KA SAĞLIKTA AKIL?

Dünkü yazımda, ifade etmiştim!

Sağlık Kurumları "sağlıksız" işliyor diye?

Genel Sekreterlik.

Ve Hastanelerdeki "yönetim" işleyişi.

Özellikle son iki yıllık; "tahribat" evresiyle, tabiri caizse kurumlar beri berdan!

Dökülüyor!

Yenisi de. Eskisi de. Yapılması, düşünüleni dâhil olmak üzere.

Fiziki olduğu gibi.

Mevcut sağlık hizmeti anlamında da; "gerileme" dönemi yaşıyor.

***

İşte bu yazım!

Dün Sağlık Camiasında "neşter" misali yankı uyandırdı!

Bir dokun, bin ah işit!

Kirlilikler.

Çarktaki olumsuzluklarla alakalı neler anlatılmadı ki?

Kim, neler söylemedi?

Kimler, hangi idareci hakkında, neler ifade etmedi ki?

İnanın aldığım notlar, ortaya konulan iddialar sayfalar dolusu!

Özellikle Uçkuyu'daki, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile alakalı.

Kadın Doğum da.

İddialar yenilir-yutulur değil.

Tabi bir çoğu da; "ispatı" lazım.

Onları, "araştırma" kapsamına aldım.

Her zaman ki gibi irdeledikçe sizlerle hasb-i halim olacak.

***

Ama hepsinin, ortak buluştuğu ifade şu oldu.

Diyarbakır'da!

Sağlık "idari ve fiziki" bazda, değişime gitmeli.

A'dan, Z'ye değişmeli.

Ki içinde bulunduğu "batak ve kirli" oluşum çarkı ancak temizlenebilir.

Aksi takdirde çark aynı "istikamette" dönmeye başlar.

Karşı çıkan da. Değişime hamle yapan da; "çarkın" dişlileri arasında, eriyip gider.

Ya da, "dümene" uyar.

Nitekim daha düne kadar örneklerini gördük ve yaşadık.

***

Eski bir yöneticinin ifadesiyle!

Genel Sekreter değişmiş.

Başhekim atanmış. Ya da, yönetime yeni isimler getirilmiş.

Bunlar çözüm değil.

Çözüm "zihniyetin" değişmesindedir.

İdari değişiklik; "bohçaya yamadan" öteye anlam teşkil etmez!

Dört Genel Sekreter değişti ama "çarkı elinde" tutanlar aynı görevde ve bildik "sistemlerini" uygulamaya devam ediyorlar.

***

Çünkü diyor o yetkili!

Enva-i yolsuzluk yapılıyor.

Medikal’dan, tıbbi sarf malzemesi alımına kadar.

Hizmet alımları dâhil.

Hele ki, "ortopedik".

Temizlik, Yemek ihalesi.

Otomasyon.

Veyahut araç kiralama.

Şartnamelere bakın tabiri caizse hepsi ama hepsi "adres'e" teslim!

Yıllardır; "ihaleler" aynı kişilere kurgulanmaktadır.

***

Bunlar, bilinmesine rağmen.

Ki Sağlık Bakanlığından şikâyetler üzerine gelen müfettişler tarafından iddialar soruşturulmasına rağmen.

Onlarca klasör, raporlar hazırlanmasına rağmen.

Görevden alma.

Disiplin cezası.

Zimmet çıkarma.

Hatta yargıya intikal etmesi gerektiği noktasında, görüş belirtilmesine rağmen.

Her şey; "sumen" altı ediliyor.

Kimin ne yaptığı yanına kar kalıyor.

Bilakis, "yaban" terfi ediliyor, itibar kazandırılıyor, "aferin" deniliyor?

***

Eee, Politize olmuşluk da buradan kaynaklanıyor.

Çark, siyasileşirse, durum böyle oluyor.

Onun için deriz ya "balık baştan kokar…"

Ya da, "et kokarsa tuz var ya tuz kokarsa."

Biliyorum bu ifadem siyasilerimizi rahatsız edecek.

Ve yine biliyorum ki, "dahlimiz yok bu işte" diyecekler?

Ama ben biliyorum ki!

Halk nezdinde, "müsebbip" kendileri.

Ve ben yine biliyorum ki, aynen de sorumludurlar.

***

Dünkü yazımda;

Kısm-i alarak Çocuk Hastanesi'ndeki "yatak" sıkıntısına dikkat çekmiş bir yatakta, üç hasta tedavisi olur mu?

Mevcut binanın da yıkım kararına rağmen, halen kullanılması doğru mu diye de sormuştum?

Doğrusu, yetkili zevattan pek tepki almadım.

Ama ahaliden.

Çocukları hastanede tedavi gören çok sayıda aileden, tepki aldım!

Anneler-babalar aradı.

Ne olur bunu biraz daha irdeleyin de; "rezalet ve sorumsuzluk son bulsun" diye?

Bir iki görüşmem de oldu; özellikle "yatak kapasitesi" noktasında!

***

Bir annenin feryadı aynen şöyle!

Attığı e-mailinde şöyle diyor.

"Ömer Bey.

Allah sizden razı olsun. Çocuk Hastanesini yazmışsınız, bir yatakta üç hasta olur mu diye?

Ne yazık ki oluyor.

Muhakkak görmüşsünüz, hastanedeki rezilliği.

Katlardaki odalar koğuş sistemi.

Bir odada, 5–6 yatak var. Ve her yatakta, birden fazla hasta çocuk var.

Her çocuğun bir de, refakatçisini düşünün.

Bir yatakta üç hasta değil, 6 insan oturuyor.

Hangi çağdayız!

Başbakanımız "Sağlıkta" çağ atladık diyor ama Diyarbakır Çocuk Hastanesi Ütopya’nın da gerisinde.

***

Benim çocuğumu "ishalden" dolayı yatırdılar.

Ama aynı yatakta, tifo'dan yatan var.

Bir de menenjit geçirmiş bir çocuk bulunuyor...

Üç ayrı hastalık ve üç ayrı hasta, bir yatakta nasıl tedavi görür, nasıl şifa kazanır?

Aklen, manen ve tıbben, mümkün mü sizce?

Siz çocuk ölümlerinin en çok Diyarbakır'da olduğunu yazmışsınız.

Doğru.

Ama gel görün ki, her gün bu hastanede kaç çocuk cesedi çıkarılıyor.

İdareye gidiyoruz. Hemşireye söylüyoruz.

Doktora, tepki veriyoruz.  Hepsi; "yatak kapasitemiz" bu kadar.

Hasta çok. Ne yapabiliriz ki?

***

Evet!

Ne diyeceksin, "herkes" haklı!

Tabi ki idareci de!

Yoksa, Sağlık Bakanlığı.

Bizim seçtiğimiz vekiller. Kent idarecileri de.

Biliyorlar ki!

Çocuk Hastalıkları Hastanesi "fiziki" olarak, ömrünü tamamlamıştır.

Eski SSK binası.

Hal-i hazırda, 50 yıllık bir ömrü var.

Ki bir binanın azami ömrü, 25–30 yıldır. Buranın da, "yıkım kararı" olmasına rağmen kullanılıyor.

***

Bina ne yıkılıyor…  Ne de yıktırılıyor?

Ve ne de güçlendirme yapılıyor.

Hepsinden öte "çağın gereğine" uygun bir yapıya da dönüştürülmüyor?

Yani, her şey arıza-i durum içeriyor.

Onun için, Diyarbakır'a acil ve ivedi olarak; "Çocuk Hastalıkları Hastanesi" inşa edilmesi lazım.

Hatta bir değil, iki olmalı.

Şehir merkezine iki ayrı bölgede, iki hastane yapılmalı.

Çünkü şuan, Dicle Üniversitesi Hastanesindeki Çocuk Hastalıkları Hastanesi de, "ful" hizmet veriyor.

Yatak sıkıntısı burada mevcut.

***

Bir de şu öneride bulunmuştum geçici de olsa diyerek.

Siverek yolu üzerindeki; Kadın-Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi!

Şuan Hastanenin üst katlarının bazıları "boş".

Dün yerel bir gazetemizin de manşet haberiydi "Bu hastanede neler oluyor?" diye.

Tebrik ediyorum. Güzel ve zamanında bir haber!

Burada, boş bulanan katlar neden kullanıma açılmıyor.

Kadın ve Çocuk! Anne ve bebek.

Çocuk Hastalıkları Hastanesindeki "hasta sayısını" aşağı düşürmek açısından neden buradaki "boş katlar" kullanılmıyor.

Ama diyeceksiniz ki; "Ka akıl."

İşte Sağlıktaki sağlıksız halimiz "Ka aklın" olmayışındandır.

Sizce!