ŞEHRİN SESSİZ ÇIĞLIĞI!..

Bu çığlık kadim Diyarbakır’ın sosyo-ekonomik çilesinden yükseliyor!.. Kaldırım işgalleri ve eksenindeki yaşanmışlıklara dair, çok yazım oldu!.. Gelen-giden yerel yönetimler kadar bölgedeki esnaf, eve ekmek götürme derdinde köşe-bucak işgalinde bulunan, beri yanda yaşanan kaldırım işgaliyle şehir hayatının çilesiyle veryansın eden, kent ahalisi!.. Vakıa büyük bir kaotik yaşam mahkumiyetini içeriyor…

***

Tarihi Sur ilçesi.. Dar sokaklar, yetersiz cadde ve de kaldırımlarıyla, ünlü.. Turistik bir bölge.. Kaldırımların yaya özgürlüğüne, kamil oluşu en büyük istek!.. Ama vaki değil.. Düşünün, yaşadığımız şu soğuk ve yağışlı havada, yaşlı bir çiftin birbirine tutunarak yürümeye çalıştığı!.. Ya da, puslu havada evine yakın okula gitmek zorunda olan, çocuklar!.. Veyahut kadim şehri gezip görmeye gelen, birey ya da kafile halindeki turistler!..

***

O da ne?.. Ne kaldırım geçit veriyor, ne cadde?.. Tıkalı.. Seyyar tezgahlar, satıcılar, el arabaları, caddeye sağlı-sollu park etmiş araçlar.. Büyük bir curcuna.. Adım atacak yer yok.. Gel de yol yürü.. Engelli vatandaş,, Tekerlekli sandalyesinde, iki gözünden ama olan Mehmet Karakaş’ın beyaz bastonuyla sarı çizgili kaldırım taşını araması!.. Dört bir taraf işgal edilmiş!.. Peki bu işgal sadece kaldırımı mı ifade ediyor, yoksa bir kentin topyekün ruhunun tar-u mar edilmiş şekildeki ezilişini mi, haykırıyor?..

***

Yollar araçlara, kaldırımlar da yayalara ait.. Ama, Diyarbakır’ımızda iki taraf da işgal ediliyor, haklar açık ve bariz şekilde ihlal edilerek, çiğneniyor. Kaos üretici bir kent yaşamı!.. Köy kent.. Estetik yok.. Hijyen deseniz hak getire.. Trafik mi, saç-baş yolduruyor, öfke seli oluşturuyor.. Ve o  tezgahlar, yere serilmiş işportacılar onların da tek gayesi ve amacı var; ailelerinin geçimini sağlamak.. Ama gel gör ki, onbinlerce insanın günlük  hayatına çile katıcı!.

Tüm bu kaotik ortama hiç kuşkusuz müdahale gerekli.. Onu da ikmal edici olan Zabıta ekipleri.. Büyükşehir ve İlçe Belediyesi.. Haklar ve Kanuni nizam noktasında, kaldırımlar yayaların deyip, tezgahları kaldırmaya çalışıyor. Ne var ki, değişmeyen tablo karşı direnç! Öfke dolu bakışlar, haykırışlar, akabinde gelişen arbede ile kavga.. Satıcı diyor ki; "Burası benim ekmek teknem, yoksa aç kalırım!” diye haykırıyor.. Gözyaşı, öfke birbirine karışıyor..

***

Haftanın son günü, Dağkapı meydanında vücut bulan tablo, işte bu!.. Sebzeler, meyveler orta yerde..  Ortalık savaş alanı gibi.. Biber gazı kullanımı, şiddet, yumruklaşmalar! Bu kavga, sadece fiziksel değil; duygusal bir yarılmayı da tetikliyor. İşsizlik pençesinde, enflasyonun kurbanı, informal ekonomiye sığınmış nice insanlar! Hiyerarşi zinciri, bir de halktan gelen haklı tepkilerin ışığında, görev ifa etmek…

***

Topyekün bir dert ağı egemen.? Ki bu dert yumağı, ilgili, ilgisiz herkesin yüreğini çok yönlü şekilde burkuyor.. Tablo bir anda, haklı haksızdan çıkıyor.. Yükselen ses, tüm taraflar için “empati, empati, empati” diye, haykırıyor.. Öyle ya bir yanda seyyar satıcı-işportacının yaşama dair oluşan umutsuzluğu, beri yanda yol alamaz, geçit bulmaz, şehrin çileli yaşamına mahkum edilmiş, yaya!.. Aslında iki taraf da, mevcut idari sistemin ezileni?!

***

Peki çözüm!.. Bu köşeden defalarca dile getirdim ki bir kez daha dile getirirken, haber aldım.. Büyükşehir Belediyesi Başkanı Serra Bucak, Sur Belediyesi Eş Başkanlarıyla birlikte, Sur genelinde, özellikle de, Dağkapı bölgesindeki ki, cuma günkü olaylara sahne olan, oradaki seyyar satıcılarla, bir araya gelinmiş.. Uzlaşı zemininde, ortak aklı egemen kılınarak, alternatif pazar ortamında karar kılınmış.. Diyalog eksenli, bir çözüm! 

***

Ne yayalar kaldırım işgalleriyle mağduriyet yaşayacak, ne de geçim zorluğuyla satıcılık yapan seyyar satıcılar dışlanmış olacak. Zabıta, seyyar satıcı arasında, linç edici öfke atmosferi böylece son bulacak. Anlayış öncü olacak.  Hasılı, kangrenleşen bu mevzusu böylesi bir ateşleyici hiziple gündeme gelirken, sirayeti şehrin tüm bölgelerine olmalı!  Öyle inanıyorum ki, sokaklarımız hem ekmek arayana hem yürüyene açık hale gelir. Yoksa, öfke zincirleme olarak kent yaşamını savaş alanına çevirmeye devam eder.. Eleştirmeye devam eden de biz oluruz!

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Adımların özgür, işin ve aşın kamilse, sadece rüzgarın söylediği şarkıların keyfiyle kaldırımlarda yürüyen sen olabilirsin?