SADECE BİR FOTOĞRAF VE KİŞİ DEĞİL YERDE YATAN!?

Gecenin bir vakti.. Hava buz kesiyor.. Yağmur tüm ihtişamıyla yağıyor.. Sis hafiften baskın.. Yerde yatan genç bir adam..  25 yaşlarında.. Eller cepte, yere yığılmış vaziyette yatıyor. Sırt üstü.. Kımıldayamıyor.. Yüzü ıslak, gözleri açık.. Ne hazin ki, hayata bakan gözlerle değil.

***

Yağmur damlaları yanaklarından süzülüyor aşağı doğru!.. Belli ki, hiçbir şeyi hissetmiyor.  Yaşanan ana dair resime baktığımda, duygu körü altında içimde fırtınalar koparken, buna kalp mi, yürek mi dayanır diye haykırdım?

***

Gazete satırlarında okudum hikâyesini.. Pırlanta gibi bir çocuk imiş?.. Ailesinin gözbebeği, mahallenin güler yüzlüsü, hayalleri olan, yarınlara koşmak isteyen cevval bir delikanlı.. Ne var ki hayatın ağır yükü, arkadaş çevresi, merak, çaresizlik, yalnızlık onu bir batağa düşürmüş!

***

Tüm bu etkenlerin marifetiyle düşürülen batakta çırpına durmuş.. Hayat onu zehir tacirlerinin kucağına atmış. Bonzai... Bir tutam sentetik ölüm. Bir kimyasal zehir, ve en güzel yılları bir anda yere seriveren, hayattan koparan, iğrenç illet onu düşürmüş!… Nabzı atmıyor..

***

Ambulans olay yerinde!. Sağlık ekibi de.. Ancak, geç kalınmış.. Çünkü, o cevval genç artık yok.. Gözleri açık, lakin yüzde gülümseme yok.. Hüzün, acı ve bir o kadar da, düşmeye gör, bu hayatın zilletliğine der gibi, ferman yazılı.. Kendine göre çığlık atıyor, yüzdeki ifade…

***

“Düşürdüler beni batağa.. “ Alçaklar, vicdansızlar, insan kanıyla beslenen uyuşturucu baronları... Onlardır, benim katilim.? Öyle ya bu katiller için bir gencin mevta oluşu, sadece bir müşteri eksikliği.. Ne olacak ki, sokaklar bize cirit alanı, başkaları var…

***

Ama o genç, ailesi için, çevresi için, ve tabi ki bu millet için, sayı ve müşteri değil.. O bir evlat, bir kardeş, bir yarın, bir umut.. Bu manzara ne ilk, ne de tektir.. Niceleri var?.. Diyarbakır’ımızda bu ve benzer manzaralar ne yazık ki çok yaşanıyor..

***

Batıkent bölgesinin köşeleri, Nevruz Parkı'nın kuytu yanları, Sur'un daracık sokakları, şehitlik mezarlıklarının yanı başı, Bağlar'ın geçit vermez geçitleri... Her köşede aynı acı.. Kendinden geçmiş bedenler, titreyen eller, boş bakışlar. Bonzai, esrar, metamfetamin, sentetik kannabinoid...

***

Yeşilay’ın istatistiki bilgileri.. 8-10 yaşında başlayan kullanım, 20'lerinde ölümle biten hikayeler. Genç kızlar, delikanlılar... Hepsi pırlanta gibi başlıyor, zehirle bitiyor.  Haber bültenlerinde gün geçmiyor ki, uyuşturucuya kurban verilen bir isim, ağıt yakan ailelerin feryadı…

***

Bu minvalde kaç yazım oldu artık bilemez haldeyim.. Fikri takip noktasında karşılaştıklarım, gördüklerim, kaleme aldığım hikayeler de, bu bir gencin düşüşü değil.. Ya da bir gencimizi düşürdüler diye ağıt yakma değil.. Bu bir milletin korkunç şekilde geleceğinin, karartılmasıdır?!

***

Derin bir toplumsal yara.. Artık bir beka meselesi.  Düşürülen bir gencin, tedavi edilmesi ya da ona gözyaşı dökmek değil,.. Yapılması gereken suçu üreten ağı, baronları, karanlık sokakları, o zehirli kültürü kökünden kazımak, yaşamasına ve yeşermesine imkan tanımamaktır?…

***

Tabi yakalamak, yargılamak, hapsetmek, batağı kurutmuyor?..  Batağın ürettiği haşerelerle mücadele yetmez.. Çünkü zehir, sadece sokaklarda değil.. Çaresizlikte, umutsuzlukta, yalnızlıkta da dolaşıyor. Eğitimle, istihdamla, sıcak bir yuvayla, anlamlı bir hayat sunmakla, derman olunur..

***

Okulda, camide, mahallede, ailede... Gençlerimizi zehirden uzak tutacak bir umut köprüsü kurmak lazım. Ve buna büyük bir inanmışlıkla, seferberlikle, kamil olabiliriz.. Aksi takdirde dövünmeye devam eder, nice gençleri kurban vermeyi sürdürürüz..

***

Onun için, diyorum ki bu fotoğrafa iyi bakın, yakından görün ve iç dünyanızda sorgulayın… Yağmurda ıslanmış bu yüz, sizin çocuğunuz, benim yeğenim, hepimizin evladı olabilir. O yere yığılan beden, sadece bir haber değil, benim de yazdığım bir yorum değil…

***

Bu bir çığlıktır, feryattır, isyandır… Beni kurtarın haykırışıdır… Bizi kurtarın" imdadıdır.. Hayatımı elimden almayın söylemidir.. Artık yeter. Bir genç daha düşmesin. Bir anne daha evladının soğuk cesedine sarılıp neden diye haykırmasın.

***

Velhasıl.. Diyarbakır'ımızın sokakları, kadar ülkemin her karış toprağı, parkları, mahalleleri zehirden arınsın. Bonzai baronları hesap versin. Gençlerimiz hayata sımsıkı tutunsun, hayalleri gerçek olsun, gülümsemeleri solmasın. Uyanalım el ele verelim. Neslimizi uyuşturucu batağının illetinden, kurtaralım?..

***

GÜNÜN SÖZÜ?..

Güç, fiziksel kapasite ve görünümden gelmez, yenilmez bir iradenin hükmüyle gelir…