YGS VE HEYECANI!

Malumunuz üzere;
Dün Yükseköğretime Giriş Sınavı (YGS) vardı.
Üniversiteye giriş için "ilk adım" sınavı bu!
Bunun ikinci basamak sınavı ise Haziran'da.
Evet!
1.5 milyona yakın genç bireysel 'geleceklerini' garantiye alabilmek.
Ve 'Yükseköğretimli' olabilmek için; ter döktü.
Aslında; onlar 160 dakika süreyle sınıflarında ter dökerken.
Ebeveynler de, 'büyük bir heyecanla' onları dışarıda beklerken döktü.

* * *

Bu heyecanı yaşayanlardan biri de dün ailece biz olduk.
Oğlum Eşref'te bu yoldaki maratonunun koşusundaydı.
Kendi geleceğini garantiye alabilmek için; 'sınav' yarışındaydı.
Annesiyle birlikte, 'sınav' saatine yarım saat kala gittik.
Mehmetçik İlköğretim Okulu'nda sınava girdi.
Farklı bir duygu ve değişik bir heyecan.
Kendisine 'Allah zihin açıklığı' versin diyerek, uğurladık.
Bir süre annesinin ısrarıyla; bekledim.

* * *

Tabi; çevremi de, gözlüyorum 'neler olup-bitiyor' diye!
Aileler heyecanlı. Biri Kur'an-i Kerim okuyor.
Diğeri elinde Yasin-i Şerif. Yaşlı bir nine 'torunu' için tespih çekiyor.
Ama; hepsinin ortak duası vardı.
"Cümlemize ve oğluma-kızıma Allah zihin açıklığı versin" diye.
Sonra Gazete'ye döndüm.
İl, Bölge ve Ülke genelinde 'sınavla' alakalı gelişmeleri aldım.
Bir kaç küçük münferit olay dışında, 'kayda değer' durum yok.
Sadece Matematikteki '20'inci sorunun' iki şıklı 'doğru' seçeneğinin olduğu iddiası geldi.

* * *

Sınav'la alakalı bir kaç bilgi aldım Eğitimcilerden.
Özellikle ifade ettiler; 'sınav soruları çok kolay'.
Aslında bu ilk 'basamak sınavı' bir ölçüde 'bireyin rotasını' belirmemek.
Şöyle ki; 'öğrencinin' başarı eğilimi hangi alanda diye.
Zaten 'baraj'da çok düşük. 140–180 üstü.
O yüzden sınava girenlerin bir milyondan fazlası kazanacak gibi.
İkinci tura geçecek.
Tabi burda önemli bir kriter de; 'barajı aşıp' sınavı kazanmak değil.
Mümkün olduğunca 'yüksek puan' alabilmek.

* * *

Şöyle ki;
İlk kez bu yıl 'hayata' geçirilen bir sistemle.
Bu sınavda alınan puan yüzde 40 oranında 'ikinci sınava' sirayet ediyor.
Yani LGS’ ye etkisi var.
Buradaki sonuç şunu ifade ediyor.
Alınacak yüksek puan 'üniversiteyi' yarı yarıya kazanmış oluyor.
Haydi, hayırlısı diyelim.
Zaten ÖSYM Başkanın açıkladığına göre; 'sınav sonuçları' üç hafta içerisinde açıklanacak.

* * *

Burda bir konuya değinmek istiyorum.
Özellikle, Şırnak yöresiyle alakalı.
Geçtiğimiz hafta başından beridir.
Oradan ÖSYM ve YÖK'e yönelik 'çığlıklar' var.
Buradaki öğrencilerin büyük kesiminin; "İlleri dışında"
Binlerce kilometre uçaklıkta 'sınav adresi' verilmiş.
Ciddi bir 'adaletsizlik'.
Onlardan bazıları Diyarbakır'daydı.
Yüzlerce, binlerce kilometre uzaklıktan gel; 'yol bilmez' şeklinde sınava gir.

* * *

Gerekçe ne gösterilirse gösterilsin.
YÖK ve ÖSYM hangi 'gerekçeye' sığınırsa sığınsın.
Onlara gösterilen 'çifte standardın' dik alası.
Ve 'ayırımcılığın da' ötesinde, gayri nizamidir.
Nitekim dün sınav sonrasında bile Şırnak ahalisi durumu 'protesto' etti.
Hele bir de haddini aşan Prof. Dr. İlber Ortaylı var ki.
"İşte bu zihniyettir, bizi bölen ve ötekileştiren" dedirtti.
Ona göre; Güneydoğu'daki öğrenciler 'kopya çekiyor'.
Kopya çekiyorlarsa, 'kazanların ve kazanamayanların' oranı neyin hikmeti?
Ha be adam!
Bırakın; 'fitne' körüklemeyi.
Bir akademisyen bu zihniyeti taşıyor. Ve buna 'çifte standart' uygula getiriyorsa.
Yuh demek lazım.

* * *

DİŞ HASTANESİ!

Diş'leriyle problemi olan biriyim.
Geçmişin 'umursamaz ve hoyratça' tavrı yüzünden.
Şuan protez bir dişe sahibim.
Aslında uzun zaman önce; bu protezlerle tanıştım.
Sevgili Dr. Bülent İnceoğlu sayesinde!
Diş 'çileme' son vermişti O zaman.
Henüz SSK'nın 'kapısına' kilit vurulup mütemadiyen kapatılmamıştı.
O günden bugüne 'sıkıntım' yoktu.
Taki geçtiğimiz haftaya kadar.

* * *

Diş hastanesinin 'methini' yapmama gerek yok.
Zaten 'kendileri' oraya ayak basana 'hissettiriyorlar'.
Her ne kadar; 'tarihi' bir binada bulunuyorlarsa da;
'İçyapıları' modern ve akıllı binadan öteye.
Yok, yok denilecek 'bir tıbbi son teknoloji'.
Özel Sağlık Kuruluşları'nın da bir sınıf üstünde.
5 yıldızlı 'otel' misali.
Başhekim Hamza Koca.
Tabi ki; Yardımcısı Bülent İnceoğlu.
Gittim! Şikâyetimi ve diş'le olan problemimi anlattım; 'Kurtarın' diye!

* * *

Hasta trafiği yoğun bir hastane.
Dişlerimin protez olması münasebetiyle önce filim çektirildi.
Panoramik röntgenin sonucu; 'kanal tedavisi'.
Tabi! Protez olduğu için; 'kanal tedavisi' zor.
"Protezlerin sökülmesi gerekir" düşüncesi hâsıl olurken;
Yardımcı Doç. Dr. Bayram İnce devreye girdi.
Protez'i delip öyle müdahale etti.
Yoksa 'hal-i durumum' perişan olurdu.
Kanal tedavisi ve pansuman derken; şimdi 'o şikâyetten' arınmış vaziyetteyim.
Yani huzur içinde.

* * *

Bilirsiniz; diş 'ağrısı' beyin hücrelerini 'devre' dışı bırakan bir cinsten.
Sordum; hastanenin sirkülasyonu nasıl diye?
AB standardında. Çünkü ISO 2001 belgesine sahip.
Günde 1000–1300 arasında hasta sirkülasyonu var.
Kısacası; SGK çatısındaki 'sosyal kurumlar'.
Yeşil-Kart. Emekli sandığı!
60'a yakın ünite hizmet veriyor.
70 civarında hekim. 40'a kadar hemşire.
Otomasyon sistemine sahip.
Hijyeniğe özellikle önem veriliyor.

* * *

Öyle; git iki ay sonra gel. 6–7 ayda 'diş sorunu çözülür' yok.
İnceoğlu'nun dediği gibi; 'Anında müdahale, anında tedavi'.
Sanırım; 'Kurumsal' ölçekteki sağlıksız durumdan 'burası' şuan için etkilenmiş değil.
Aman öyle kalsın!
Yoksa ihmale gelmeyen 'dişler' sağlıksız kurumlar yüzünden 'çürür'.
Ki bu çürüme 'telafisi' mümkün olmayan arızalara neden oluyor ki; maazallah.
Neyse!
Diyarbakır'a ve bölgeye böyle bir hastane 'kazandırıldığı' için.
Teşekkür şart.
Bu minvalde;
Başhekim Hamza Koca
Başhekim Yardımcısı Bülent İnceoğlu
Yard. Doç. Dr. Bayram İnce
Otomasyon Personeli Gamze Kavak'a
Ve tüm Diş Hastanesi Personeline de
Özel bir teşekkür de benden.