SİYONİZM’İN KÖK SALDIĞI BİR TÜRKİYE!?
Sevgili okurlar..
Ne yazık ki yürek sızlatıcı bir hali yaşıyoruz, yüz yıldan beridir!..
Tabi sohbetimize dahil olmadan önce, mevcut duruma ilişkin kalbi derinliklerimden geçen şu duayı okumak ve sizinle paylaşmak istiyorum...
“Allahûmme erinel hakk’a”
“Ya rabbim, bize hakkı hak olarak, batılı da batıl olarak göster ve hakla yaşamayı batıldan da uzaklaşmayı bize nasip eyle...
Ya rabbi, dilimiz konuşurken kalemimiz oynarken haktan, hakkaniyetten, hukuktan ayrılmamayı nasip eyle...
Kendi büyüklüğünü, yüceliğini bize unutturma.
Gaflet ve dalalet uykusundan da bizi ve tüm Müslümanları uyandır ya Rab...
Amin..”
***
Duamızın hulasası nettir...
Ve yineliyorum...
Allah bizi nefsimize mağlup etmesin...
Hakkı ve hakkaniyeti söylemeyi, hukuku savunmayı bize nasip eylesin.
Batılı da batıl olarak küfre, ilhada, haksızlığa, zulme ve mezalime yüz tutan sistemlerin mücadelesinden de bizi alıkoymasın!?..
Çünkü hakkı tanımayan, hukukun üstünlüğüne inanmayan hiçbir Müslüman, inanan hiç kimse Rabbiyle samimi olamaz..
Ki inancıyla da dürüst değildir.
Pek tabi ki, Hz. Muhammed (S.A.V)’in yoluna da, ters düşmüştür.
Şu da bir gerçektir ki..
Batılı savunmak veyahut batılla düşüp kalkmak...
Ve buna da ses çıkarmayan, her ne sıfatla geçinirse geçinsin, kendini İslam kültürüyle anamaz...
Bakınız...
Yaşamını, kültürünü, medeniyeti, anlayışını ve felsefesini “Batıya ve Batıla” endeksli idame eden hiç kimse, İslam hakikatine mal olmuş şu hadisin manasından kendini kurtaramaz!?..
“Es-sakîtu enil hakki”
“Hakkı söylemekten çekinen dilsiz şeytandır...”
“Bu vasıftan da ya rabbi uzaklaşmayı bize nasip eyle.”
***
Duamız da, şiarımız da, ilkelerimiz de, ana hedefimiz de nettir!…
Samimiyet ve ihlas!..
Bu itibarla kalemimiz hiçbir zaman körelmez bir şekilde keskin bir kılıç misali, yazacak, yazmaya da devam edecektir!?.
Batıla karşı, mezalime karşı yazdığımız her harf, öyle inanıyoruz ki, bize hem bu dünyada, hem ahirette adalet terazimizin hanesine artılar olarak yazılacak..
Terazinin o kefesi hep ağır basacak diye ümit ediyoruz.
* * *
Evet, sevgili okurlar.
Bu dualardan sonra diyoruz ki;
Yazımıza başlık olarak kullandığımız; “SİYONİZM’İN KÖK SALDIĞI BİR TÜRKİYE!?” ifadesi çok anlamlıdır ve kapsam alanı geniştir!...
Bir o kadar da, derinden derine düşündürücüdür!...
Tarihsel ders-i ibretler içermektedir..
Hiç kuşkusuz ki, Siyonizm’in kökeni ve üreme kaynağı bellidir...
O da Fransa’dır, İngiltere’dir, Almanya’dır ve batı dünyasının diğer ülkeleridir...
Finans kaynağı ise gizli mahfellerle oluşmuş, birbiriyle kaynaşmış, güçlenmiş, sermayedar yapılardır...
Büyük para sahibidirler...
Batı dünyasının haçlı emperyalist güçleriyle görülen lüzum üzerine birleşmişler, anlaşmışlar, birbirine bel vermişlerdir...
Tek gaye ve hedef; İslam’ı çökertebilmek!...
Ki günü gelmiş samimi olmayan münafık tıynetli Müslümanları da satın alabilmişlerdir…
Özellikle siyaset âleminde…
Bu tür insanlardan münafık masonik kafalar oluşmuş, onlar da Siyonistlerle işbirliği içinde adım atmışlardır..
Nitekim bu stratejileriyle İslamiyet’i, İslam ülkelerini içten vurabilmişler, yıkmışlar, yakmışlardır.
Yağmalayıp, talan etmişlerdir...
Hala da çökertip, yakmaya ve yıkmaya devam etmektedirler..
Hazin ve kahredici olan da; İslam dünyası, Müslüman ülkeler bir türlü bu gerçeklere vakıf olmayıp, gaflet uykusundan uyanmıyorlar...
Uyanmadıkları gibi, “ümmet” olma şiarıyla, birleşemiyorlar ve güç birliği içerisine giremiyorlar..
***
Bilakis, adeta Siyonizm’in ve emperyalizmin değirmenine su taşıyorlar..
Çünkü kişisel rantın hayranı olan, özellikle siyaset dünyasında, medya dünyasında, ticaret dünyasında çıkarını başkasının zararında görenler, fiilen açıkça veya gizlice faaliyet yürütenler vardır..
Ve bunlar, Siyonizm’e hizmet ediyorlar..
Kilit noktalarda rol alıyorlar...
İslamiyet’e, İslam ülkelerine, ümmete vurulan ağır darbelerin gerisinde hep bunlar olmuşlardır...
Yüz, yüz elli yıl önce Viyana’dan Selanik’e, Selanik’ten İstanbul’a yerleşen Yahudi devşirmeler ana akımda yer almıştır..
“Jön Türkler” adını kendine takan satılmış, münafık, ırkçılık taassubuna müptela olan iradesiz insanlar “piyon” olarak kullanılmış..
Saraya sızan ve kimi zaman Padişahın kendisine yardımcı olarak seçtiklerinin sayesinde; hedeflerine ulaşmışlardır.
Nitekim II. Meşrutiyet’in kuruluşundan sonra bu projede en büyük rol oynayan İttihat Terakki Partisinde yüzde 90’ı masonlardan oluşan paşalar olmuştur...
En büyük kanıtlayıcı delil bu...
Çünkü, Fransızlarla, Siyonistlerle, İngilizlerle işbirliği yaparak İstanbul’u istila ettiler..
Kısacası cumhursuz bir cumhuriyet kurdular...
Ve uzaktan yakından milli irade temsilciliğiyle alakası olmayan bir yönetimi, ikmale getirdiler!...
Bilakis CHP’nin altı okuyla yola çıkılmış ve çeyrek asır boyunca devletle halk birbiriyle çatıştırılmıştır..
Bu çarpışma da hakla batılın çarpışması olmuştur.
Ama heyhat!
Yine Müslümanlar bunu başaramamışlar.
Karanlık siyaset ve yanlış siyaset erbapları devreye girmişler...
Müslümanların oyunu kendi gelecekleri için kullanmışlar..
1950’den bugüne kadar karma da olsa iktidar hep muhafazakârların elinde olmuştur.
Ama kesinlikle kurulan altı oklu CHP’nin tüzüğünden, programından ayrılamamışlar ve ters düşmemişlerdir.
Tıpkı bugünkü AK Parti iktidarı gibi.
AK Parti iktidarı 20 yıldan beri bu ülkede, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da “Terörle mücadele ediyorum” diyor.
Ama ne yazık ki değişik yöntemlerle bu partinin içine giren gizli güçler, tıpkı Osmanlıyı yıkan Siyonizm’in gizli mahfelleri gibi burada palazlandılar...
İktidar partinin imkânlarından faydalanarak büyüyüp, geliştiler...
Yine inanan ve iktidar partiye gönül veren insanlar, hep zarar görüp, mağdur edildi..
Ki zarar görmeye de devam ediyorlar.
Tıpkı iki gün süreyle kaleme aldığımız yazıdaki anlattıklarımız gibi!...
Çünkü HDP’li KCK’lılara çok yakın insanları partinin kilit noktalarına getirmişlerdir...
Onlarla her şeyin pazarlığı içine giren bu partinin yetkilileri ne yazık ki her gün biraz daha halkı partiden küstürüyorlar.
Uzaklaşmasına neden oluyorlar.
Zira elleri kolları, kalemleri, düşünceleri hep gizli mahfellerde yapılan oyunlar gibi bu madrabaz rantiyecilerdir...
İşbirliği içinde fakru zaruret içerisinde kıvranıp duran vatandaşların sülük gibi kanını emmekte olduklarını düşünüyoruz.
Düşündüklerimizin yüzde 90’ı da kesindir, kanıtlayıcı delillerimiz de mevcuttur...
Gelen giden mülki amirlerin tümü olmasa bile birçokları aynı tempoya göre hareket ediyorlar..
Paralellik arz ediyorlar.
Bugün, partiye samimiyetle çalışan inançlı insanlar oldukça uzaklaştırılmış durumda.
Devletin birçok önemli kurum ve kuruluşu ne yazık ki batıl ve yanlışlarla dopdolu.
Rüşvet başını almış gidiyor.
Ekonomiksel sıkıntı o biçim.
Ahlaki çürümüşlükler apayrı bir şekilde toplumu acımasızca vuruyor.
Tespitlerimiz bu yönde.
Her zaman söylediğimiz gibi.
Dostça gerçekleri söylemeye devam ediyoruz.
En derin saygı ve sevgilerimle.
Hayırlı Cumalar.