“SİYASETE AHLAKİ YASA” ŞART!…
Hem de ivedi ve de tavizsiz!.. Siyaset artık fikri beyan, ideoloji, inanç ve milli menfaatler rotasında ilerlemiyor.. Fecaat bir makas değişikliği var.. Bireysel menfaat siyaseti.. Eskiden böylesi vakıalara ve siyasi aksiyonlara derdik ki, “bal tutan parmağını yalar” diye.. Lakin gelinen aşama acı verici şekilde artık ballı parmağı değil, kovanın tamamını götürmenin, hesabını yapıyor..?!
***
İşte, CHP’nin hal-i durumu!.. Yerel seçim sonrası, ortaya serpilenler krizler manzumesi!..Tartışmalar, karşılıklı restleşmeler, koltuk mücadeleleri ve perde arkası hesaplar deşifre ediyor ki mesele yalnızca bir kurultay meselesi, ya da İstanbul İl Kongresi de değildir. Ortada çok daha derin bir çürüme var.. Krizler öyle ki, güven de, siyasi ahlakı da, hatta ve hatta Devletin ciddiyetini bile yerle yeksan misali, bedbahtlığın kulvarına mahkum!
***
Kaldı ki bu tahribat ve çürüme salt CHP ekseninde gelişmiyor.. Siyasi arenada rol alan bir çoğunda ve siyasi aktörde, sirayet edici!.. Ama CHP’de daha bir yaygınlaştığını söylemek gerekir.. İşte ikmal edilen bu siyasetin ruhunda artık fikirler yok, vaki olan figürler!.. Onlar arz-ı endam ederek seyre rota biçiliyor.. Kimin ne söylediğinden çok, kimin hangi masada oturduğu, neyin ve kimin nam-ı hesabına konuştuğuna bakılıyor!!?..
***
Haklı, haksız, mağdur, mazlum, cani, şirret kim, kimler önemli değil?.. Odaklanılan, kimin arkasında hangi medya, hangi sermaye, hangi güç odağı olduğudur.. Onun için de sokaktaki vatandaş doğal olarak tepki koyuyor… “Bunların kavgası memleket için değil, makam ve rant içindir!..” Haksız da değiller!..
***
Yoksa, dün birbirine en ağır sözleri söyleyenler, hakaretler yağdıran, bel altı, bel üstü enva-i rezilliği boca edenler, bugün demokrasi nutuklarıyla aynı kareye girip, öpüşürler miydi?… Hele ki, dün omuz omuza yürüyenler, el tokuşturanlar, bugün birbirini siyaseten boğmaya, bel altı vurmaya çalışırlar mıydı?! Günoğlu misali siyaset egemen!… Mesele artık dava değil, bireysel, şahsi menfaat, rant teminine dayalı denklem meselesi…
***
Atalarımız boşuna söylememiş!.. “Rüzgâra göre eğilenin, yönü olmaz..” Siyasetin en büyük problemi tam da budur. Omurgasız esneklik, ilkesiz pragmatizm ve menfaat eksenli ilişki ağlarının egemenlik düzeni kazanması!!!… Kısa süre önce değişim sloganıyla ortaya çıkanların bir kısmı bugün eski düzenin daha sert temsilcisine dönüşerek ahkam kesici olmaları boşuna değildir!?. Bazıları da, milletin gözünün içine baka baka uluslararası siyonist yapılardan medet umarak, parklar aşındırıyor!
***
İnsan sormadan edemiyor bu akıl tutulması siyasi koşuculara!!!.. “Bir siyasi hareketin gücü Washington koridorlarından mı gelir, Brüksel alkışlarından mı, yoksa öz be öz kendi vatanında, Anadolu insanının duasından mı? Ne hazindir ki, kendi ülkesini yabancı odaklara şikâyet etmesini bile evrenseldemokrasi mücadelesigibi gören bir akıl bugün siyasi arenada vücut bulucu.. Farkındalar mı, değiller mi, ama gerçekten millet vicdanında büyük bir kırılma oluşturuyorlar!
***
Oysa ki bu millet, içeride kavga etse de dışarıya karşı devletini yere düşürmemeyi tarih boyunca şeref saymıştır. El kapısında bey olacağına, kendi kapında kul ol sözü boşuna söylenmiş değil.. Özellikle muhalefetteki kimi siyasetçiler için mesele artık memleket değil, siyasi ikmal hattını ayakta tutabilmek… Bunun için gerekirse dün söyleneni inkâr etmek de var, bugün başkasının gölgesine sığınmak da…
***
İşte tam da bu yüzden yıllardır söylüyoruz!.? Ki bu minvalde, kaç yazı kaleme aldığımı bilemez haldeyim.. Ama yüzlerce ifade edebilirim.. İvedilikle Türkiye’nin en acil ihtiyaçlarından biri gerçek bir Siyasi Ahlak Yasasıdır. Ve bunu tavizsiz şekilde hayata geçirmeli, hükmü ferman kılmalıdır!.. Öyle vitrinlik değil… Gerçekten bağlayıcı… Gerçekten denetlenebilir… Gerçekten hukuk devleti normlarına uygun bir siyasi etik sistemi…
***
Bir asırlık siyasi tarihimize baktığımızda siyaset kontrolsüz kaldığı an itibariyle bozgunculuk fitnesi, dilde başlar.. Sonra kurumları… En sonunda da milletin devlete olan güvenini… Bugün yaşanan mevcut tablo, “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” misali!.. Menfaat ortaklıkları öylesine birbirine geçmiş durumda ki, asırlardır onları var eden, ideolojilerini bile gözünü kırpmadan, anlamsızlaştırarak, kolayca rafa kaldırabiliyorlar!.
***
Milliyetçilik başka masada… Muhafazakârlık başka hesapta… Sosyal demokrasi başka pazarlıkta… Dün öyle idi, ama bugün öyle değil.. Ortak noktaları ve biyad ediciliklerinin merkezi, menfaat çarkı ve güç oluşturan koltuk… Zaten kendileri başka bir merhalede yürüyor, ahali olarak bizler ayrı bir merhalede tepinip duruyoruz. Slogan değil, samimiyet diyoruz.. Meselemiz ekonomik kriz ama velakin siyasi güven bunalımı, onu bile kamufle etti…
***
Balıkçılarbaşı esnaflarından İzzet ustadın dediği gibi.. “Yahu biz artık kim kazanacak, kim kaybedecek derdinde değiliz.. Biz kim gerçekten ülkenin ve milletin ali menfaatine çalışacak, duracak, bizi satmayacak, ele, güne mahçup etmeyecek, güven duyabileceğimiz, biri olacak mı…” Kaldı ki, devlet dediğimiz yapı, sadece anayasa maddeleriyle değil, ahlakla ayakta kalır.
Ki Siyasi kurum da seçim kazanarak değil, güven vererek büyür. Ve milli irade temsiliyetiyle kendini ikmal eder..
***
Tüm bunların aksi halinde, bugün yaşadığımız tablo, yarının çok daha sert kırılmalarının habercisi olacağını şimdiden not etmek gerekir.. Ve unutulmamalıdır ki.. “Ağaç kurtlanınca içten yıkılır…” Bir ülkeyi dışarıdan yıkmak zordur…
Ama içeride menfaat, ihtiras ve ilkesizlik büyürse, işte o zaman devletin temeline sessizce kurt düşmeye başlar ki, mazallah akıbeti Türkiye’nin bir dönem yaşadığı faili meçhul cinayet ve olayların evresine döner!..…
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Siyasi karakterin ruhunda “ahlaki ölçü” yoksa bilki, “şeytani fikri” boldur!…

Yorumlar