DİYARBAKIR DEĞİŞİYOR, BELEDİYELER TEMİZLENİYOR!? (II)

Sevgili okurlar.

Malumunuz üzere dün sizinle hasbıhalde bulunamadık…

Ki aynı zamanda Ömer Büyüktimur ile beraber haftalık yaptığımız “KÂİNATTA İNSANIN ROLÜ” adlı programı da gerçekleştiremedik.

Sağlık el vermediği zaman, zorunlu aksamalar oluyor..

Hele ki yaşlılığın neden olduğu fiziksel arızalar hasıl olunca, mecburi bir rölanti gerekli..

Onun için de, hekimlerin de uyarısıyla istirahata çekildim..

Dinlendim yani..

Ancak bizdeki misyon, düşünceyi aksiyona çevirmek olduğu için siz değerli okurlarımızla sohbet yapma aşkıyla kendimizi diri tutuyoruz…

İllaki sizlerle olacağız ve bir şeyleri de ifade etmemiz gerekir..

Bu da bizim mesleğin kamu hizmeti ilkesini ve bilincini gösteriyor…

***

Değerli okurlar…

Mevcut bozuk, tefessuh etmiş, kokuşmuş sistemin, yıllardan beridir ürünü olarak, topluma dayatmış ve yaşatmış kirli badireleri, dün olduğu gibi bugün de içimize sindiremiyoruz..

Ki sindirmeye de niyetli değiliz..

Her nerede olursa olsun; “o kirli yapıları, oluşumları, fertleri” deşifre etmeye çalışıyoruz…

Etmeye de devam edeceğiz..

Çünkü bizim asli görevimizdir “hakikatleri” haykırmak, “hakikatsizlikleri de” gün yüzüne çıkarmak…

Bir önceki yazımıza başlık olarak kullandığımız “DİYARBAKIR DEĞİŞİYOR, BELEDİYELER TEMİZLENİYOR!?” ifadesi altında, bugünkü sohbetimizi derinleştireceğiz..

Sohbetimize, bir düstur-u ilahi olarak Allah’ın insanlar için koymuş olduğu gerçek ilke ve prensiplerden ibaret olan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in “Nisa” suresinin 58. Ve 59. Mübarek ayetlerinin mealleriyle başlamak istiyorum..

Çünkü bu ayetler sohbetimizin ana çizgisini ve rotasını teşkil edecek..

Şöyle ki;

Cenab-ı Allah’ın vazgeçilmez ilkelerinden birisi şudur…

“Emanetleri ehline tevdi edin…”

Bu emir doğrultusunda emanet gerçeğini, ehline verme hususunu anlatan “Nisa” suresinin 58. Ayeti, şöyle buyurmaktadır..

“Allah size, mutlaka emaneti (ve işleri) ehil ve emin kimselere vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adalet (ve hakkaniyet)le hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla görendir.”

***

Sevgili dostlar.

Bu ayet-i celile, bugünkü Türkiye’mizin içinde bulunduğu halleri, yaşam şekillerini, özellikle siyasi ve idari mekanizmanın kimlere teslim edildiği hususunu bize işareten ve sarahaten açıklıyor.

Ancak sadece Türkiye değil.

Aslında tüm dünyayı kapsıyor bu ayet-i celile.

Ama özellikle İslam dünyasına dikkat çekiyor…

İslam dünyasının lideri durumunda olan Türkiye’yi baz alırsak, “meramımızı” daha iyi anlatmış oluruz diye düşünüyorum.

Evet, Cenab-ı Allah; “Kesinlikle emanetlerinizi ehline teslim edin” diye emrediyor.

“İnsanlar arasında hüküm kıldığınız zaman da adaleti, hukukun üstünlüğünü sakın elinizden bırakmayın. Mutlaka insanlar arasındaki yaptığınız yargı veya düşünce hükümranlığında illaki adil olma gerçeği ön plana alınmalıdır.

Allah size ne güzel öğütler veriyor.

Sizin yaptıklarınızı Cenab-ı Allah hem duyuyor, hem de basiret gözüyle görüyor.”

Öncelikle ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, tevhit inancına inanmış bir ümmet olarak günlük siyasal, sosyal hayat akışlarını dosdoğru dengeleyerek, toplumu yönetme hali, bize çok şeyleri anlamlı kılıyor…

Ve emrediyor Allah.

Ayetin mefhum-u muhalifi bizi şöyle uyarıyor..

“Sakın ha ehil olmayanlara devletin, milletin, ülkenin emanetlerini tevdi etmeyin…” Sağlamlığa, dürüstlüğe inanmayan kimselere görev tevdi etmeyin…

Adil ve hukukun üstünlüğü paralelinde hareket etmeyenlere de itibar etmeyin…

Onları sakın; devlet idaresine yaklaştırmayın…

Bu ayetin bize vermiş olduğu hükümranlık hali; “hakikatlerden” sakın ola sapmayındır…

Bu ayetten sonra gelen ayetin meali ise şöyle…

“Ey inananlar!

Allah'a itaat edin, Resul'e de itaat edin ve aranızdan kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara da (itaat edin).

Eğer Allah'a ve âhiret gününe (gerçekten) inanıyorsanız anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah'a ve Resul'üne götürün (onları Kur'an ve sünnetle çözün). Bu (sizin için) en hayırlısıdır ve sonuç olarak da en iyisidir.”

* * *

İnanın, sevgili okurlar.

Bu çerçevede ve bu inanç paralelinde yola çıkarsak, ülke bütünlüğüne, milli birlik ve beraberliğe, inandığımız yüce İslam dinine, toplumsal bir barış ve hareketliliğe herhangi bir kirli emel ve düşünceye yer vermemiş oluruz.

Böylelikle ülke, toplum, yani devlet ve millet bütünlüğü sağlanmış olur..

Her şey, birbiriyle pekiştirilir…

Yüce kitabımızın emrettiği hükümler çerçevesinde hiçbir yanlışlıklar silsilesine yer verilmez ve de yaşanılmaz!

İşte sevgili dostlar.

Öncelikle bilmiş olalım ki bugünkü mevcut kargaşaların, siyasi kavgaların, hele hele ranta dayalı siyasi anlaşmazlıkların, devlet ve millet arasındaki mevcut siyasal, sosyal düşünce bölünmüşlüğünün varlığı tümüyle; “ehil ve liyakatten” uzak olma halidir…

Yüce kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’in hükümleriyle ve inandığımız yüce İslam dininin yaşam emirleriyle ters düşmemizden; kaynaklıdır…

Bugün devletimiz olsun, milletimiz olsun, tamamıyla İslam’dan uzaklaşma durumundan dolayıdır ki bu yaşam şekli mevcudiyetini koruyor.

***

Yasama, Yürütme ve Yargı…

Eğer ki Devletin varlığını teşkil eden bu üç ana erk içerisinde bir tutarsızlık varsa, kesinlikle ana müsebbip, bozuk ve milli olmayan siyasetin varlığındandır…

Bugün toplumun çekmiş olduğu siyasal, sosyal, ekonomiksel sıkıntıların temel nedenlerinin başını çeken; çıkara dayalı siyasal kavgadır.

Gerçekten siyasi partiler arasındaki kavga, toplumun zihnini bulandırıyor…

Birbirlerine karşı, hasım ediyor…

Küfre dayalı hakaretlerin yapılması, “imamla cemaat” meselesi gibi bir hali topluma yaşatıyor…

Eğer devleti, yani TBMM’yi, yani milli iradeyi temsil eden siyasal mevcudiyet yanlış yollarda yürüyorsa, “toplumun vay haline” demekten başka bir şey bulamıyoruz.

Evet, yazımızın başında dedik ki;

“Emanetleri ehil kimselere tevdi edin.”

Bulunduğumuz coğrafyada bir medya grubu olarak yıllardan beri yaşamış olduğumuz, görmüş olduğumuz görüntüler, toplumdaki bozuk hayat akışlarının varlığı, bölgedeki mevcut feodal yapıdan kaynaklanmaktadır…

Mafya türü çalışmalar…

Fuhuş, uyuşturucu ve rüşvet belasının sektör haline getirilmiş olması…

Tümüyle başta sizinle yukarıda paylaştığımız o iki yüce ayetlerin mealleriyle ters düşmemizden başka bir şey değildir.

Bu itibarla yetkililere ve etkililere seslenerek diyoruz ki;

Allah aşkına!

Şu milletin emanetlerini ister bürokrasi olsun, ister kamu kurum ve kuruluşlardaki çalışma hali olsun…

Lütfen, ehliyetli bürokratların eline verin.

Yıllardan beri bölgemizdeki, hatta Türkiye’mizdeki yaşaya gelmiş mevcut yanlış durumlar, tersyüz edilmiş gerçeklerin temel nedenleri, yanlış bürokrasinin ve yanlış bürokratların iş başında olmalarından kaynaklıdır..

Yapılan araştırmalarımıza göre, en yakın şu beş on sene içerisinde, özellikle de 3 yıldan beri Diyarbakır’ımızdaki mevcut olan keşmekeşlikler, kimin elinin kimin cebinde olduğu belli değil…

Büyük bir belirsizlik yaşanıyor…

İktidar partisi olan AK Partinin bünyesindeki AKP’lilerin varlığı; mevcut durumu körüklüyor…

“İş başına gelen Valileri, Vali Yardımcılarını, Kaymakamları, Kayyımları, Belediye Başkanlarını, nasıl olur da aldatmaca haliyle kendi tarafıma çekerek rantımı nasıl devletten temin edebilirim” gibi bir düşüncenin varlığı söz konusu olmuştur.

Onun için özellikle son bir hafta içerisinde Diyarbakır’a gelen Sayın Vali Ali İhsan Su, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanvekili olarak göreve başladıktan sonra ki başlattığı revizyon, takdire şayandır…

Sur Belediye Başkanvekili Abdullah Çiftçi beyefendinin ekibiyle beraber Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterlik makamına getirilmiş olması, yukarıda belirtmiş olduğumuz “Emanetleri ehline verin” hükmünün icra edilmiş olmasının memnuniyeti içerisindeyiz.

İnşallah öyle ümit ediyoruz ki bu ekip Diyarbakır’ımıza yepyeni bir çehre kazandıracaktır…

Ekonomiksel olsun, topluma huzurlu güzel bir yaşamın kazandırılması ciheti olsun, iş başına gelen ehliyetli insanlar sayesinde Diyarbakır’ımızda çok şeyler değişecektir…

Bu itibarla iki günden beri kullanmış olduğumuz başlığımızın bu yönde olması dileğiyle, yazımızı sonlandırıyoruz.

En derin saygı ve sevgilerimle.