YEŞİL KART'TAKİ AYIP!

Şu canına 'yandığım' bürokrasi.

'Ömür' tüketiyor.

Tüketmeye de devam ediyor.

Baş döndürücü 'teknolojik' çağa rağmen.

Keyfe mayeşa bir işlem.

Mevzuya 'ehil' olmayan dahilse; 'dokunma' gitsin.

Tam bir 'curcuna' keyfiyeti.

Vur abalıya. Nasılsa 'sindirilmiş' vatandaş var.

Kuyruk mu, 'Ne olacak ki?

Olmadı mı? 'Bugün git yarın gel?'

Olmazsa 'Bir kaç gün sonra?

Ne olacak ki? Nasılsa zaman 'çok', bekleyen de çok.

Bir de; 'soran' yok. Denetleyen mi; 'kime ne yazar?'

***

Malum; 'Yeşil-Kart'!

Yoksulun, fakirin, beçarenin, işsizin-güçsüzün 'sağlık güvencesi'!

Devletimiz sağ olsun.

Ender görülse de, 'Artık parası olmadığı için kimse hastane kapısında ölmüyor'!

Ya da 'şifasız' bırakılmıyor.

İstediği 'yerde tedavi', istediği eczanede 'ücretsiz' ilacını alabiliyor?

Sosyal 'devlet’in de özü bu.

Hoş, güzel. Devletimiz sağ olsun.

Ama gel gör ki; 'şu bürokratik' hantallığından kurtulmuş değil.

***

Uzay 'çağını' yaşadığımız bir zaman diliminde.

İletişimin baş döndürücü gelişiminin hakimiyet kazandığı bir zamanda.

E-Devlet 'gibi uygulamaların' hayata geçirilme aşamasına geçtiği bir dönemde.

Bir bilgisayar tuşuyla 'binlerce bilgiye' sani-seler içerisinde ulaşılabilirken.

Diyarbakır'da 'hala' eski çağların; 'kuyruklu' hayatı hakim.

Ve ne yazık ki; 'Devlet Babanın' sahiplendiği yoksul vatandaş mahkum.

İşte dün oradaydım.

Daha önce bir dizi şikayet alıyordum.

Hatta 'pis kokular' yayacak düzeyde şikayetler.

Vize işlemlerindeki 'keyfiyet'. Günler süren bekleyişler.

Polislerin 'gözetiminde' gün boyu devam eden kuyruklar.

'Haber' noktasında defalarca duruma 'dikkat' çektik.

'Kuyruk Çilesi-Kuyruk Rezaleti' diye.

***

Bazı okurlarımın 'ısrarlı' tepkileri vardı.

'Bu konuya bir de siz el atın. Belki birileri insafa gelir de, insanlar eziyet çekmekten kurtulur' diye.

Gittim. Gördüm ve yaşanılanlara şahit oldum.

Duruma ve olup-bitene daha vakıf olabilmek için; 'kamuflaj’da bulundum.

İtişme, kalkışma. Bağrışmalar.

'Benim önüme geçme. Ben senden önce gelmişim?'.

Kadın-erkek 'mahşeri' bir görüntü.

Beri yanda, 'bir-iki' güvenlik personeli.

Çağdaş Türkiye'ye(!) yakışan bir düşünceyle;

'Bekleyenleri hizaya sokmaya' çalışıyorlar.

***

Bir süre öylece 'gözlemledim'!

Sonra da; Kuyrukta 'bekleyenlerle' konuştum.

Kuyruktakileri 'bekleyenlerle de' konuştum.

Bu nedir diye? Bir dokun bin ah işit misali.

Gördüğünüz gibi;

Ayıptır.

Günahtır.

Rezalettir.

Ve 'insan haklarına' aykırıdır.

İşkencedir.

***

Diyarbakır'da Yeşil-Kartlı sayısı 560 bin.

Yeni başvurular. Ve vizesi gelmiş olanlar.

Her ne kadar 'tek adım' da işlemler yürütülüyorsa.

Sonuçta, bunca insanla muhatap olan 'bir kaç' memur.

Küçük bir 'mekana' sıkıştırılmış 'Yeşil-Kart' bürosu.

45 yaşındaki bacının söylediği;

'Yeşil-Kartımın vizesi bitmişti. Günlerdir gelip-gidiyorum. Bir mühür vurulup yenilenecekti. Kimse 'cevap' vermiyor.

İçeri girip benim durumum ne olacak diyemiyorum. İllaki burada 'bekleyeceğim'!

Yani Yeşil-Kartının 'vizesinin' yapılıp yapılmadığını sorabilmek için bile; 'sıra bekliyorlar'!

Yazık! Çok yazık.

***

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi statüsünde.

Övünüyoruz. Her kurum artık ilçe statüsünde de hizmet veriyor.

Şu kurumun ilçe müdürlüğü, şu müdürlüğün şube müdürlüğü diye?

Bunca 'fuzuli' diyebileceğim kurum ve bu kurumlarda 'iş bekleyen' yüzlerce memur.

İsraf.

Bu israf edilecek 'beyin' gücünden ve sermayesinden neden faydalanılmıyor.

Neden Bağlar'a, Yenişehir'e, Suriçi’ne, Kayapınar’a 'Yeşil-Kart' şubeleri kurulmuyor.

Neden 'yoğunluk' bölünerek, nizama çekilmiyor.

İşte buna anlam veremiyorum. Neden?

Bu sistemin hayata geçirilmesi için 'Kaf dağını' aşmaya gerek.

***

Hatırlıyorum.

2005 yılında Yeşil-Kart 'çilesine ve günler süren bekleyişlere'

Milletvekili İhsan Arslan 'kameralar' karşısında isyan etmişti.

'Vatandaş yakama yapışıyor, tepki gösteriyor. Bu nasıl bir anlayış.

Ayıptır, günahtır.".

Aradan 4 yıl geçti 'mevzu' hala aynı mevzu.

Ki önceki gün ziyaretime gelen bir milletvekili de 'durumdan' şikayetçiydi.

O da; benim gibi 'gidip-görmüş'.

Yaşanan tablo karşısında 'sorumluları da' uyarmış.

Çözüm bulunması anlamında.

Ama halen 'durum' çözümsüz.

Demek oluyor ki, şu canına 'ot tıkadığım' bürokrasiyi 'yenemiyoruz'.

Alt edemiyoruz.

***

Yeşil-Kart İdaresi ve İl Sağlık Müdürlüğü.

Acaba 'birbirlerinden haberdar değil mi ki; bu mevzu 'kanayan' yara!

Sonuç itibariyle diyebileceğimizi dedik. Özetlersek;

Kuyruklar 'bürokrasinin' tıkanan noktasıdır.

Yeşil-Kart'taki 'ayıpta' bürokrasinin tıkandığı noktadır.

Siyasiler de talip olup üstlendikleri görevlerinde sorumluluklarını yerine getiremiyorsa.

İşte o zaman 'Yeşil-Kart'ın yıllardır süre gelen 'bürokratik' hikayesi devamlılık arz eder.

2005'te nasıl ise bugün de aynı. Demek ki; 'bir adım' ileriye gidilmiş değil.

Evet. Üstadın dediği gibi;

'Ne zaman ki bürokrasiyi lügattan çıkarırsak, işte o zaman düzlüğe çıkmış oluruz."

Ama nerdeee?