YAPILMASI GEREKEN!
Kritik bir süreç, gergin bir zaman tüketiyoruz.
İçinde bulunduğumuz "hava" ve gelişen "vaka" ciddi.
Ancak ne var ki; "ip" üzerinde tüketilen "kritik" yolda zaafiyet var.
Bu da; "olup-bitenin" hızlı bir şekilde; kırılganlığına neden olmaktadır.
"Çözüm" bir anda "çözümsüzlüğe" dönüyor.
"Nedeni de "birliktesizlik.
Onun için de; "öncelenmesi" gereken ortaya konulacak tavırdır.
Çünkü var olan atmosferi 'körükleyen', psikolojik savaştır.
***
Taktir edersiniz ki; 'psikolojik savaşın' ana hedefi ve temel gayesi şudur.
'Kaos' ortamı yaratmak.
Öncelikle 'hedef' kitleye odaklanır.
Duygularını, düşünce ve davranışlarını 'etkiler'!
Hayat nizamını kendi 'amaçları' doğrultusuna 'yönlendirir'!
Değiştirir ve etki alanına çekip 'derin' bir işlevsizliğe 'gömer'!
Böylece; 'tek güç, tek hâkimiyet ve kurtarıcı' kendisi olur.
Ne yazık ki; son zamanlarda bu 'psikolojik' durumu sıkça yaşıyor ve telaffuz ediyoruz.
Aslında 'bu oluşum ve strateji' yeni değil. İlk kez 'vuku' bulan da değil. Hep var olmuştur.
Cumhuriyet 'tarihinden' bugüne belli zaman dilimi içerisinde 'zikretmiştir'!
***
Ben şu 'malum' belgeyi de bu minvalde görüyor ve değerlendiriyorum.
'Psikolojik' harbin bir ürünü ve hikmet-i mucibesidir.
Onun için de bu kritik süreçte 'öncelenmesi' gereken bir tavır vardır.
O da şudur. Sorunları 'ortadan' kaldırmak, 'psikolojik' dayatmanın 'maskesini' düşürmek.
Ülkenin 'gerçeklerinin' gün ışığına çıkarılması için; mutlaka ama mutlaka 'ortak' akıl gerekli.
Ve 'birlikte' hareket edilmelidir.
Çünkü 'birlikten güç doğar' sözü bu mevzuların bertarafındaki haklı gerçeğin 'sabitidir'!
Tabi bunu ifade ederken, 'birlikten' güç doğarı salt 'aynı' taraftan olanları değil.
Aynı düşünce, aynı parti, aynı dil ve dinde olanları değil. Farklı olanları da kast ediyorum.
***
İktidar da, muhalefet te, sokaktaki 'Ahmet ve Mehmet te'!
Devletin 'dokunulmaz' kurumları da. Hepsi; bu mevzunun ekseninde 'buluşmalı'!
Ortak bir payda geliştirip; ona göre gerçeğin 'deşifre' edilmesine çalışılmalı.
Sürecin zorluğu ve ortaya çıkan 'malum planlar' ortadadır. 'AK Parti ve Fethullah Gülen'i bitirme planı'!
Hatırlayalım, benzeri 'planları'!
Sarıkız mı, Ayışığı mı? Darbe notları mı?
Susurluk mu, Şemdinli mi? Ve son halka Ergenekon mu?
Sürekli olarak 'körüklenmiş' yapılanmalardır.
***
Dönemler ve zamanlar, isimler 'değişmesine' rağmen, zihniyet hep 'tekerrür' etmiştir.
Ne yazık ki bunlar 'hep karanlıkta' atılan tokat misali olmuştur.
Birileri 'mağdur' olmuştur, birileri ağır bedeller ödemiştir.
Ancak 'tokatı' atan ne yazık ki 'deşifre' edilmemiştir.
Çünkü kimse 'cesaret' edip, o karanlık ortama 'ışık' yakmamıştır.
Kimlerdir, nicedir, nedendir denilmemiştir.
'Bu maske, bu karanlık' aydınlanıp düşürülmelidir 'istikrarında' olunmamıştır.
Tıpkı bugünkü hal gibi.
***
Sonuç itibariyle diyorum ki; tartışılmaz bir gerçek vardır.
O da şudur; 'ortada bir tertip vardır'!
Kimse ne inkar etmeli, ne de göz ardı etmeli.
Herkes şu kanıya varmalıdır. 'Evet. Bu kez 'maske' düşecektir.
Türkiye'de 'karanlık ve psikolojik' savaşlardan kurtulmuş olacaktır.
Onun için de yapılması gerekenler vardır.
***
O da bu tür tuzaklara düşmemektir.
Özellikle de tek tip bir düşünce kalıbına girmemektir.
Farklı kimlikleri koruyarak ama birlikte iş yapabilme becerisini geliştirebilmektir.
Suskunluk ve durgunluk yalnızca çözümsüzlüğü beslediğini bilmektir.
Sorunlarımız ise tek tek baş edilemeyecek kadar derinleşmişse de, 'çözüm' kaçınılmazdır.
Bu bağlamda, insanların neye ve kime karşı muhalefet etmesi gerektiğini yeniden gözden geçirmesi gerekir.
Özellikle de; 'muhalefetin' yaptığı muhalefeti iyi düşünmesi lazım.
***
Gerekliliğine ve dayanışma bilincinin geliştirilmesine duyulan ihtiyacı göz ardı etmemelidir.
Ve kimse de, 'Bizim çocuklar, iyi çocuklardır, tanırım' demeyecektir. 'Kim olursa olsun' demelidir.
Tüm bunlar için de; dün de önceki gün de ifade ettim.
Türkiye 'kangrenleşmiş' sorunlarına ilişkin, belli zamanlarda zikrettiği 'acil eylem' planlarından birini de.
Bu alanda 'hayata' geçirmelidir. Hem de çok acil bir şekilde.
Bunun adresi de, yapılması gereken mekanizma da 'Milli İrade'nin tesciliyet aldığı Meclis'tir.
***
Bu arada, 'kafa karıştıran' bir mevzu gelişti.
Şu 'psikolojik' savaşın hazırlama planının 'aslı'yla alakalı.
Aslı kayıp deniliyor. Birileri de bunu 'demek ki, gerçek değil' diye kabul ediyor.
Aslında hepsinden önemli olan; 'böylesi' bir plandan 'devletin' halen 'net' bir şekilde haberdar olmayışıdır.
İnsanda şu düşünce de oluşmuyor değil.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 'nerde' istihbarat kurumları.
MİT, EMNİYET, ASKER.
***
Belgenin 'gün ışığına' çıkmasının üzerinden 10 gün geçti.
10 gün içerisinde daha 'kimin yazdığı, doğru mu, yalan mı' tespit edilmiş değil.
Bu durum Türkiye'nin 'güvenlik' zafiyetini göstermiyor mu?
Bence biraz da bu yönde "iğne' batırılmalı.
Kıssadan hisse dersek;
"Düğümü çözecek olan belgenin" aslı değil.
İfadesinin 'alınmasından' son dakikada 'vazgeçilen' Albay'dır.
Ve soruşturmanın 'Sivil Yargıdan' uzak bırakılmasıdır.
Biraz da; bu alana yönelmek gerekir.
Yanlış mıyım?
Hayırlı cumalar.