YİNE YANLIŞ HESAP!

Saatler artık; gece yarısını geçmiş..
Herkes uykuda..
Hava açık, ne rüzgar var, ne de yağmur..
Ay'ın keskin "ışığı" doğaya hakim..
Türk Silahlı Kuvvetleri için; zemin ve zaman müsait..
Artık; "düğmeye" basılmalı...
Çağın tüm teknolojik ürünlerinin "haşmetiyle", hedef PKK'nın Kuzey Irak'taki "Ana Karargahı"..
Üç düzüne; F-16 uçağı, 3 saatlik maratonla; "sınır ötesi" hava harekatı gerçekleştirdi..
Tüm Türkiye olduğu gibi Dünya ülkeleri de; "durumu" sabahın ilk ışıklarında; öğrendi..
Her ne kadar; saat 02.00'de, "uçakların" yoğun trafiğiyle, haberdar olduksa da..
Habercilik anlamında; "Gazete baskıya" girmişti.
Manşeti değiştirme ve haberi ilk duyurma noktasındaki "düşüncemiz"; sonuçsuz kaldı..
Herkes gibi; günü bekledik..

***

Evet..
Hava harekâtı; sürpriz mi, şok mu bilemem?
Bildiğim; aylardır süren bir hazırlık..
Haftalardır yürütülen "diplomatik" görüşmeler..
Saat başı alınan "istihbarat-i" bilgiler..
Dakikaların bile değişim gösterdiği; "hassas ve derin planlar"..
Telefon konuşmalarıyla, gelen sinyaller..
Yerel "muhbirlerin", ilettikleri..
İşte tüm bunların "harmanlanmasıyla"; beklenen oldu..
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait "Savaş uçakları", PKK'nın 4 önemli "barınma, yönetim ve silahlı" kampını bombaladı..
Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamasına göre; "tam isabet", Uçaklar başarıyla geri döndüler..
Basına dağıtılan görüntüler ve yapılan açıklamalar; "tüm hedefler yerle bir edildi" şeklinde..

***

Şuana kadar; bilanco noktasında "resmi bir veri" yok..
Ancak; Yabancı ajanslara ve Kuzey Irak'taki Kürt gruplara göre; blanco belli..
Ne kadar doğru bilinmez?
Belirtilenlere göre; 15 köy isabet almış. 2 Sivil hayatını kaybetmiş, 6 kişi de yaralanmış..
PKK'ya gelince, 5 kaybım var diyor..
Henüz; net bir şek yok..
Önümüzdeki günlerde; durum değişebilir..
Onu hep birlikte göreceğiz..

***

Peki, bundan sonra ne olacak?
3 Saatlik "Hava harekâtıyla"; her şey bitti mi?
PKK sorunu "hal oldu mu?"..
Bence hayır..
Çünkü bu yol ateş, kan, gözyaşı dolu..
Bir güne münhasır değil, "çeyrek asrı" geçen bir zamana sahip..
Ne kolay kolay biter, ne de kolay kolay "soruna çözüm" gelir..
Kaybedilen insan sayısı; 30 bini aşmış durumda..
Bir o kadar da, gazi..
Milyonlarca mağdur..
Ekonomik kayıp, 200 milyar dolar..
Daha da; bedel ödeniyor?
Nereye kadar?

***

Silahların soğuk namlusu ve kurşunun ateş gibi yakışındaki kullandığı dil;
Cenazedir, gözyaşıdır, ağıttır, nefrettir, kindir ve husumettir..
Yıllardır da yaşıyoruz..
Daha da yaşayacağımıza benziyor..
Ama!..
Ülkemizin ve bölgemizin; huzura, güvene, istikrara, barışa, özgürlüğe, demokrasiye "ihtiyacı" var..
Başbakan Erdoğan’ın; iki haftadan buyana dillendirdiği "eve dönüş" çağrısını düşünüyorum..
"Suça karışmamış gençler dağdan insin, annesinin, babasının ve devletin şefkatli kollarına kavuşsun" diye..
Hatta daha da ilerisi; Pişmanlık yasasını içeren; TCK’nin "221. Maddesinde de değişime" gidilebilinir?
Kısmı af.. Ekonomik refahın yükseltilmesi..
Ve daha nice "dağa çıkmayı" engelleyen, çabalar?
Meclis Başkanı Toptan, Hükümet Sözcüsü Çiçek, Adalet Bakanı Şahin..
Ve bölgenin kanaat önderleri.. Sivil toplum örgütü temsilcileri..
Herkes te; "umutlu" ve geleceğin "sevincini" işaret eden; beklentiler söz konusuydu..
O yönde de; mesajlar ve demeçler veriliyordu..
Askeri "sığınakların", operasyona dayalı planların, diplomatik görüşmelerin hemen hepsine "artık" gerek yok diye kanı ağırlık kazanmıştı..
"Zeytin dalı" uzatılmış deniliyordu..
Artık gözler; "dağdakilerin" ne zaman, ineceğindeydi..

***

Ama beklenen olmadı..
Şimdi, durum değişti!..
Sinirler gerilmiş vaziyette..
Duruma her ne kadar; "Avrupa ve ABD", Türkiye'nin "kendini savunma hakkı var" şeklinde bir bakış ortaya koyuyorsa da;  Türkiye açısından, "hiçte iyi niyetli" değiller..
Dün olduğu, gibi bugünde "aynı düşüncenin" sahipleridir..
Neyse!?
Kuzey Irak'taki Kürt Gruplar ve Irak Yönetimi "durumdan" hoşnut değil..
Ki, Güneydoğu'da da, duruma tepki ağırlıkta..

***

AK Parti Hükümeti'nin, Güneydoğu'ya yönelik "Açılım Paketi", demek ki "açılım" göstermeden, "iş görmez" malzeme oldu..
Garip bir durum.. Derinden düşündürmüyor değil....
Hesap yapılmadan, duruma "ateş" edildi..
Yap-boz misali..

***

Duruma "tuz biber" olan bir diğer vaka da, DTP Genel Başkanı Nurettin Demirtaş'ın "gözaltına alınması"!..
Günlerdi, Yurt dışındaydı..
"Kaçtı mı, dönecek mi?" diye yazılan-çizilen söylentiler..
Sonunda dün, "dönüyorum" dedi..
Ve döndü..
Almanya'nın Duesseldorf kentinden uçağa bindikten hemen sonra; hakkında "yakalama emri" çıktı..
"Askerlikten kaçmak için sahte çürük raporu aldığı" iddia ediliyordu..
Ki bu durum, DTP Genel Başkanlığına seçildiğinin hemen akabinde gündeme geldi..
O günden buyana, Askeri Savcılık tarafından "yürütülen" bir soruşturma vardı..
Hazırlanan iddianame..
Dün saat 16.00'ya kadar hakkında "Yakalama emri" yoktu..
Şimdi gözaltında..
Yasal prosedür ne ise uygulanacak?
Ancak durum garip ve düşündürüyor?
Yine "hesap yapılmadan", icraata yönelindi..
Sonuç itibariyle; bugüne kadar "başımıza" ne gelmişse, hep bu yanlış "hesaplar" yüzünden gelmiştir.
Çünkü; olabilecekleri "bile bile", lades oluyoruz.
Önümüzdeki günlerin bir hayli çetin geçeceğe benziyor..
Hava yine karıştı.. Duman hızla yükseliyor..

***

Onun içinde diyorum ki;
Bizim; kine, nefrete, husumete, kana, gözyaşına verebilecek "canımız yok"!..
Bizim, kardeşi, kardeşe kırdıracak düşüncelere ayıracak zamanımız yok..
Bizim; etkin kimlik çatışmasını körükleyen, "ötekileştirme" politikalarına, yem olacak halimiz yok..
Bizim huzura, barışa, kardeşliğe ihtiyacımız var..
Bizim, ekonomik refaha, işe, aşa, istihdama ihtiyacımız var..
Bizi, cehaleti kırmaya, teknolojiyi yakalamaya, dünya standartlarında yaşamaya ihtiyacımız var..
Evet.. Bizim bize ihtiyacımız var..
Berisi yok..

  ***

Not: Konuk Yazar "başlığı altında", Meslektaşım Nevzat Bingöl'ün, Türkiye'nin Ortadoğu'daki "yeri" ve üzerindeki planları içeren, yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum..
Hem geçmişi hem de yarın olabilecekleri, tecrübe süzgecinden geçirerek, kaleme almış..
Okuduğunuzda hak vereceksiniz..