BU SAVAŞ DÜNYAYI NEREYE GÖTÜRÜR?!

Sevgili okurlar...

Görünen o ki, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, sinsilik arz eden bir maceranın rotasında ilerliyor!...

Peki, gaye ve hedef nedir?!

Ya da kim haklı, kim haksız?

Aslında, hiçbirinin önemi ve anlam teşkil ediciliği yok...

Çünkü vaki olan; “küfür sisteminin” varlığı ve palazlanma halidir..

Haçlıların,

Siyonistlerin,

Müşriklerin...

Ki günümüz deyimiyle sosyalistlerin, komünistlerin, liberallerin, demokratların(!), her ne ad verirseniz verin..

Gerçek olan hepsinin yekûn vaziyette “küfür sistemini” oluşturup, yaşatmalarıdır?!

Dünya düzeninde “emperyalizmi” hâkim kılmak, güçlünün “zayıfı” sömürebilmesine zemin yaratmaktır!

Dün olduğu gibi bugün de yer yüzünde “haçlı ruhunu” söz sahibi etmek..

Tarihe bakarsak..

Yüz elli sene önce batı dünyasının emperyalist ve Siyonist dünyasının işbirliğiyle, Osmanlıyı yıkma planları neticesinde I. Dünya Savaşını gerçekleştirdiler.

Ve bu savaşla, kirli hedeflerine ulaşabildiler.

***

Değerli okurlar...

Sultan Abdülhamid Han’a sıra gelmeden önce Fatihlerin, Yavuzların, Kanunilerin, daha öncesinde de Osman Gazilerin, Ertuğrul Gazilerin yapmış olduğu mücadele i’la-i kelimetullah uğrunaydı. 

Yani Allah kelimesi olan şehadet inancını yükseklerde tutup yeryüzüne yayılmasıydı.

O günün askerlerinin cephede dökülen kanlarına yansıyan ay yıldız, İslam dünyasının “bayrağını” oluşturdu..

Ki bu bayrak kıyamete dek dalgalanacaktır.

Ve inanıyoruz ki.

Ezan-ı Muhammedi olan “Allahû Ekber” nidaları da göklere yükselecektir ve yeryüzü bununla nurlandırılacaktır.

Beşeriyet, dün olduğu gibi bugün de bu ezanların sesiyle uyanmıştır, ve uyanacaktır!

Haçlı Siyonist mezalim karanlıklarıyla değil..

Kâinatı yoktan var eden bir kudret sahibi olan Allahû Teâlâ güneşleri, ayları, yıldızları nasıl ki yoktan var etmişse, keza küfür dünyasını da yaratmıştır, İslam dünyasını da yaratmıştır.

Ama bu her iki dünya hakla batılın birer temsilcileri olması hasebiyle, daima hak galip gelmiştir.

İnsanlık tarihi bunu bize göstermiştir.

Peygamberler tarihi ortadadır.

Hz. Nuh’tan tutun da Peygamberler silsilesinin son altın halkası Efendimiz Hz. Resul-i Kibriya’ya kadar...

Onun davası yeryüzünde kıyamete dek sürecektir ve sönmeyecektir.

Amma velâkin bunun şartı da İslam inancına inanmış olmamızla mümkündür?..

Temiz gönüller, temiz eller, nurlu kalpler, düşünen beyinler sayesinde bu dava, şahlanıp ebedileşebilir...

***

Kim ne diyorsa desin?…

I. Dünya Savaşında oluşan kirli anlayış, hariçten gelen bir kirli ittifakın tezgâhıydı...

İçteki satılmış hıyanet şebekelerinin de “devşirilmeleriyle”  ihanet çemberi oluşturuldu!.

Adeta piyon ve köle olarak kullanabilmişlerdi onları!...

Ve böylelikle İslam’ın ana kolon direği olan Devlet-i Âliye-yi Osmaniye’yi yıkabildiler...

Gençliğimiz, toplumumuz, kamuoyu bunları okuyor, gerçek tarihi irdeliyor.

Öyle inanıyorum ki 7’den 70’e herkes bu hıyanet erbaplarını artık tanımış durumdadır.

Çok mecburi olmadıkça kimse bu kirli ittifaka artık inanmıyor.

Bu itibarla dünün olup bitenleri ne idiyse bugün de o tarzda çalışma oyunları devam ede gelmektedir.

O gün haçlıların, Siyonistlerin ve içimizdeki inanmayan inkârcı bir anlayışa sahip jön Türklerin ittifakı ne idiyse, Osmanlıyı nasıl tarihten sildiler ise bugün de hedef mevcut Türkiye’dir..

Türkiye’nin varlığıdır..

Ve tabi ki devletin başında bulunan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.

O gün Abdülhamid’e karşı neler yapıldıysa bugün de Erdoğan’a karşı dıştan ve içten kirli tezgâh ve oyunlar tertipleniyor?!

Zira başta söylediğimiz gibi Rus ve Ukrayna savaşı bize göre şekli bir savaştır..

Hedef Karadeniz’den haçlıların boğazlarımızdan rahatlıkla geçme şeklidir..

Buna da karşı çıkabilecek, itiraz edecek olan da Türkiye’dir.

Ve “ey Türkiye gel buraya esas hedef sensin, bu Ukrayna meselesi falan bizim politikamızda solda sıfırdır. Mühim olan siyasi hedefimiz; Türkiye’nin işin içine girmesidir..”

Türkiye’ye müttefik olan NATO’nun temel hedefi budur.

ABD zaten müttefikimizdir (!)

Baş müttefik olan ABD’nin Türkiye’yle oynama tezgâhıdır.

* * *

Bakınız, Abdurrahman Dilipak dünkü yazısında şöyle diyor;

“Ankara tarafsız kalmaya çalışıyor ve her iki tarafa da itidal çağrısı yapıyor da, gidişat o ki NATO, Ankara’ya “tarafsız kalırsan bertaraf olursun” demeye hazırlanıyor.

Yani Ukrayna konusunda NATO harekete geçme kararı alırsa, Boğazları kontrol ederek Rusya’ya karşı kuşatma ve tecrit operasyonu başlatacak...

Başlatılacak operasyonla, TSK’nın fiilen bu savaşa girmesini isteyeceklerdir..

Ki buna şaşmamak gerek.

Artık savaş cephesi o zaman sadece Ukrayna değil Türkiye olacak.”

Sayın Dilipak Hocanın tespitlerini biz de onaylıyoruz.

Bizim tespitlerimiz de bu yöndedir.

Ama şu var ki bize göre Türkiye önce içine dönüp iktidar partiyle muhalefet partiler arasındaki kavgayı bitirmesi gerekir...

Uzlaşı ortamı sağlaması lazım..

Oluşan veya oluşturulan siyasi kavga tamamıyla haçlı ve Siyonist dünyanın tezgâhıdır diye düşünmemek elde değildir.

“Böl-parçala-yut” politikasıdır.

Bize göre son iki üç yıldan beri iktidar parti gerek bölgemizde olsun, gerek tüm Türkiye genelinde olsun, çok yanlış bir gidişatın içerisindedir...

Bu gerçekleri dünkü yazımda da dile getirmiştim.

Ve demiştim ki;

“GİDİŞAT HİÇ DE İYİ DEĞİLDİR”

Devamla şöyle demiştim;

“Ekonomi, ahlaki yozlaşma, kangrenleşmiş sorunlar toplumu değerlerinden uzaklaştırmıştır.”

Hele hele şu belediyelerdeki keşmekeşlikler.

Yani bazı kayyımların vurdumduymazlıkları ve çalışma stili, hala yanlış yapan alt tabakaların keyfiyetleri, toplumu ciddi manada gerip taciz ediyor.

Bu itibarla toplum, iktidarın gerçekçiliğine pek güvenmiyor ve itibar da etmiyor.

***

Demem o ki..

Türkiye’nin mevcut gidişatı, iktidar partinin ekonomiksel olarak milletle ters düşmesi bize göre Rusya ile Ukrayna savaşından daha tehlikelidir.

Nerdeyse her gün akaryakıta zam geliyor.

1 litre mazot 19 lira oldu.

Bu haliyle ekonominin nereye gideceğinin bir türlü kestirilmemesi, bize göre büyük bir istikrarsızlıktır ve en büyük tehlikedir.

Şunu da hiç unutmayalım ki küfür dünyasının, vatanımızın bütünlüğünü içine sindiremediği için Türkiye’ye karşı tezgâhladığı mekir ve hilenin portresini yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim İbrahim suresinin 46. Ayetinde, deşifre etmektedir..

Ayetin meali aynen şöyledir;

“Gerçekten onlar (İslam'a karşı) tuzaklar kurdular. Oysa onların tuzakları dağları yerlerinden oynatacak nitelikte de olsa, Allah'ın denetimi altındadır (O'nun iznine tabidir).”

***

İşte bu ayet bize böyle zaferi bildiriyor.

Ama ehil ve layık olmak kaydıyla…

Bu gidişat iyi bir gidişat olmadığı için Cenab-ı Allah’ın gayretine dokunacak bazı yanlışlıklarımız var..

Bazı olumsuzluklarımızdan dolayı Allah’ın yardımının tezbetez gelmeyeceğini düşünmemek elde değil..

Allah cahillere, zalimlere, fasıklara, münafıklara, müstekbirlere, mütrefinlere yardım etmez.

Onun için; onlardan ve onların hayat tarzından uzaklaşalım ve onları kendimizden uzaklaştıralım.

Ta ki devlete zafer gelsin, toplumda da mutluluk sağlansın...

En derin saygı ve sevgilerimle.

Hayırlı Cumalar…