BU RESİM NE ANLATIYOR?
Pür dikkat bakın.. Elbette ki, çok şey göreceksiniz. Ki kişiye göre değişir bakış ölçüsü.. Ancak ben bakarken, iç dünyam farklı bir ruh halini körükledi.. Öncelikle gözlerim doldu.. Tabi inanılmaz bir de şaşkınlık.. Derin ve yakıcı bir hüzün ise, fani dünya sen ne zalimsin der gibi!..
***

Resimde görülen şekliyle, kaldırımın soğuk taşları üstünde oturan bir kadın.. Yanında, koltuk değneği, önünde de mendil.. Kağıt parçaları.. Tam karşısında, bir market kasası gibi duran POS cihazı.
***
Deriz ya, rüyamda görsem inanmam Bak sen hele, dilencinin önünde POS cihazı var. Böyle bir şey var mı ya? Eskiden derlerdi de inanmazdık, gün gelecek dilencilik de modern çağa ayak uyduracak… Demek ki boşuna söylenmemiş o ikaz!
***
Kadın, gerçekten de dilencilik nam-ı hesabıyla, POS cihazı kullanıyor.. POS cihazıyla dilencilik yapıyor. O artık bir vergi mükellefidir de aynı zamanda… Bu cümleler insanın içini titretmez mi?.. Beni titretti, şok edici şekilde!
***
Çünkü ne mevcut an, ne de yaşanan hadise sadece absürt durumdan ibaret değil, ki görüntü her şeyi ele veriyor.. Bir toplumun en derin çaresizliğinin ne olduğunu denir ya çıplak haliyle haykırışını ifşa ediyor.
***
Kadının neden ve niçin noktasında bilemeyiz?. Belki gerçekten hasta, belki yalnız, belki çocukları için bir lokma ekmek peşinde. Hepsine evet deriz… Ama o POS cihazı, tüm bunları inkar ederek, bize şunu söyletiyor…
***
Nakit yok bahanesi artık dilenciye bile yetmiyor. Sadaka bile temassız oluyor, takip edilebilir hale geliyor. Kart geçiriyorsun, belki komisyon kesiliyor, belki bir yerlere vergi gidiyor...
***
Ama asıl acı olan, bir insan neden sadakayı makineyle toplamak zorunda kalıyor? Bakıyorum sosyal medyaya ve haberlerin alt başlıklarına gelen yorumlara.. Binlerce.. Herkes aynı şoku paylaşıyor. “Bu bir mizansen mi?”
***
Önce bir şehir dediler, sonra başka şehirler konuşuldu, yer hâlâ net değil. İşin hakikatine de henüz varılmış değil.. Lakin görüntüdeki o vatandaşın sesindeki samimiyet yalan olamaz. O şaşkınlık, o kırık gülümseme... Gerçek bir yüreğin sızlaması.
***
Garip bir hal.. Marketlerde nakit yok diyoruz, o kadın sokakta kart geçer diyor. Biz fatura taksitleri hayali kuruyoruz, o sadakayı belki taksitle mi kabul ediyor? Bu görüntü güldürmüyor artık, ağlatıyor.
***
Gülünür mü, ağlanır mı sözünde, ben ağlanır halimize derim.. Çünkü bu makinanın altında yatan gerçek çok ağır: yoksulluk o kadar yaygınlaştı ki, en temel insani yardım bile dijitalleşti. Ki insanlar neden hâlâ sadakaya muhtaç?
***
Kendi kendimize soruyor muyuz?. Yok.. Peki neden bir anne-baba, çocuğuna ekmek için bu kadar aşağılanmayı göze alır? Ya da ömrünün son yıllarını, ele muhtaç halde dilenir? Kim bilir hangi acıları taşıyor omuzlarında. Bilemezsin!
***
Belki hasta, belki kimsesiz, belki de bu ülkenin ekonomik enkazının en masum kurbanı. POS cihazı elinde bir kalkan gibi duruyor. Aslında kalkan değil, toplumsal gelir adaletsizliğine dair yara.. İçim cız edici..
***
Vakıa yekün şekilde viral oldu.. Paylaşıyoruz, şaşırıyoruz ve üzerinde konuşuyoruz, ki günün makalesiyle durumu analiz ediyoruz… Ancak hep bir taraf yara. . Gerçekçi olmak lazım, mevzu bizim ortak utancımız.
***
Çünkü bu kadın tek başına değil!.. Onun gibi milyonlarca insan var.. Ve hepsinin sessiz çığlığı bu. Bir daha hiçbir insan, sadakasını makineyle toplamak zorunda kalmasın.. Bu hale mi düşülecek ve düşürülecektik, demesin?!
***
Velhasıl.. Bu resmin muhtevasındaki o POS cihazı, hepimizin vicdanına dokunmuştur.. Nokta.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Seni ürkütmesi gereken, sessiz çığlıklar olmalı…
