vay ki vay!!!..
***
TEPKİNİN MAKULÜ!…
Bir önceki yazımda da dile getirdim!.? Bir hak, hukuk, adaletsizlik vaki ise, elbette ki bir tepkisi, olmalı.. Olmaz denilemez ki kabul de değildir.. Ancak tepkinin dozajı da, mekan ve zemini de demokratik, hukuk ilkeleriyle bağdaşan, güvene, istikrara, huzura halel getirmeyecek, meşru bir temelde yapılmalıdır!..
***
Tepkiyi de, eylemi de siz yapıyor iseniz, onu kontrol edebilen, yönetebilen de, siz olmalısınız?. İllegal yapılar değil?. İç ve dış provokatif eylem ve söylemlere karşı kalkan geliştirebiliyorsanız, kontrol mekanizması elinizde ise tepkiniz haklılık kazanır. Aksi taktirde, illegal terör örgütü muamelesi görür hale gelirsiniz!..
***
Netice itibariyle!.. CHP ivedi bir şekilde; sokak çağrılarından vazgeçmeli.. Üniversiteleri, heyecanı doruk noktada olan gençleri sokaklardan, azat etmeli!.. İllegal ve marjinal gruplara karşı, tavır koymalı.. Bunun mücadele alanı sokak değil, siyasettir, meclistir, hukuktur, Adliyedir.
***
Ve bila istisna toplum olarak herkes.. Ki başta CHP ve aynı kulvarda seyir eden siyasiler ile fikir sahipleri.. Hukuka, yargıya, adaletin tecellisine güvenmeli.. Demokrasiyi güçlendirmeli, istikrarın, istiklalin ve istikbalin de, teminatı olarak, hizipleşen, kutuplaşan, ayrıştırılan söylem ve eylemden vazgeçilmeli!.. Tehlikeli sularda yüzülmemeli!..
***
ERDOĞAN VE İMAMOĞLU!..
Şu gerçeği artık, görmek lazım!.? Bir süredir sürekli, İmamoğlu’nun hal-i hazırda yaşadıkları, 1998’lerde, Erdoğan’ın yaşadıklarıyla, eşit ve benzerlik hanesine sokularak, tartışılıyor.. İyi de hakikat hiç de öyle değil…
***
Bir kere, Erdoğan.. O gün için ifade ediyorum, hakkında açılan davanın özünden söz ederek, belirtiyorum!.. Yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, suistimal, ihale peşkeşi, ya da terör örgütleriyle işbirliği, ittifak kurma gibi bir suç, yok!..
***
Siirt’te bir şiir okudu!.. Dönemin jakoben, vesayetçi, 28 Şubatçılarca kendilerine göre bölücü şiir okudu diye, yargılandı, ceza verildi. Ondan sonra da, hapise atıldı.. Tek suçu, okuduğu şiir, başka da bir şey değil..
***
Belediye Başkanlığı görevinden alındı.. Sonra cezaevine konuldu.. Erdoğan ne yargılandığı evrede, ne cezaevine konulduğu zaman diliminde.. Ne de siyasi yasaklı olduğu süreçte!.. Ağzından tek bir sokağa çıkma, direnç gösterme, şiddeti, kaosu körükleme diye laf çıkmadı!..
***
Kaldı ki o dönemde gerek askeri vesayet, gerekse siyasal iktidarlar, enva-i hukuk dışılığa meyil edici uygulamalar yüzünden, halkta sessiz ama içe dönük muazzam bir öfke, nefret duygusu hakimdi.. Denir ya bir kıvılcım yeter, büyük yangını çıkarmaya!.. Ama yapmadı!
***
Kaldı ki, Erdoğan ne devletin kurumlarını, ne yargıyı, ne de siyasal iktidarları ateşe verici, tehdit edici, hakaret, küfür, aşağılamada bulunmadı.. Polisle vatandaşı birbirine çatıştırma, kırdırmaya gitmedi. Sükunetli davrandı.. Büyük bir haksızlığa uğramasına rağmen!..
***
Ama İmamoğlu için, böyle bir durum hasıl değil.. İşte Yargı, işte polisteki fezlekeler.. Yani sapla samanı birbirine karıştırmamak gerekir!.. Sokakta hukuku bulmak zordur. Ama çatışma kolay gelir. O yüzden yeter ateşi körükleme gayretleri..
***
İDDİALARA YANIT VEREN VAR MI?
Garip olun şudur ki, Özgür Özel dahil olmak üzere!.. Ki İmamoğlu’nun yüzlerce sayfalık yolsuzluk, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet gibi, iddialara ilişkin verdiği yanıtlara bakıyoruz!.. Verilen bir yanıt yok!.. Tek cevap, “Muhatap almıyorum.. Tüm isnatları şiddetle reddediyorum.. Milletime emanetim”..
***
Neden, kaçamak, yanıt veriyor!.. İlk anda olduğu gibi işi tamamen siyasi bir operasyonda tutmak ve bunun üzerinde, eylemsel binalar inşa etmek isteniyor.. Bakalım, karakolda böyle bir takıntıya karşı, mahkemede verdiği ifadelerin muhtevası nedir?!.. İmamoğlu tutuklandı..
***
Yolsuzluk, rüşvet yani mali suçlardan dolayı, tutuklama kararı verildi.? Kent Uzlaşısı soruşturmasında ise, şartlı tahliye kararı.. Karara itirazlar olacak. Sonuç ne olur, bekleyeceğiz.. Peki böylesi bir durumda, Belediye Başkanlığı ne olacak?
***
Mali suçlardan olduğu için, kayyım yok.. Belediye Meclisi kendi içinden birini Belediye Başkanı seçecek.? İmamoğlu artık yok.. Eğer ki, Kent uzlaşısı yani terör soruşturması kapsamında bir tutuklama hasıl olursa; o zaman kayyım atanacak..
***
Neyse!?. Hakikatlerden kaçışa dair taktiğin, illa ki bir sonu olmuştur.. Denir ya, bir sıçrarsın, iki sıçrarsın, üçüncüsünde, debelenirsin!.. Bence yolun sonu görünen o ki, cezaevinde uzun soluklu bir zaman dilimiyle, karşı karşıya kalacak!.. Eğer ki, hukuku ve yargıyı muhatap almaz ise!.. “Ben yaparım, kimse dokunamaz” siyasetinden dönmez ise; kısır döngü olur!!
***
KURULTAY KARAR!..
İmamoğlu da, CHP’nin yaşadıkları da, kendim ettim, kendim buldum kabilinde; iç hesaplaşmanın kesilen faturalarıdır.. Özel, önceki gün “Olağanüstü Kurultay” kararı aldı.. 15 gün sonra, Nisan’ın ilk haftasında, kongre yapılacak..
***
İtiraf mı, iftira mı, her ne ise kurultay kararına gerekçe olarak, duyduk ki, CHP’ye kayyım atanacak, eee, önüne geçmek için bu kararı aldık!.. Aslında bekleniyordu, şaibeli kurultayın bombasının bir yerde patlayacağı!..
***
İç çekişme, iç çatışmanın sonucu olarak, Kurultay’da Özel kiminle yarışacak!.. İmamoğlu diskalifiye haliyle, yok!. Tek rakip, devrik lider Kılıçdaroğlu.. Aday olur mu?.. Gözler onda!.. CHP’nin karşısındaki büronun lambaları yanık, muhtemelen gelecek!..
***
Bu kurultay, CHP açısından iç hesaplaşmaya dair çetin geçecek!.. El mi, bey mi, brütüs mü?.. Her türlü ihtimal açık.. Yazıya noktamız, tehlikeli sularda yüzen CHP ya temas siyasetin rotasına girecek, ya da beterin beteri bir halle mahkum olacak!!!..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sükunete hısım değil, hasım kesilenin hükmü fermanı provokatörlüktür!..