DÖNÜŞÜMÜN ÖNÜNDEKİ ENGEL NEDİR?
Mevzu derin… Sahipsizlik egemen!
Diyarbakır’ın kronikleşen sorunlarında değişmeyen bir denklem var. Konuşuluyor, tartışılıyor, proje hazırlanıyor… Ama nihai sonuç bir türlü gelmiyor.
Sözler veriliyor, toplantılar yapılıyor, planlar açıklanıyor. Sonra süreç uzuyor, gündem değişiyor, vatandaş yine aynı soruyla baş başa kalıyor. “Ne zaman başlayacak?”
Kaynartepe bunun en çarpıcı örneklerinden biri.
Yıllardır kentsel dönüşüm gündemde. Planlar yapıldı. Kamulaştırmalar konuşuldu, bazıları hayata geçirildi. Bazı yapılar boşaltıldı, bazıları yıkıldı.
Ama mahallenin kaderi değişmedi.Dönüşümün kendisi dönüşemedi!
26 Eylül 2020’de Cumhurbaşkanlığı Kararı ile riskli alan ilan edilen Kaynartepe için ilk etapta 54 dönümlük alan ve beş etaplı bir dönüşüm planından söz edildi.
Aradan yıllar geçti. Şimdi aynı soru hâlâ ortada: Kaynartepe’de dönüşüm ne zaman başlayacak?
***
6 ŞUBAT’TAN SONRA DA MI?
6 Şubat depremleri Türkiye’ye acı bir gerçeği bir kez daha gösterdi. Riskli yapılar ertelenemez.
Depremlerin ardından Kaynartepe için de “ivedi dönüşüm” çağrıları yapıldı.
Peki değişen ne oldu?
Metruk yapılar hâlâ ortada.Boşaltılmış alanlar hâlâ sorun.Çarpık yapılaşma hâlâ devam ediyor.
Dar sokaklar, olası bir afette acil müdahaleyi güçlendirecek şekilde varlığını koruyor.
Peki bir deprem daha yaşandığında aynı soruları yeniden sormak mı gerekiyor?
Daha ne olması lazım ki “acil” diyelim?
***
KURUMSAL PASLAŞMA, MAHALLEDE GERÇEK HAYAT!
Vatandaş bir kuruma gidiyor. “Belediye…” Belediyeye gidiyor.. “Bakanlık…” Başka bir kapıya başvuruyor. “Yetki bizde değil…”
Böylece top kurumdan kuruma dolaşıyor. Ama riskli bina yerinden kıpırdamıyor.
İnsan ister istemez soruyor. Bu bir koordinasyon sorunu mu, yoksa irade sorunu mu?
Vatandaş artık hangi kurumun ne söylediğiyle değil, ne yaptığıyla ilgileniyor.
Çünkü vatandaşın ihtiyacı yeni bir açıklama değil.
Güvenli bir ev.
***
SAMİMİYET NEREDE?
Kentsel dönüşüm başka kentlerde gündeme geldiğinde kaynak bulunuyor, projeler hazırlanıyor, süreçler ilerliyor.
Diyarbakır’a gelince neden sürekli yeni bir gerekçe ortaya çıkıyor?
Elbette her kentin hukuki, ekonomik ve teknik koşulları farklıdır.
Ancak bu farklılık, yıllarca sonuç alınamamasının gerekçesi olabilir mi?
İşte kurumların cevaplaması gereken asıl soru bu. Diyarbakır’a gelince kentsel dönüşümde samimiyet neden eksiliyor?
***
“YAPACAĞIZ” DÖNEMİ BİTTİ!
Artık “çalışıyoruz” denilmesi yetmiyor. Proje hazırlanıyor… Görüşmeler sürüyor… Çalışmalar devam ediyor…
Bunların hepsini vatandaş yıllardır duyuyor.
Şimdi başka şeyler gerekiyor. Takvim. Kaynak.Sorumluluk. Başlangıç tarihi. Ve kamuoyuna açık, hesap verilebilir bir süreç.
Kısacası.. Söz Değil uygulama!
***
DÖNÜŞÜM VARSA VATANDAŞ NEDEN MAĞDUR OLSUN?
Kentsel dönüşümün en kritik başlıklarından biri de finansman.
Mahalleli dönüşüme karşı değil. Tam tersine, güvenli ve sağlıklı konut istiyor.
Ancak dönüşümün ağır bir borç yüküne dönüşmesini de istemiyor.
Bu talep görmezden gelinemez. Çünkü kentsel dönüşüm yalnızca eski binayı yıkıp yerine yenisini yapmak değildir.
İnsanı merkeze almayan dönüşüm, sadece beton dönüşümüdür.
Vatandaşın ekonomik gücünü aşan bir model, mevcut sorunu çözmek yerine yeni bir mağduriyet yaratabilir.
Bu nedenle dönüşümün yalnızca “kaç bina yıkılacak?” sorusuyla değil, “vatandaş bu süreçten nasıl çıkacak?” sorusuyla da ele alınması gerekiyor.
***
BAĞLAR’IN SORUNU BİR MAHALLEYE SIĞMIYOR
Kaynartepe yalnız değil.
Bağlar’ın farklı bölgelerinde de eski yapılaşma, dar sokaklar, metruk binalar ve plansız kentleşme sorunları yıllardır konuşuluyor.
Muradiye… Fatih… Körhat… 5 Nisan… Şeyh Şamil… Liste uzatılabilir.
Dolayısıyla mesele artık yalnızca bir mahallenin dönüşümü değil. Mesele, Diyarbakır’ın kentleşme politikasıdır.
***
ARTIK CEVAP VERİLMELİ!
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı… Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi… Bağlar Belediyesi… Ve süreçte sorumluluğu bulunan diğer kurumlar…
Artık kamuoyunun önüne çıkmalı.
Şu sorulara açık ve net cevap vermeli. Kaynartepe projesi neden bugüne kadar tamamlanamadı?
Şu anda hangi aşamada? Sorumluluk hangi kurumda? Yeni takvim nedir? İlk etap ne zaman başlayacak? Finansman modeli nasıl olacak? Vatandaş ne kadar borçlandırılacak?
Metruk yapılar ve boşaltılan alanlar nasıl değerlendirilecek?
Bunlar polemik soruları değil. Bunlar, kamu yararı adına sorulması gereken sorular.
Vatandaşın hakkı da kurumların görevi de bellidir. Açıklık ve hesap verebilirlik.
***
DİYARBAKIR ÜVEY EVLAT DEĞİL!
Diyarbakır ayrıcalık istemiyor. Eşit muamele istiyor. Güvenli konut istiyor. Sağlıklı mahalle istiyor. Çocukların güvenle sokakta oynayabileceği bir kent istiyor.
Ve en önemlisi… Yıllardır verilen sözlerin artık karşılığını görmek istiyor. Kimse artık vatandaşa sürekli “biraz daha sabır” demesin.
Çünkü sabrın da bir sınırı var.
Kaynartepe’de bugün sorulması gereken soru. “Dönüşüm yapılacak mı?” değil.
Asıl soru şu; neden hala yapılmadı?
Ve artık kurumların bu soruya mazeretle değil, takvimle cevap verme zamanı.
Çünkü… Deprem takvim beklemiyor.Risk beklemiyor.Hayat beklemiyor.
Diyarbakır artık beklemek istemiyor..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Bir kentin geleceği, verilen sözlerle değil; tamamlanan projelerle inşa edilir.
Yazarın Önceki Yazıları
Yorumlar