YEREL YÖNETİMLERE..

Bir mesajım, olsun!.. Şu "hizmet karalama, ideolojik bakış" gibi laf üreticiliğini, "her mevzuya", dahil etmeyin ya!..

Bakıyorum son dönemlerde, özellikle de yerel medyaya yansıyan; "somut" olayların cevabı noktasında kullanılan karşı cevap dili, itici olmaya başladı..

Her ne kadar, bize dair bir muhataplık söz konusu olmadıysa da, diğer yayın kuruluşlarına yönelik tutum, rahatsız edici..

Hiç de hoş bir dil değil mesajımı aktarmak istiyorum…

***

Elbette ki, fikir ve siyasi, ideolojik, marjinal takılanlar var?.. Biz de tasvip etmiyoruz.. Hele ki, "hayal mahsulü" dediğimiz "asparagas" haberlerin yapılmasını istemeyiz.. Tasvip etmez, karşı dururuz..

Ki, o yalanı yüzlerine de mesleki ahlaki ölçüde, şamarı atarız.. "Rezillik" diye.. Gerçeği yansıtmayan, yayınlarda bulunanları zaten ahali iyi biliyordur..

Ama hani deniliyor ya, kurunun yanında yaşı da dahil edip, "ateşe" atmamak gerekir..

Hepsi tek bir kefeye sokularak, görülmemelidir!…

***

Tavsiyem ve mesajım şudur.. Ve bunun da iyi bilinmesi gerektiğini ifade ediyorum.. Bu yerel medyadır sizi haber yapan..

Görüyorum her gün çarşaf çarşaf, "icraatlarınızı, hizmetlerinizi" en basit ziyaretlerinizi dahi, haberleştirip okurlarına duyuruyorlar…

Kamuoyuna sizleri yansıtıyorlar.. Sayfalarında bol bol resimleriniz neşrediliyor!…

Güzel güzel haberleriniz; yayınlanıyor?…

***

Ki, o haberleri "bilaistisna" sizler, sosyal medya hesaplarınızda da, paylaşıyorsunuz…

Bir ölçüde reklamınızı yapıyorlar.. Bunlar, iyi hoş, güzel şeyler!.. Ama görüyorum ki; en küçük bir eleştirisel "olumsuz" habere hemen kendiniz de "yargısız infazla" karşılık veriyorsunuz...

Yani var olan somut bir mevzuyu dahi ifşa edip, konu edince!..

Vay ki vay, sen misin bunu diyen, yazan, söyleyen deyip "hizmet karalama, ideolojik saldırı" gibisinden laflara boğduruluyor…

***

Yanlış bir dil, yanlış bir yaklaşım..! Denir ya her laf her kişiye söylenmez..

Yani demem o ki; önce aynaya bir bakın!..

Sorgulayın gördüğünüz görüntü ne ise, yaşanmış bir vakıa söz konusu ise işin özüne inin, ona göre tutum sergileyin..

Çözümüne odaklanın..

Ve buna dair "fikri beyanda" bulunun.. Ki, hakikatte herkes vakıf olsun.. Özeleştiriye meyil verin.. Serzenişlere tahammül edin..

Yazılan-çizilenler, bu kentin ahalisinden yükselen ses olduğunu da bilmeniz lazım!..

Yoksa, hali durumunuz; sizi hırpalamaktan öteye gitmez!!!..

***

OTOGAR MEVZUSU!..

Okurlar fikri takip noktasında, soruyorlar!.. Otogarın "taşınıp, taşınmama, ranta peşkeş" hal-i durumu, hangi aşamada.. Valilik ve vakıf arasındaki trafik; somuta erdi mi, yoksa hala pazarlıklar devam mı ediyor?. Yani; sıralanan bir dizi soru var?.

***

Görünen o ki!.. Taraflar bizim "işe çomak sokma" halimize karşı, rölantiye girdiler.. Bir de, "biz istemedük" gibisinden laf ediliyor ya!.. Hatırlatmak lazım, "siz istedünüz de, imar izni alamadunuz" şimdi; "onlar istiyora" döndü.. Neyse; vaziyet yakın takipte!… Bu arada, 2016 ila 2017 yılına ait; vergi kıyağıyla da meşgulüm ayrıca!!!…

***

REKTÖR İSTİFA EDERSE!…

Görünen o ki Boğaziçi merkezli "öğrenci olayları" bir anda son bulmayacak!.. Nitekim, Ankara, İstanbul ve İzmir'de de "gösteriler" var.. Ama iş, "farklı bir mecraya" sürükleniyor, dün de ifade etmiştim; "daha anlamadınız mı" sloganını unutmamak lazım diye..

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "marjinal" yapıların dahil olduğu, eylemlere ilişkin şöyle bir ifade kullandı.. "Siz Öğrenci misiniz, yoksa rektörün odasını basmaya kalkışan, orayı işgale kalkışan terörist misiniz?.." Birileri ifadeyi farklı kulvara taşısa da, "yapılan işgal" girişiminin tanımlaması bundan öte değil.. Çünkü, öğrenci işgalci olmaz..

***

Gelirsek, Rektör istifa etsin, iş hallolsun diyenlere?.. İyi hoşta… Mevzuat gereği rektör istifa etse, yerine bir başka rektör atanacak.. Ki yasa da, nasıl seçileceği belli… Adaylar başvurur.. YÖK bunları inceler, üç isim belirler.. Onları, Cumhurbaşkanına, iletir.. Onlardan birinin atamasına karar verir..

***

Mansur Yavaş'a da ithaf olunur diyerek.? Malum o da "istifa etsin" diyenlerden.. İyi de, aynı sistemle atanan kişi için de; "kayyım rektör istemiyoruz" diyecekler.. O zaman ne olacak?.. Ki, Ankara ahalisi Belediye önüne, kamp kursa ve "Yavaş'ı istemiyoruz" dese, sahi ne olur?.. Çözüm istifa mı olur?..

***

Neyse!.. Demokratik talebe amenna!.. Gençlerin enerjisini istismara ise sonuna kadar hayır!.. Çözümün adresi belli, "yasal bir atama var?".. Öğrenciler de, "demokratik bir tepki" koydular.. İş artık, zıvanadan çıkmadan; "eğitim ve öğretime" odaklanmalı.. Denir ya; "herkes işinin başına hadeee..!"

***

TARTIŞALIM…

"Anayasa değişikliği" gündem oldu ya!.. Tartışılan konular çok.. Biz de iki lafla, mevzuya yeni tartışmalar ekleyelim.. Tuzu biberi misali…

***

Mesela.. Yeni Anayasa için, "irdelenir mi?" Cumhurbaşkanı "seçim" sistemi.. Yani "yüzde elli artı bir" kalkar mı?. Ya da, sayı 10 aşağı, ya da 10 yukarı "çekilir mi?".. 2 ve 3 turlu "seçim" kalkar mı?.. Bir de, "kaç kez seçilir" o da, 3'te mi, dörtte mi, yoksa ikiye mi iner?..

***

Sahi; Anayasa'nın ilk dört maddesi ne olacak?.. Kalacak mı, yoksa kalkacak mı?.. Malum, yüz yıldır hep ilk dört madde, "değişmez" denilip duruluyor ya, teklif bile edilemez!… Dokunulacak mı?..

***

Anayasa Mahkemesi diyeceğim… Şekline, ya da mevcudiyetine "dokunulacak mı?"… Neyse; şimdilik bu kadar.. Siz tartışın.. Ben bilahare, yeni tartışma konularını aklıma geldiğince aktarırım!.. Kolay gelsin..

***

SARIGÜL TEKLİFİ…

Dönemsel "siyasetiyle" meşhur Mustafa Sarıgül bir laf etmiş.. Özellikle, "partilerinden ayrılan" milletvekillerine.. Siz vekiller, sıkı tutunun.. Demiş ki; "Partisinden ayrılan milletvekili, milletvekilliğinden de istifa etmeli?"… Vallahi "ilkeli bir ifade?".. Neyse, "ittifak gündemiyle" TDP'den ayrılıp, CHP kulvarına gelince; hatırlatma yapılır.. Ama söylediği hakikattir, nokta!…

***

GÜNÜN SÖZÜ

- İnsanı farklı yapan, affettikleri, güçlü yapan sabrettikleri, kendisi yapan ise vazgeçtikleridir.

***

HAYIRLI CUMALAR…