NESİL NEDEN ELDEN GİDİYOR?
24 saat arayla iki dehşet verici olayla ülke ve millet olarak sarsıldık.. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.. Ülkemizin ve milletimizin başı sağ olsun.. Peş peşe yaşadığımız iki hadise aslında şu vecize ata sözünü ikmal ediyor.. “Bir musibet, bin nasihattan evladır.?” İşte bu düsturla, iki meseleyi irdelemek lazım yeter artık diyerek!..
***
Önce Siverek ilçesi.. 19 yaşında eski öğrenci. Adı Ömer Ket.. Elinde pompalı tüfekle eski okuluna gidiyor.. Önüne gelene rast gele ateş açıyor.. Bilanço, öğretmen ve öğrenci toplam 16 yaralı.. Sonrası, intihar.. Ve bir gün sonra Kahramanmaraş’ta, daha bir korkunç olay!.. 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli..
***
1. Sınıf emniyet müdürü-başmüfettiş olan babasına ait silahları alıyor.. Bir değil, tam beş tane silah.. 7 de ful dolu şarjörle.. Okulu olan, Ayser Çalık Ortaokulu’na gidiyor.. İki sınıfı hedef alıyor.. 7 öğrenci ve 1 öğretmeni öldürüyor.. Bir de kendisi ölü.. Ki onlarca da yaralı, öğrenci, öğretmen..
***
Bu iki kan dondurucu hadise bir tesadüf olamaz.. Ben ne tesadüf ne de bireysel iki vakıa olduğunu düşünmüyor ve de inanmıyorum.. İkisi de birbiriyle, ilintili ve tetikleyici faktöre sahip.. Copycat etkisiyle bir furyanın kapısını aralamaktır, olaylar zinciri.. Haykıran tek bir soru var burda..
***
Onu da yazıma başlık olarak, aktardım.. Nesil neden elden gidiyor?.. Cevap, iki mevzunun içeriğinde değil.? Yanıtı, toplumsal derin tahribatlar içeren yaralarımızda gizli.. Sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve inanç katmanlarındaki çatlaklarda, aramamız gerekir sorunun yanıtını.. Eğer bu dehlizi görmezden gelirsek, bilelim ki yarın başka bir okulda aynı dehşeti yaşayacağız.
***
Benzer vakıaları biz, ABD, Avrupa ve İskandinav ülkelerinden bilirdik… Ekrana gelen görüntüler, hafızalarda.. Oralardaki okul saldırılarından.. Hatırladığım kadarıyla, Columbine, Sandy Hook, Erfurt, Jokela.. Buralarda vücut bulan ve çok sayıda öğrenci, öğretmen katliamlarına sahne olan olaylar, bugün yaşadığımız ve yaşatılanlar noktasında ülke ve ve millet olarak, kendi nam-ı hesabımıza göre acı dersler çıkarmanın zamanı gelip geçmiş, hatta geç bile kalmış durumdayız… Olmazsa idik, bugün telafisi mümkün olmayan acı sonlarla yüz yüze gelir miydik?.. Suça sürüklenen çocuklar diye bir derdimiz olur muydu?!.. Ne yazık ki? Beş noktaya dikkat çekmek istiyorum..
BİR.. Sosyal doku dağılıyor.. Aileler hızla parçalanıyor, çocuklar ekran karşısında ve sokakta büyür hale geldi? Suça sürüklenen gençlik sorunu yıllardır içimizi yakarken, şimdi okul baskınlarıyla daha bir dehşet verici, boyut aldı.. Reddedilme, akran zorbalığı, psikolojik sorunlar ve şiddet merakı evrensel riskler bir bütün olarak, şiddeti körüklüyor..
Sosyal medya ise bu zehri tüm katmanların üzerine boca ediyor.. Saldırganlık görünür hal aldı.. Videoları milyonlarca kez izleniyor. Şanlıurfa’dan saatler sonra Kahramanmaraş’ta yaşanması tesadüf değil; bilimsel olarak kanıtlanmış copycat etkisi devreye girdi. Çocuklar empatiyi değil, like’ı öğreniyor.
***
İKİ.. Siyaset sağduyulu olmalı.. Bu tür trajediler siyaset arenasında hemen istifa ve rakibe bel altı vurma haline dönüşüyor.. Oysa ki böyle olmamalı.. Malum, paniği körüklemek kolay, lakin çözüm üretmek zor. Şu gerçek tartışılmazdır.. Milli Eğitim Bakanlığı güvenlik önlemlerini baştan sona yenilemek ve de gözden geçirmek zorundadır..
ABD’de kapı kilitleri, panik butonu ve silahlı güvenlik gibi hedefi sertleştirme yöntemleri kısmen işe yaradığını söylemek mümkün.. Avrupa’da daha bir katı silah yasaları ve erken uyarı sistemleri var… İskandinav ülkeleri ise aile desteğiyle psikososyal müdahaleyi ön plana çıkararak, soruna çözüm üretici.. Onun için bizde, ivedilikle siyaset paniği bir kenara bırakıp somut planlar ortaya koymalı.
***
ÜÇ.. Ekonomik baskı tetikliyor.. Tartışmasız bir gerçek bu.. Yoksulluk, işsizlik ve eşitsizlik gençleri umutsuzluğa, karamsarlığa ilettiği gibi illegal yapıların da adeta sürükleyicisi konumuna düşüyor. Silaha erişim, özellikle varoşlarda, daha bir kolaylaşıyor. Bireysel silahlanma sorunu artık, ivedi bir şekilde masaya yatırılmalı..
Evdeki tüfek, bir avunma silahı olarak görülmemesi gerektiği gibi bi çocuğun koruma-saldırı fikriyatıyla çantasına girmemeli. Ekonomik sıkıntılar hem aile denetimini zayıflatıyor hem de okulları kaynak yetersizliğiyle baş başa bırakıyor. Çözüm basit ve nettir bu yönde.. Güvenlik ve rehberlik hizmetleri için ayrı bütçe ayrılmalı, öncelik yoksul bölgelerde ıslaha kullanılmalı!
***
DÖRT.. Kültürel erozyon hız kazandı.. Ne hazin ve yazık ki, söz konusu kültürel erozyon nesille sınırlı değil, ebeveyne sirayet edici.. Okullarda disiplin gevşedi, öğretmen ve yönetici pasifleştirildi.. Öğretmen sıradan bir konuma getirildi.. Veli baskısı ve çocuk hakları adına otorite boşluğu oluştu. “Eti senin kemiği benim” dönemi kapandı..
Eğitim ve öğretim kapitalleşti?.. Sosyal medyadaki şiddet övgüsü ve şiddet içerikli oyunlar ise kültürel zehri derinleştiriyor. Öğretmen yetkisi acilen güçlendirilmeli, yoksa okullar eğitim yuvası olmaktan çıkıyor, risk alanına dönüşüyor. Tek tip kıyafet, kartlı geçiş, kamera ve kilit sistemi artık standart hale getirilmeli.
***
BEŞ.. İnanç boyutu en kritik halka.. Türkiye gibi inançlı bir toplumda manevi pusula, ne yazık ki laiklik nam-ı hesabıyla dayatılan seküler yaşamın egemenliğiyle hayli zayıfladı.. Allah’tan korkma, vicdan ve empati duygusu yerini bireysel nihilizme bırakmış durumda.. Kaldı ki bu durum sadece nesilde değil, toplumun yetişkin katmanında da korkunç bir boyutta, seyir alıyor.
***
Çocuklar ritüelleri öğreniyor ama hayatı anlamlandırmayı öğrenemiyor. Ailede, okulda ve camide manevi eğitim ihmal edildiği için sosyal ve kültürel çöküş hızlanıyor; manevi boşluk şiddetle doluyor. Oysa ki, tarih şahittir ki inanç, şiddete karşı en güçlü fren mekanizmasıdır. İşte bu fren gevşeyince diğer tüm tedbirler frensizleşiyor.
***
Özetle demem o ki, artık laf üretmek, siyasi polemik tartışmalarına kendimizi ğark etmekten imtina edip, radikal ve kapsamlı, sorun çözümü adımlar atmanın zamanıdır… Yapılması gerekenler, basit ve nettir.. Okullarda tek tip kıyafet, kartlı geçiş ve gelişmiş güvenlik sistemi zorunlu hale getirilmeli.. Sosyal medyada şiddet övücü paylaşımlara anında ve kalıcı yaptırım uygulanmalı.
***
Öğretmen ve yönetici yetkisi güçlendirilmeli, disiplin gevşekliği sona ermeli. Bireysel silahlanma ciddi şekilde denetlenmeli. Suça sürüklenen çocuklar ile okul saldırıları arasındaki bağlantı araştırılmalı, ortak veri tabanı ve erken müdahale programları kurulmalı. Her okulda güçlü rehberlik ve tehdit değerlendirme ekipleri oluşturulmalı. Metal dedektör yetmez; mental sağlık taraması, akran zorbalığı önleme ve aile eğitimi de zorunlu olmalı.
***
Ve tabi ki siyaset.. İster iktidar ister muhalefet.. Fark etmez ve de gözetilmez… Bu meselede siyaset artık rakibe, siyaset devirme gayretinde değil, nesle sahip çıkması gerekir. Bu minvalde kafa yormalı, öneriler ve alternatifler oluşturmalı… Milli Eğitim Bakanlığı da eğitime ara verme kararlarıyla yetinmemeli, toplantılar düzenledik demekle kalmamalı..
***
Sistematik ve de kollektif bir reformlara, çok katmanlı güvenlik önlemlerine yönelmeli.. Bugünün gözyaşını yarın unutursak, işte o zaman bu iki hadise bir başlangıç olarak, kalır.. Zaman daraldı. Okulları yeniden güvenli bir yuva haline getirmek lazım.. Şunu da ebeveynler olarak zihnimize kazalım, nesil elden gidiyor diyorsak bilelim ki o elden gitmiyor, biz onlardan elimizi çekip, terk-i diyara mahkum ediyoruz!…
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Neslini ihya ve ıslah etmeyen toplumun çöküşü mukadderdir!…
Yorumlar