İKİ SEÇİM VE MÜLAHAZASI!

Bilindiği gibi…

Hafta sonu "iki" seçim yaşadık.

Birincisi; Cumartesi günü Ticaret ve Sanayi Odası seçimi.

İkincisi ise; Pazar günü Ticaret Borsası seçimi.

İki seçim de, sonuçlandı.

***

Hiç kuşkusuz ki bu iki kurum!

Diyarbakır için.

Özellikle; "ticari" hayatı açısından hayli önemlidir.

Sosyo-ekonomik bazda yön veren oluşumların başında gelmektedirler.

Yönetimi de, yönetim zihniyeti de.

Pek tabi ki;

Sergilenen "performans" ölçeği de, bu anlamda hassasiyete sahiptir...

***

İşte bundan olsa gerek!

Seçimlere.

Ve Yönetime hayli ilgi ve aday çokluğu vardı.

Ki Ticaret ve Sanayi Odası.

Tarihsel bir dönem diyebilirim ki, ilk kez böylesi "çekişmeli" seçim yaşadı.

Üç farklı liste.

***

Sarı.

Beyaz.

Ve Mavi liste…

Ticaret Borsasında ise;

Kırmızı ve Mavi "liste" çekişmesi oldu.

Seçim öncesi.

Ve Sandık günü, "irili-ufaklı" gerilim ve tartışmalar yaşandı.

***

Ama genel itibariyle.

İki seçim de;

Diyarbakır'ın demokrasi kültürü açısından,

Sivil Toplum Örgütü kimliği noktasında,

Velhasıl;

Bütünlük içerisinde "deneyim ve kazanım" sağladı!

Doğru olan da bu şekildi.

***

 

Ticaret ve Sanayi Odası.

Seçim sonucuna göre;

Mavi Liste 12 Meslek grubunun,

Sarı liste 3 Meslek grubunun,

Beyaz liste 1 Meslek grubunun desteğini aldı.

***

Başkan.

Yönetim Kurulu üyeleri.

Ve Meclis Başkanı gibi; "organların" seçimi de önümüzdeki günlerde olacak.

16 Meslek grubundan seçilenler kendi aralarında toplanacak.

Ki çoğunluk Mavi Liste de.

Buda haliyle "yönetim" bu gruptan çıkacak.

Şimdiden hayırlı olsun diyelim.

***

Ancak siyasi noktada.

Arıza-i durum, nasıl aşılacak onu bilemiyorum.

Malum.

Mavi Liste'ye;

BDP ve DTK "açıkça" deklare ederek, destek verdi.

Ve tabi ki bu destekle; "Mavi Liste" ezici çoğunlukta kazandı.

***

Ki bu da ilk oldu.

Yarı sivil,

Yarı resmi "kimliğe" sahip yapı için; "ilk kez" siyaset doğrudan müdahale etti.

Doğrusu.

Bu da "siyasi" polemiklere neden oldu.

Onun için.

Seçilen üyeler ve oluşacak Yönetim Kurulu; "pozitif-negatif" yönünü iyi kurgulamalı.

***

Hiç kuşkusuz ki!

BDP'de,

DTK'da özellikle bölge halkının ekseriyetinin iradesini temsil ediyor.

Yüzde 70'lerde.

"Siyaset" alanında bu böyle.

Ancak, "sivil örgütler" ölçeğindeki müdahale, "siyasallaşma" polemiğine neden olmaktadır.

***

Öyle inanıyor.

Ve ümit ediyorum ki;

Politik mülahazalardan çok çabuk kurtulur.

Siyaset üstü "kimliğini" ortaya koyar.

Aksi takdirde;

"Politize" olmuş bir kurum haline gelir ki bu da her daim tartışmaya neden olur?

***

Ve.

En önemlisi;

İlerleyen dönemlerde Kürt siyasal hareketine de zarar verir.

Çünkü derler ki;

Bir tarafı destekleyip, diğer tarafı dışlarsanız.

O zaman;

Bölgede her şeye müdahale eden "resmi ideolojiden" ne farkınız kalır?

***

Dileğim odur ki;

Ticaret ve Sanayi Odası "siyasetin" arka bahçesi olmasın.

Çünkü,

Geçmişine baktığımızda, bu noktada "sicili pek temiz" değil.

Ki son dönemlerde; "Siyasetin" sıçrama noktası haline geldi.

AK Parti.

Şimdi de, BDP olmasın!

***

Ve bir çağrım var.

Her üç listenin üye ve öncü isimlerine.

Seçim bitti.

Gelin "el birliği" içerisinde, seçim öncesini unutup.

Yarınlar için;

Daha çağdaş, modern, gelişen bir Ticaret ve Sanayi Odası için "güç birliği" yapın.

Sen-ben ayırımına girmeden;

Diyarbakır'ın ve demokrasi kültürünün kazanımı için; bunu yapın!

****

 

Biliyorsunuz ki.

Diyarbakır kutuplaşmalardan çok çekti.

Ve halen de çekmeye de devam ediyor.

Artık bunlar bitsin.

Şehr-i Diyarbakır ahalisi de bunlar artık yaşanmasın diyor.

***

Gelelim.

Ticaret Borsası seçimine.

Burada da;

Ticaret ve Sanayi Odası’nda olduğu gibi değişim yaşandı.

Yönetim ve başkanlar değişti.

Yalnız buradaki biraz daha farklı.

3 dönem başkanlık yapan…

12 yılı aşan sürede borsayı yöneten Fahrettin Akyıl artık yok.

***

Kaybetti.

Yönetime hâkim olamamanın bedelini ağır ödedi.

Çünkü, yönetiminde yer alan Ebubekir Bal’a karşı 45 oyla kaybetti.

Evet.

İki seçim de Diyarbakır’a hayırlı olsun.

Kazanan yönetimlerin önceki dönemlerde yapılanlardan ders-i ibret alması lazım.

***

Doğrusu;

Koltuğa oturmanın sarhoşluğunu yaşarlarsa.

Hele ki hizmet noktasında yetersiz kalırlarsa.

Ayırımcılık gibi bir gaflete düşülürse.

Şu senden-bu benden deyip;

Bir dönemin "çağ dışı" siyasi zihniyeti, icra ederlerse; "kazanımdan" çok kayıplar olur.

İki yönetim de siyasete mesafeli ve eşit noktada durmalı diyoruz!

***

Pazar Sohbeti.

Bu hafta ki konuğum Fırat Anlı idi.

Anlı.

Diyarbakır’da sevilen,

Kent kültüründen gelmiş bir siyasetçi.

Genç yaşına rağmen hayl-i deneyim kazanmış biri.

***

İyi bir dost.

Gönül dostu.

Dünkü,

Sohbetimizde bir hayli önemli tespitlerde bulundu.

Malum 3 yıl 3 ay tutuklu kaldı.

KCK davasında.

Davası halen sürüyor.

KCK davası ile Ergenekon yapılanmasıyla ilgili değerlendirmeleri oldu.

***

Tabi.

Çok şey konuştuk, birçok mevzuyu dillendirdik.

Ancak çok çarpıcı bir önerisi oldu.

Yerelde; "barış atmosferini" geliştirme noktasında.

Sorunların tespiti.

Ve çözümü açısından.

***

Yerel çalıştayı!

Yani;

‘Bu çalıştaya AK Partili,

BDP’li temsilciler,

STK yöneticileri,

Kent idarecileri dâhil herkes katılsın ve sorunlar tartışılarak ortak akılla hareket" etme stratejisi belirlensin.

Tabiki bu öneri bölgenin tüm illerini kapsamalı. Ki sonuç alınabilinsin.

Bence anlamlı bir öneri.

Desteklenmelidir.

Çünkü çözümün önemli bir yol seyri de; "yereldeki" uzlaşmadan geçer.