ELÇİ JESTİ!
Şerafettin Elçi.
Kürt siyasetçi.
Aklı-Selim'in sesi.
Muhafazakâr.
Hayat felsefesinde, "barış" hayat iksiri.
Barış varsa; "Kürtler de, İnsanlık da! Türkiye'nin bütünlüğü de vardır" diyenlerden.
***
Geçtiğimiz yıldı.
Aralık ayı sonuna doğru.
Kıştı.
İşte Elçi'yi o gün.
Yani 25 Aralık'ta kaybettik.
Bedeni yenik düştü "amansız" hastalığa.
Kanser.
Hain ve ölümcül bir hastalık!
***
Buradan;
Bir kez daha kendisine Allah'tan rahmet diliyoruz.
Mekânı cennet olsun.
Elçi.
Unutulmaz bir isim.
Hele ki, Kürt siyasetinde.
Hiç ama hiç unutulmaz.
Unutulacak sima ve siyasetçilerden de değil.
Bıraktığı izler.
Öyle bir anda "silinecek" izler değil.
***
80 öncesiydi.
Yani, 1978–79.
Malum, kısa bir dönemde olsa.
O tarihte Bayındırlık Bakanlığı görevini yaptı.
Bir yıl süreyle.
İşte, o bir yıllık süre var ya.
Birçok kişiye kısa gelebilir.
Ama o bir yıl;
Tıpkı.
Diğer Kürt siyasal hareketleri ve siyasetciler gibi; tarihsel dönemdi.
***
Özellikle;
Türkiye'nin "vesayetçi" yüzünün deşifresi için.
O tarih, maskeyi, indiren bir zaman dilimi oldu.
Elçi, kürsüde deklare etti.
Dedi ki;
"Türkiye'de Kürtler var, bende kürdüm."
Sen misin diyen.
***
Tıpkı.
1991'de, HEP Milletvekillerine yapılan zulüm gibi.
Apar-topar.
Bu sözü için yargılandı.
Ve "cezaevi" hayatı yaşamasına neden oldu.
Hem de, 30 ay süreyle.
***
Sadece;
Bu sözünden dolayı, 2 yıl 3 ay hapis cezası aldı.
Bir de, Yüce Divan'da yargılandı.
Gerekçe de;
Bakanlığı döneminde "Kürtleri bilerek işe almış" diye!
2 yıl 4 ay da bundan mahkûm oldu.
***
Ne yıllar.
Ne zihniyetler,
Ne inkârcı vesayetler yaşamışız.
Neyse.
Toplamda, hepsinden 30 ay hapis yattı.
Ama 10 yıl da; "siyasi" yasak aldı.
Tabi ki;
Avukatlık mesleği de elinden alınarak.
***
Ama.
O yılmadı, geri adım atmadı.
Direndi.
Parti kurdu, düşüncelerini burada ifade etmeye çaba gösterdi.
Barzani yakın biriydi.
KADEP.
Ve son olarak;
BDP'nin desteğiyle; "Bağımsızlar" grubundan Diyarbakır Milletvekili seçildi.
***
Meclise gitti.
Yeminini ettikten sonra; BDP'ye dâhil olmadı.
Kendi kurduğu partinin başına geçti.
Yani, Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP).
Zaten.
Siyasi düşüncesiyle,
PKK ve BDP'nin "siyasi aksiyonu" arasında, mesafe vardı.
***
Velhasıl.
Elçi'yi 25 Aralıkta kaybettik.
Kendi ifadesiyle; "Barışı göremeden, gidiyoruz.".
Evet.
Barışı göremeden, aramızdan ayrıldı.
Çok uğraş verdi.
Hele ki.
Son "çözüm sürecinde", taraflar arasında köprü vazifesi gördü…
***
Gerek, BDP.
Gerek, Kandil.
Ve gerekse, Kuzey Irak ekseninde.
Pek tabi ki;
Siyasal iktidar arasında, kilit "dengeydi" diyebiliriz!
Kamuoyu pek bilmiyor.
Ama Kürt siyasi hareketini takip edenler bilir nasıl uğraş verdiğini.
***
Silahı.
Kanı, şiddeti.
Hele ki, "kaotik" yapı üretenleri.
Hangi tarafta olursa olsun; sempatisi olmazdı.
Bilakis, karşıydı.
Hatta PKK'nın son dönemdeki silahlı faaliyetlerine de, eleştiri getirendi.
Çözümü ve süreci.
Sağduyu ve samimi diyalogla ancak sonuçlandırabilineceğini bilendi.
"Silah miladını" doldurdu diyendi.
***
Seçim arifesinde ziyarete gelmişti.
Gazeteye.
Bir söyleşim olmuştu kendisiyle!
Uzun uzadıya.
Çözümde ana strateji ne olmalı diye bir sorum olmuştu.
Verdiği yanıt beni etkilemişti.
İki kelimelik bir cevaptı.
Diyordu ki çözüm için illaki;
Kürtler "tatmin" edilecek, Türkler de "ikna" edilecek.
***
İşte.
Tam da bugün o süreci yaşıyoruz.
Tabi..
Geriye dönüp baktığımızda..
"Nerden nereye" demekten de insan kendini alı koyamıyor?
Dün neyde, bugün nerdeyiz?
Yani;
Kürtler'in "tatmin" edilmesi,
Türklerin de, çözüme ve Kürtlerin taleplerine ilişkin "ikna" edilmesi şart.
***
Şuan.
Hiç kuşkusuz ki bu yönde ciddi çaba var.
Nitekim çözüm süreciyle alakalı, ifade edilen şekliyle.
"İkinci aşamadayız".
***
Evet.
İkinci aşamanın arifesinde gelen bir jest var.
O da;
Şerafettin Elçi'nin "isminin" yaşatılması!
Malum.
Başbakan Erdoğan, iki gün önce Bingöl'deydi.
Bingöl Havaalanının açılışı dolaysıyla.
Orada konuştu.
Bu ayın sonunda, "uçuşlara" açılacak olan Şırnak havaalanı için.
Dedi ki;
Buraya, "Şerafettin Elçi'nin adını vereceğiz.
***
Sonuç itibariyle!
Fikri, düşüncesi ve yaklaşımı.
Hem Kürtlerin,
Hem de Türklerin büyük beğeni ve takdirini toplayan böylesi bir siyaset adamının.
Elbette ki; "ismi" yaşatılmalı.
***
Bakalım.
Kürtler'i tatmin etme noktasında.
Önümüzdeki süreçte hükümette yeni jestler gelecek mi?
Gelmeli.
Çünkü ikinci aşama için.
"Karşılıklı" samimi ve güvenin, aksiyonları gerekiyor…
Pek tabi ki.
PKK'nın da,
BDP'nin de, tabi ki İmralı'nın da "ikna ve tatmin" noktasında, "eller" güçlendirilmeli.
Güçlü demokrasi için bu şart.