"AHDE VEFA" BİR MİRASTIR!…
Hiç tartışmasız ki; zenginliktir..
Bir Kültürdür..
Bir Medeniyettir..
Bir Sahiplenmektir..
Sevgidir..
Dostluktur..
Muhabbettir..
Saygıdır..
Unutmamaktır..
Hatırlanmaktır..
"Ahde Vefa" sözü, paha biçilmez "kutsal" değerlerin varlığıdır ve nimetidir!…
İnsanda yarattığı "duygu" iki yönlü, tarifi mümkün değil..
Vefa gösterilen kişi için de…
Vefa gören kişi için de…
Üstadın ifadesiyle "ulvi" olan samimiyettir ve ihlastır..
Dahası, zevatın arkasında "bıraktığı" eserin, unutulmazlığıdır!…
***
Ama ne yazık ki!..
Son yıllarda.. Özellikle, şu "çeyrek asır" içerisinde..
Genelde ülkemiz…
Ama özelde, Diyarbakır’ımız.. "Ahde vefa" noktasında, "vahim bir zafiyet" yaşadığını ifade edebilirim..
Vefa değil, vefasızlık abidesi gibi!..
Kimi nesil der..
Kimi siyasi der..
Kimi ideoloji der..
Lakin, özelde yaşam ve insanoğlu karakteri "maddiyat" odaklı bir kültürle yetiştiği için!…
Maalesef; "maneviyatı" yok etmiştir..
Ki, nesil bu minvalde, "psikiyatrik..!"
Ecdadını da..
Büyüklerini de..
Kendini yetiştireni de; "unutur, anmaz" hale geldi!..
***
Yoksa!…
Şu çeyrek asır içerisinde, bu kadim şehirde "kimler geldi, kimler geçti!.?"
İz bırakanlar..
Hizmet edenler..
Sosyal..
Siyasal..
Ekonomik..
Kültürel..
Ve sanatsal alanda, ülkemize, bölgemize, kentimize "hizmet" etmiş!….
Arkasında "miras" olarak, nesline zenginlik bırakan, Büyüklerimizi!…
Şu veya bu, "demeden" sahiplenmemiz gerekirdi!…
Bir caddeye!..
Bir sokağa..
Bir kuruma..
Bir okula..
Bir inşa edilmiş bir tesise…
Büyüklerimizin..
Şehrimize, insanımıza emeği geçenlerin "isimlerini" ölümsüzleştirmemiz gerekirdi..
"Ahde vefa" noktasında, adlarını yaşatırdık..
Ama yok!…
***
İşte bu gerçeğimizi!..
Dahası, ayıbımızı ve eksikliğimizi, geçtiğimiz hafta cuma günü, "Bir Aksu Bulvarı neden yok?" başlığıyla dile getirmiştim!..
Yazı, "bir çok kulvarda" sille misali, etki yaptı..
Bir tarafta hüzün..
Bir taraftan da, "vay be biz ne kadar da vefasız olmuşuz" dedirtti!..
***
Öyle ya!..
Abdülkadir Aksu.. Diyarbakır'ın yetiştirdiği bir evlat..
Ve, 40 yıla dayanan "siyasi bir kimliğe" sahip..
Öncesi Valilik gibi, "üst düzey" bir bürokratlık…
Kaç iktidarda..
Kaç kez İçişleri Bakanlığında bulunan bir isim..
Düşünün..
Sadece üç yıl "vali olarak" görev yaptığı Gaziantep’te onun ismi "ölümsüzleştirilerek", adı bir Bulvarda yer alıyor..
Abdülkadir Aksu bulvarı diye..
Ama, doğduğu, büyüdüğü..
"Siyaset" yaptığı..
Seçildiği..
Ve Diyarbakır'la anılan isim olarak, Aksu kendi kentinde "ahde vefa" görmüyor..
"Vefasızlık" muamelesi görüyor..
***
Aksu'nun yansıra!.. Prof. Dr. Vedat Göral'ı da, mevzu etmiştim..
30 yılını "hekim, akademisyen" olarak, Diyarbakır'a veren bir evlat!..
Binlerce tıp öğrencisi yetiştirdi..
Ve yetiştirdikleri bugün sağlık alanında ülkenin en kritik görevlerinde!..
O da, benim önceki yazılarımdan etkilenerek, Diyarbakır'ın değerlerine "sahip çıkalım" diye, çağrıda bulunmuştu..
***
Cuma günü, öğleden sonraydı, Bakan Aksu aradı..
Malum, testi pozitif..
Karantinada, tedavisi sürüyor..
"Ses" tonu buğuluydu..
Ama ağzından çıkan, kelimeler hüzün doluydu..
Duygulanmıştı..
Teşekkür etti..
Ve "değerlerimize yekvücut" sahiplenmemiz gerektiği, ilkesiyle..
"Ahde vefa" yaşamın her alanında olması gerektiğine dikkat çekti!..
Bir anısını anlattı..
Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal sonrası Mesut Yılmaz'ın ANAVATAN Partisi döneminde, yaşadığı ve gördükleriyle alakalı!..
Tabi yazılmamak kaydıyla, aktardı..
Denir ya; "biz bize sahip çıkmazsak, el mi sahip çıkacak?…"
Maalesef!
***
Bu arada, Aksu'nun "sağlık" durumu iyi!..
Kendi ifadesiyle; "dostlar, hemşerilerimiz beni merak etmesinler..
Şuan, iyiyim.. İnşallah, bunu da atlatırız.. Dualarını bekliyorum" dedi..
***
Tabi Prof. Dr. Vedat Göral hoca da aradı..
O da duygu yüklüydü..
Beni etkileyen şu iki cümlesini aktarmak istiyorum..
"Diyarbakır aşkı ve sevgisi ile yanıyoruz..
Allah sizden razı olsun.
Diyarbakır'a büyük bir iyilik yapmış olacaksınız..
Sizin ve çok değerli büyüğüm Mehmet Ali Altındağ ağabeyimin sayesinde, gerçekleşir inşallah.."
***
Bizi üzen, hakikat şudur ki!…
Yüreğinde taşıdığından, kalbine yazdığından, virgül kadar iyilik ettiğinden, değer verdiğinden, zaman ayırdığından, maddi ve manevi bedel ödediğinden, "vefa" görmemek…
Vefa unutmamayı, dostluğu kadim kılmayı bilmektir..
Yani, vefa asalettir, soydur, medeniyettir, kültürdür..
Düşünürün ifadesiyle, "ahde vefalı" olmak, "ahde vefa" bulmaktır, ahde vefaya kavuşmaktır, kavuşabilmektir!?..
Hakikat; değer verendedir…
Kudretli ve kıymetli olana değil, kıymeti olana bakıp, değer verelim!..
Mütevaziliği bırakmadan, vakur duruşumuzu da bozmadan, "dostu" dost bilelim..
**
Velhasıl!.. Ülkemizin, bölgemizin, kentimizin, seçilmişi, atanmışı, görevlendirilmişi, eşrafı, kanaat önderleri, yani bir bütünlükle büyüklere ve nesile "ahde vefayı" bilelim..
İnsanlar yaşarken, "onure" olmak ister, ölürken "ölünü kıymetinin" bilinmesinin kıymeti harbiyesi, salih mi?
***
MESELE TARTIŞMA GÖTÜRMEZDİR!?..
İster "meslek" olsun..
İster "meslek" olmasın..
İster "diplomalı" olsun..
İster "diplomasız" olsun..
Şu bir gerçektir ki, ülkemizin "temel sorunu, istihdam, işsizlik ve tabi ki kalifiye eleman sıkıntısı.."
Çok da lafa gerek yok…
Reçetesi de bellidir..
Bakıyorum "bir kelime" arzıyla, Diyarbakır üzerinden "tartışma" yürütülüyor..
Mevzuu, "havanda su dövmeye" döndü!..
Denir ya; "işsizin, boş betalın icraatıdır, laf üretmek.."
Vaziyet bu halde..
Hadiseye nokta koymak, adına diyorum ki…
"Laf yetiştirileceğine değil, meslek ve mesleksizlik, istihdam odaklı somut icraata herkes yönelseniz..!"
***
BASININ "EDEBİ" DİLİNİ KAYBETTİK!..
Evet… Basın camiası "güzel adam" Ahmet Kekeç'i kaybetti..
Kaybettik..
Bugün "toprağa" verilecek..
Allah'tan rahmet diliyorum…
O'nu "yazılarından" takip edendim.. Ama, Uzay Haber'de program yapmaya başlayınca..
Daha bir yakından tanıdım..
Her ne kadar, "siyasi geleneklerimiz, fikirler" farklı olsa idiyse de!…
Buluştuğumuz noktalar çoktu!..
Kalemi..
Edebi.. Üslubu ise, "derin, altı dolu" kelimeleri inşa edendi..
Sahiciydi..
Vesayete, postmodern anlayışa karşı, direnen biriydi..
Yıkıcı değil, uzlaşıcıydı..
En kötü, en paspal sivil yönetimin ve sivil siyasetin "askeri yönetimden" evladır diyendi..
Hasılı kelam..
Ebediyete intikal etti; "edebiyle.?!"
Mekanı cennet olsun..
Basın camiasının başı sağ olsun..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Minnet ağır bir yüktür, kimse onu sırtlamak istemez.